Çocuk eğitimi pek çok kişi tarafından konuşulan konudur. Ancak insan yetiştirme özelliğinden dolayı oldukça önemlidir. Ebeveynin tutumu bir çocuğun karakter inşası demektir. Toplumun söz sahibi olacak evlatların güzel bir ebeveyn eğitimi sürecinden geçmesi gerekir. Eğitim dediysek bunun için belli bir statüden geçmesine cilt cilt kitap devrilmesine gerek yok. Sadece sevgi ve disiplin arasındaki kontrolün sağlanması yeterlidir. Zira baktığımızda her zaman ebeveynler bu iki hususta yanlışlıklar yapmaktadırlar.
İnsanların en büyük hatası vasatı terk edip ifrat ve tefrit kulvarlarında gezinmesi olmuştur. Geçmişe baktığımız zaman sevginin gösterilmediği ancak sadece kuralların hoyratça disipline edildiği bir eğitim modeli vardı. Kurallar söz konusu olduğunda ifratça davranılan ancak sevgiden bahsedildi mi ya göstermeyi bilmeyen ya da “şımartılacağı” düşünülen bir model. Böylesine aşırılığa kaçmış bir geçmiş; çocuklarda bir öpmeden bile çekinilen temassızlık, bir güzel sözün kısıtlanması ve sevgisizliğin her zerresi uzak tutuldu. Sevgiden uzaklaşan gençlerde kendini beğenmeme, kendini kanıtlamaya çalışıp görünür kılma hırsı, özgüvensizlik, kendini birilerine beğendirmeye çalışma, aileyle arasındaki kalın duvardan kaynaklı duygu boşluğu ve daha fazla duyguları yaralayan bir hal meydana geldi.
Bu durumun sonucu olarak gelecek kuşaklarda çocuk eğitiminde, “sınırsız sevgi” modeline geçildi. Bu da zamanın tefrit halini yaşattı. Sevginin tarifi yanlış yapılarak, çocuğun her istediği yapılan ve sınır kontrolü olmayan bir noktaya getirildi. Ebeveyn ile çocuk arasındaki mesafe kalkarak aile saygınlığı kalmadı. Kuralların yerini yanlış sevgi tutumları alınca çocuk afalladı. Aile çok sevgi verdiğini iddia ederken çocuğun disiplinden kurallardan uzak yaşaması neyin iyi neyin kötü olduğuna dair seçicilik algısını karıştırdı. Böyle çocuklar ile ebeveynler yer değiştirip, çocukların yönlendirdiği bir anne baba olundu. Sadece sevgi bocalanan çocuklar da zamanın terbiye, kural, sınır tanımayan bireyleri haline dönüştü.
Şimdi bu her iki durumun aşırılığa kaçmış hali oldukça tehlikelidir. Örnek eğitim modelin de ise ikisi birlikte olmak zorundadır. Sevgi ve disiplin! Öncelikle koşulsuz sevginin verilmesi gerekir düşüncesindeyim. Sevgiyle beslenen yürekler itaate daha yakın ve kalıcıdırlar. Korkuyla beslenen yüreklerde ise o korku hali gidince tekrar eskiye dönmesi normaldir. Ebeveynin çocuğuna olan sevgisi öyle aşılanmalı ki, çocuk annesini babasını çok sevdiğinden ve kırmak istemediğinden dolayı o davranıştan vazgeçmeli. Yani sadece korku ve baskıdan dolayı değil, çok sevgiden de üzmek istemeyebilir.
Tabi koşulsuz sevgi derken şımartan ya da sınırı olmayan bir terbiyeden bahsetmiyoruz. İşte burada sevgiyi şekillendirecek olan disiplindir. Hayat kurallar ve davranışlar içerir. Sevgi insan duygusunu doyururken, disipline edilmiş kurallar da davranışları doyurur. Sadece bir tarafa eğilim gösterilmez ya da sadece bir taraf yok sayılamaz. Bunlar b kuşun iki kanadı gibi hayat boyunca bir insanın beslenmesi gereken hususlardır.
Bir çocuğa koşulsuz sevgi gösterilir ancak yapmış olduğu yanlış bir davranışı o sevgi örtemez. Aksine davranışın yanlış oluğunu söyleyen bir dil, çocuğuna olan sevgisini daha çok göstermiş olacaktır. Yine bir çocuğa koşulsuz sevgi verilir ancak aynı zaman da hayatın uyulması gereken kuralları da gösterilir. Ve çocuk bu kuralları umursamaz ise çocuğun davranışına karşı olan menfi duruş, sevgiyi etkilemez. Zira her süreçte ebeveynin çocuğunu disiplin ve kural olarak yetiştirmesinin altında da sevgi temelli koruma vardır. Yeter ki aşırıya kaçılmış ya da sevgisiz bir kurallar silsilesi olmasın!
Anne babalık iç güdüsü olan şefkatte bazen sevgiyi yönlendirebiliyor. Ve birçok anlam da o şefkat sınırı olmayan kuralsız bir kapıya yol açıyor. Burada da dengeli olmak gerekir. Örneğin genç çocuğunu sıcak yatağından namaza kaldırmak istemeyen annenin şefkati burada aşırıya kaçmış hali resmeder. Ve geniş anlamda bakıldığında gerçek şefkatin bu olmadığı da görülür. Diğer bazı konularda da durum böyle olabilir.
Küçük bir hikâyede şöyle anlatılır. Ahmet’in 7 yaşındaki oğlu Emir salonda top oynarken kazara babasının sevdiği vazoyu kırar. Daha sonra kırıldığını gören baba, üzülen oğluna “Evin içinde top oynamama kuralımız vardı. Bu kuralı çiğnediğin için bir hafta tablet yok.” der sakince. Ama çocuk, “baba çok istiyordum o oyunu” deyince babası diz çöküp oğlunun hizasına iner ve saçını okşayarak der ki; “Biliyorum üzüldün. Ben de vazoyu çok sevmiştim ben de üzüldüm. Ama seni sevdiğim için kurallar var, kurallar seni korusun diye. Yalan söylemiş olsaydın daha çok üzülürdüm. Doğruyu söylediğin için teşekkür ederim.” dedi. O gece Emir yatağına giderken babasına sarıldı. “Baba seni seviyorum.” dedi. Babası; “Ben de seni o vazodan daha çok seviyorum”. dedi.
Bu hikaye ile, sevgi ve kuralların çatışmadığı aksine ikisinin görmezden gelinmediği bir ebeveynin tutarlı davranışı gösterilir. Kurallar hatırlatılarak disiplin, vazoyu kendisinin kırdığı yalanını söylemediği için takdir ve sondaki sarılma ve sözlerle sevgi gösterilir. Böylesi bir tutum çocuğun büyüme aşaması evrelerini de kolaylaştırır. Çünkü sevgi ve disiplin arasındaki ebeveyn tutarlığı karakter inşası için önemlidir.
Şu da önemli bir husus ki sevgi şartsız ancak disiplin davranışa bağlı olmalıdır. Yani çocuğa sen kötüsün değil de yaptığı davranışın kötü olduğu söylenmelidir. Çocuğun yaramazlığından ziyade yapmış olduğu kötü davranışlar belirtilmelidir. Böylece çocuk kendini değil, davranışlarını sorgular. Bu da ailenin kendisine karşı sevgisizliği olarak değil, davranışına olan öfkesi diye algılar.
Esra GÜLŞAHİN