Bir yıl boyunca sabahın mahmur sessizliğini yaran okul servisleri artık geçmeyecek sokaklardan…
Küçük ayakkabıların telaşla koştuğu koridorlar sessizliğe bürünecek…
Defter aralarına sıkışmış hayaller kapanacak şimdi bir dolabın çekmecesine…
Ve anneler…
Sabah kahvaltı hazırlarken aceleyle “Geç kalıyorsun yavrum!” diye seslenen anneler…
Şimdi çocuklarının biraz daha büyüdüğünü fark edecek.
Bir eğitim yılı daha bitti.
Kimi çocuk karnesini sevinçle kaldıracak göğe…
Kimi başını öne eğip sessizce odasına çekilecek…
Kimi anne evladının başarısıyla gururlanacak…
Kimi baba “Ben nerede eksik kaldım?” diye içten içe kendini sorgulayacak…
Fakat aslında hiçbir karne, bir çocuğun gerçek değerini ölçemez.
Çünkü bazı çocuklar matematikte iyi değildir ama merhameti çok iyi bilir…
Bazıları test çözemiyordur ama annesinin yorgun yüzünü okuyabiliyordur…
Bazıları sınıfta sessizdir ama geceleri secdede Rabbine içini döküyordur…
Biz uzun zamandır çocuklarımızın puanlarını ölçüyoruz da…
Kalplerini ihmal ediyoruz.
Oysa insanı ayakta tutan şey diploma değil, istikamettir.
Çünkü bu çağın en büyük felaketi; bilgisiz nesiller değil, vicdansız zihinlerdir.
Şimdi uzun bir yaz başlıyor…
Kimi evlerde çocuklar saatlerce ekranların önünde büyüyecek…
Bir yaz boyunca sosyal medyanın kirli rüzgârı değecek ruhlarına…
Geceyi sabaha bağlayan anlamsız videolar, anlamsız arkadaşlıklar, anlamsız tüketimler…
Ve ne acıdır ki modern dünya buna “tatil” diyecek…
Oysa tatil; ruhun çürümesi değil, dinlenmesidir.
Kalbin kirlenmesi değil, nefes almasıdır.
Bir çocuğun en güzel yaz tatili;
anne dizinde dinlediği bir peygamber kıssasıdır…
Babasının elinden tutup camiye yürüdüğü akşamdır…
Bir yetimin başını okşarken öğrendiği merhamettir…
Kur’an okurken kalbine düşen ilk gözyaşıdır…
Çünkü çocukluk; sadece büyümek değildir.
Çocukluk, insanın ruhuna yazılan ilk cümledir.
Bugün birçok anne baba çocuklarını iyi okullara göndermek için mücadele ediyor…
Ama kaçımız çocuklarımızı Allah’a yakın büyütebilmek için aynı gayreti gösteriyoruz?
Kaç evde Kur’an sesi televizyon sesinden daha fazla yankılanıyor?
Kaç sofrada telefonlar değil, dualar konuşuyor?
Kaç çocuk anne babasının dizinin dibinde sahabe isimleri öğreniyor?
Biz çocuklarımızı geleceğe hazırlıyoruz ama…
Ahirete hazırlamayı çoğu zaman unutuyoruz.
Oysa dünya; gelip geçen kısa bir teneffüsten ibaret…
Asıl mesele; çocuklarımızın hangi üniversiteyi kazandığı değil,
hangi ahlakı kazandığıdır.
Çünkü bu çağ, başarılı ama mutsuz insanlar üretiyor.
Kalabalıklar içinde yalnız büyüyen çocuklar…
Her şeye sahip olup huzuru bulamayan gençler…
Gülüşlerinin altında kocaman boşluklar taşıyan nesiller…
Ve belki de bu yüzden bugün en çok şeye değil;
en çok merhamete, duaya, muhabbete ve hakiki ailelere ihtiyacımız var.
Bu yaz çocuklarınıza sadece tatil planı yapmayın…
Hatıra bırakın…
Birlikte kitap okuyun…
Birlikte sabah namazına kalkın…
Birlikte bir fakirin kapısını çalın…
Birlikte gökyüzünü seyredin…
Birlikte Allah’ı konuşun…
Çünkü yıllar sonra çocuklarınız çözdüğü soruları hatırlamayacak belki…
Ama bir yaz gecesi annenin yaptığı çayın kokusunu…
Babasının omzunda giderken dinlediği ezanı…
Ailece edilen duaları…
Ve evin içindeki huzuru asla unutmayacak.
Şimdi okullar tatil oldu…
Fakat anne babalık tatil olmadı.
İnsan yetiştirmek tatil olmadı.
Kalp inşa etmek tatil olmadı.
Ziller sustu belki…
Ama şimdi kalpler konuşacak.
Ve unutmayın…
Bir çocuğun gerçek başarısı;
notlarının yüksekliği değil,
Rabbine yakınlığı ve ona layık kulluğudur.
Zira en güzel makam ve başarı Yüce Rabbimize layık kul olabilmektir.
Rabbim nefsimizi ve nesillerimizi Rahmana layık kullardan eylesin inşallah...
Selam ve dua ile...
Esma Akbalık