Sahabe Hayatlarından Psikoloji Dünyamıza: Mükemmeliyetçilik
Bismillah ...
Rasulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kâtiplerinden biri olan Ebû Rib’î Hanzala İbni Rebî‘ el-Üseydî, bir gün ağlayarak Hazreti Ebû Bekir’in yanına gelmişti. Hazreti Ebû Bekir ona, “Nasılsın Hanzala?” diye sorunca o, “Hanzala münafık oldu!” diye cevap verdi. Hazreti Ebû Bekir şaşkınlığını gizleyemeyerek, “Sübhânallâh! Ne diyorsun?” dedi. Bunun üzerine Hanzala, “Rasulullah’ın huzurunda iken o bize cennet ve cehennemi anlattığında onları gözümüzle görmüş gibi oluyoruz. Rasulullah’ın huzurundan ayrılıp çoluk çocuğumuza karışarak işlerimizin başına geçtiğimizde ise, o duyduklarımızın pek çoğunu unutuyoruz.” diye dert yandı. Ardından Hazreti Ebû Bekir ona, “Ey Hanzala! Allah’a yemin olsun ki biz de aynı durumdayız.” diyerek Allah Rasulü’ne gitmeyi teklif etti ve beraber gittiler. Hanzala, Hazreti Ebû Bekir ile paylaştığı sıkıntısını Rasulullah’a da arz etti. Onu dikkatle dinleyen Hazreti Peygamber, bunun üzerine şöyle buyurdu: “Beni yaşatan Allah’a yemin ederim ki siz, her zaman yanımdan kalktığınız gibi kalsaydınız melekler, oturduğunuz yollar üzerinde ve yataklarınızda sizinle musafaha ederlerdi. Fakat ey Hanzala! (İnsan bu) Bazen öyle, bazen böyle!” (Müslim, Tevbe 12-13.; Tirmizî, Kıyâmet 59)
Hazreti Hanzala’nın (Radiyallahu Anh) başından geçen bu hadiseden pek çok ders çıkarabiliriz. Öncelikle bir Müslüman olarak hayatta dengenin/itidalin ne kadar mühim olduğunu görüyoruz, ki sağlıklı psikoloji için de itidal, önemli şartlardan biridir diyebiliriz.
İnsanın zihinsel ve duygusal enerjisi sınırlıdır. Mükemmel olmaya ya da mükemmeli yapmaya çalışarak sürekli en yüksek uyarılma ve odaklanma seviyesinde kalmaya çalışmak, sinir sistemini çökerterek tükenmişliğe yol açabilir. Bu durum kişinin derin bir depresyon yaşamasına sebebiyet verebilir. Bu gibi mükemmeliyetçi durumlarda kişi yoğun stres ve kaygı yaşayabilmektedir.
Hazreti Hanzala, manevi hayatında her an zirvede olamadığı için kendini direkt münafık olarak etiketlemektedir. İnsanoğlu, iş hayatında, ebeveynlikte veya evliliğinde de aynı hataya düşebilmektedir, “Eğer mükemmel değilsem, başarısızım.” Bu duruma “Bilişsel Davranışçı Terapi”de bir bilişsel çarpıtma türü olan “ya hep ya hiç” çarpıtması denir. Sürekli böyle düşünen bir kişi kaygı bozukluğu (bilhassa performans kaygısı), stres, özgüven eksikliği, tükenmişlik sendromu, depresyon gibi durumlar yaşayabilir.
Allah Rasulü’nün (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) koyduğu bu kural, zihne; dinlenme, eğlenme, sosyalleşme ve rutin işlerle uğraşma hakkı tanırken performansı ve ruh sağlığını sürdürülebilir kılmaktadır.
Velhamdulillahi Rabbim Alemin
Psk. Dan. Sümeyye Özbay