Sağlıklı yaşama dair birçok konuyu ele aldığımız bu seride bu ay probiyotiklere yer verdik. Reklamlarda, eczane raflarında, sosyal medyada, hatta günlük sohbetlerde bile sıkça karşımıza çıkan bu probiyotikler gerçekten anlatıldığı kadar önemli. Bu yazıda probiyotikler nedir ve probiyotik kullanımıyla neyi amaçlıyoruz, değineceğiz.
Özellikle bağırsaklarımızda bizimle birlikte yaşayan devasa bir yaşam var. Öyle ki bağırsaklarımız yalnızca sindirim organı değil; adeta milyonlarca mikroorganizmanın yaşadığı küçük bir evren gibi çalışıyor. Ve bu görünmez canlılar, düşündüğümüzden çok daha büyük görevler üstleniyorlar.
Biz dünyada nasıl bir düzen içinde yaşamaya çalışıyorsak, onlar da bizim bağırsaklarımızda yaşamlarını sürdürüyorlar. Biz onları doğru beslediğimizde ve yaşam alanlarını koruduğumuzda onlar da bize sağlık olarak geri dönüyorlar.
Bağırsaklarımız neden bu kadar önemli?
Eskiden bağırsakların yalnızca sindirimle ilgili olduğu düşünülürdü. Oysa bugün biliyoruz ki bağırsak sağlığı; bağışıklık sisteminden ruh haline, enerji seviyesinden cilt sağlığına kadar pek çok alanı etkiliyor.
Sık sık yaşanan gaz, şişkinlik, hazımsızlık, kabızlık ya da spastik kolon gibi sorunların arkasında bazen bağırsak florasındaki dengesizlik yatabiliyor. Çünkü bağırsaklarımızdaki yararlı bakteriler azaldığında sindirim sistemi olması gerektiği gibi çalışmakta zorlanabiliyor.
Üstelik mesele yalnızca sindirim de değil… Son yıllarda yapılan çalışmalar; sık geçirilen enfeksiyonlar, halsizlik, alerjik yatkınlık, bazı otoimmün hastalıklar ve hatta ruh hali değişimleriyle bağırsak sağlığı arasında güçlü ilişkiler olduğunu gösteriyor. Bu yüzden artık bağırsaklar için sık sık “ikinci beyin” ifadesi kullanılıyor.
Probiyotikler tam olarak ne yapıyor?
Probiyotikler, bağırsakta yaşayan yararlı bakterilerdir. Prebiyotikler ise onların besini olan lifli yapılardır. Yani aslında prebiyotikler olmadan probiyotiklerin güçlü kalması pek mümkün değildir.
Bu yararlı bakteriler liflerden “butirik asit” adı verilen çok kıymetli maddeler üretirler. Butirik asit, bağırsak hücrelerini besler ve bağırsak bariyerini güçlendirir. Sağlam bir bağırsak bariyeri ise zararlı maddelerin ve hastalık etkenlerinin vücuda daha zor geçmesi anlamına gelir.
Kısacası iyi bakteriler yalnızca bağırsakta yaşamıyor; adeta orada bizim için çalışan görünmez koruyucular gibi görev yapıyorlar.
Herkes probiyotik kullanmalı mı?
Aslında ideal olan, bağırsak florasını doğal yollarla destekleyebilmektir. Fakat yoğun stres, düzensiz beslenme, sık antibiyotik kullanımı, uykusuzluk ve bazı hastalıklar bağırsaktaki yararlı bakterilerin azalmasına neden olabilir. Böyle durumlarda hekim veya eczacı önerisiyle probiyotik desteği kullanılması faydalı olabilir.
Ancak unutulmaması gereken önemli bir nokta var: Tek başına probiyotik almak mucize değildir. Çünkü iyi bakteriler bağırsakta yaşayabilmek için doğru besine de ihtiyaç duyar. İşte burada prebiyotiklerden zengin beslenme devreye giriyor.
Bağırsak dostu sofralar
Aslında bağırsaklarımızın sevdiği besinler oldukça doğal ve geleneksel yiyeceklerdir. Belki de anneannelerimizin mutfaklarında sıkça bulunan şeyler…
Kefir, ev yapımı yoğurt, tarhana, ev turşusu gibi fermente besinler bağırsak florasını desteklerken; yeşil yapraklı sebzeler, baklagiller, kabuklu meyveler, tohumlar ve çeşitli baharatlar da yararlı bakteriler için güçlü bir besin kaynağı oluşturur.
Yani bazen sağlığımız için en büyük değişim, çok karmaşık formüllerde değil; soframıza koyduğumuz doğal besinlerde saklı olabilir.
Vücudumuz bize sürekli sinyaller verir. Şişkinlik, düzensiz sindirim, yorgunluk ya da sık hastalanmak bazen bağırsaklarımızın “Bana biraz daha iyi bak” deme şeklidir. Belki de sağlıklı yaşamın en önemli sırlarından biri, yalnızca kendimizi değil; bizimle birlikte yaşayan o görünmez dostları da iyi beslemekten geçiyordur.
Sağlıkla kalın.
Zeynep Yüksel Gülsever