Geçmeyen zamanın içinden
Bir mektup bırakılmış
Geleceğin kapısına,
Kim bilir kaç gözyaşı damlası
Hangi duygular
Eşlik etmiş satırlara.
Ne ileri sarabiliyorum zamanı
Ne de geri alabiliyorum hayatı
Zaman kör bir yolcu gibi
Geçip giderken önümden
Ne adımı sorar,
Ne de yüzümdeki hasreti
Gökyüzüne bakıyorum,
Hep aynı manzara
Bir bakış kalmış elimde,
Yüzünü hatırlayamadığım bir andan.
Zihnimin orta yerinde canlanan
Anılarından
Uçurtması elinden alınmış çocuk misali
Ağlıyor içimde zaman
Ne taşır beni
Ne de bırakır olduğum yere.
Uzaklaşan vapur sesinde
Geç kalmış bir vedanın ucunda zaman
Bir eylül yaprağı gibi savrulurum
Takvimin bilinmeyen köşelerine.
Ne dün beni bırakır,
Ne yarın kabullenir.
Gölgesinde kaldım geçmeyen saatlerin,
Aynalarda kırık bir suretim şimdi.
Her adımımda yeni kayıpların yankısı var.
Bir rüya gibi silikleşti anılar,
Uyanmakla unutmak aynı çizgide.
Zamanla yarışmaz artık duygular,
Sadece susar, kalır içimde.
Kördür zaman;
Görseydi, biraz beklerdi
Belki bir nefeslik sessizliği Sonsuzluk kadar anlardı
Bir tebessümü ömre kâfi sayardı.
Ama o,
Hep giden bir yolcudur
Ben ise...
Yarım kalmış bir şiir.
Zehra Özelçi