Bugün dünya üzerinde birçok insanın eksikliğini yaşadığı magnezyum, vücutta 300’den fazla enzimin çalışmasında görev alan hayati bir mineraldir. Magnezyumun varlığı, insan fizyolojisinde oldukça önemli bir yere sahip. Eksikliği ise ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır.
Günlük magnezyum ihtiyacı kadınlar için 300 mg iken erkekler için 350 mg'dır. Gebelikte, emzirmede, aşırı terlemede ve yoğun spor dönemlerinde ise bu ihtiyaç artmaktadır.
Magnezyumun %60'ı kemiklerde, %40'i ise kanda ve kaslarda depolanır. Hücreye magnezyum girişiyle hücre bir nevi dinlenme ve gevşeme moduna girer. Bu özelliği ile magnezyumun asıl fonksiyonu gevşetmektir. Dolayısıyla magnezyum eksikliği; kramplar, kasılmalar, halsizlik, yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterir.
Magnezyum elementi en çok deniz suyunda ve toprağın yapısında bulunmakla birlikte koyu yeşil yapraklı sebzelerde de (kara lahana, ıspanak, semizotu, brokoli, maydanoz, dere otu, nane, roka, yeşil soğan vb.) bol miktarda bulunur. Koyu yeşil yapraklı bitkilerden yeterince beslenilmemesi magnezyum eksikliğine yol açar. Ancak, günlük beslenmemize koyu yeşil yapraklı sebzeler eklense dahi, kullanılan tarım ilaçları ve toprak kirliliği gibi çeşitli nedenlerle oluşan topraktaki magnezyum miktarının azalması, beslenme ile magnezyum ihtiyacımızı karşılamayı zorlaştırmaktadır. Günlük magnezyum alımımız yeterince gerçekleşmediğinden magnezyum eksikliği problemi yaygınlık kazanmış durumdadır.
Koyu yeşil yapraklı sebzelerde, balıkta, tahıllarda, fındık, fıstık, badem gibi kuruyemişlerde ve kereviz pırasa gibi sebzelerde bol miktarda magnezyum mevcut olsa bile bunları yeterli tüketmek dahi bazen yukarıda açıkladığım sebeplerden ötürü yeterli gelmemektedir. Ve bu durum sıklıkla takviye magnezyum alımını gerekli kılmaktadır.,
Magnezyum eksikliğinin bir başka sebebi de her ne kadar yeterli magnezyum gerek beslenme gerekse takviye ile alınırsa alınsın, kişinin bağırsak hastalıkları var ise vücuda alınan magnezyum yetmeyebilmektedir. Çünkü magnezyum, kana bağırsaklardan emilerek karışır. Ayrıca Magnezyumun emilmesi için D vitamini ve paratiroid hormonunun da yeterli düzeyde olması gerekir. Bu sebeple takviye kullanan kişide magnezyuma bağlı olduğu düşünülen şikayetlerin gerilememesi durumunda dahiliye uzman doktorunun görüşü alınmalıdır.
Alacağımız magnezyum takviyesini çok iyi seçmemiz gerekir. Yaygın olarak piyasada bulunan ve göreceli olarak ucuz olan magnezyum oksit, magnezyum hidroksit, magnezyum sülfat gibi formların emilimi çok düşük (~ %4) olduğu için, bu formlar kandaki gerekli magnezyum değerine ulaştıramamaktadır. Bunun için iyi bir seçenek olmadıklarını söyleyebiliriz.
Şimdi sırasıyla magnezyum formlarına değinelim:
MAGNEZYUM SİTRAT; bağırsak emilimi iyi olup Magnezyum miktarını yükseltir. Krampları giderir. Yan etki olarak ishal yapabilir dolayısıyla kabızlık çeken kişiler magnezyum sitratı tercih etmelidir.
MAGNEZYUM MALAT; bağırsak emilimi oldukça güçlü olduğu için çok çabuk magnezyum miktarını yükseltir. Bilişsel fonksiyonlar ve kasla ilgili problemler (fibromiyalji kas ağrıları, kas spazmında) için magnezyum malat kullanılabilir.
MAGNEZYUM GLİSİNAT; beyin emilimi iyidir. Hafıza ile ilgili problemlerde rahatlıkla kullanılabilir. Kolaylıkla emilir ve yatıştırıcı özelliklere sahiptir. Uyku düzeninin sağlanmasına ve kaliteli uyku uyumaya yardımcı olur.
MAGNEZYUM TAURAT; yine beyin aktivitesini artırmak için, yaşa bağlı değişikliklerin neden olduğu depresyon, hafıza kaybı, Alzheimer gibi hastalıklar ile başa çıkmada ve kardiyovasküler sistem için önerilen formudur.
Piyasada mevcut olan magnezyum preparatlarının bir kısmı bahsettiğim magnezyum formlarını kombine bir şekilde (2’li, 3’lü vs) içermektedir. Bu formlar da kişinin şikayetlerine göre tercih edilebilir.
Yorgunluk, baş ağrısı, kaygı, depresyon, sindirim problemleri ve kas ağrıları şikayetlerinden muzdarip olan insanları çevremizde sık sık gördüğümüzden dolayı bu konuyu göz ardı etmemek gerektiğini düşünerek; bazen çözümü çok uzaklarda aramamak gerektiğini belirtmek isterim.
Sağlıkla kalın.