UMUT
Ertelenmiş hayatların öncesinde
Kabusa uyandı sabahlar
Gelecek sanrısı kalbimi yaralarken
Ben meçhule doğru yol alırken
Belirsizlik anları zehirledi yarınları
Tek bir umut kırıntısı vardı
Gökyüzü avuçlarımdaydı
Küçülen bir dünyayı sıkacaktım
Biten bir hayatın parmaklarıyla
Varlık dengesi rotasını şaştı
Yokluğun gürültüsü kulaklara eserken
Bahtım yalnızlığa sürüklenen gecelerdeydi
Ellerimin arasında süzülen gökyüzüne serenat yaparken
Bendimi boşluklardan saldım
Yağmur gibi dökülürken içime
Gözlerimden akan hüzündü
Örselenmiş duyguların ritmi kalbin ayarını bozdu
Tüm duygulara basan parmakları
Bulutlara batırmak istedim
Beyazına kara çalan senfoni dursun diye
Yıldız tozu bulanmış geceyi umuda örmek istedim
Parlayan sesleri hissedeyim diye
Karanlığı kabul görmüş günlerin
Korkuları gitti
Hiçlik telaşesi yeni bir varlık düşüncesine bırakılırken
Izdırap bir yürek sızısına dönüştü
Sessiz bir gidiş ve gelecek döngüsü
Dipsiz bir sarmalın içindeydi
Kördüğüm bir fikrin, ebed zikrindeydim
Söyle ey sen!
Yazgına yazılmış hangi haberi yanılgı sanabilirsin?
Renkli düşleri siyah kalemle yazmayı öğrendiğinden beri
Hangi gerçeği gizleyebilirsin?
Hayat kanıksanmayı isteyen bir zehir
Gölgesinde güneşi izlemeyi becerirken
Dalında filizlenen yeşile fısıldadım
"Bana yeniden doğmayı öğretir misin?"
Yaşamla ölmek arasında
Rahmet kanatlı umut göründü
Karanlığı parçalayan meşalenin akislerine sarıldım
Gecedeki yıldızların feneri yandı
İçimdeki kâinat bahara hazırdı
Dalında çiçeklenen kırmızıya fısıldadım
"Bana yeniden açmayı öğretir misin?"
Esra Gülşahin