Özgüvenli Müslüman Kimlik
Bismillahirrahmanirrahim.
Esselâtü vesselâmü alâ Resûlinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve ashâbihî ecmaîn.
İman, insanoğluna verilmiş en paha biçilmez değerdir. Hakikatlerin tamamını içinde barındıran ve her daim doğruyu öğütleyen bu yol, özgüvenli fertlerin omuzlarında yükselecektir. Allah’a kul olma onurunu taşıyan her birey, omzundaki ağırlığın bir yük değil, bir nimet olduğunun farkında olarak istikamet üzere yol alır.
“Allah’a güven, çünkü sen apaçık bir hakikat üzerindesin.” (Neml Suresi, 79. Ayet)
Bu hakikat ile Müslüman, özgüveninin kaynağını Rabbine bağlamalı; O'na güvenip dayanmalıdır. Savunduğu davasının hak olduğu bilinciyle Allah’a tevekkül etmelidir.
Özgüven, aslında tam da mümine yakışan bir davranıştır. Hazreti İbrahim’in (Aleyhisselam) putları kırarken gösterdiği olgunluğun kaynağı da, Hazreti Musa’nın (Aleyhisselam) Firavun karşısında gösterdiği cesaret de, Âsiye annemizin Firavun’a karşı takındığı tavır da Allah’ın mümine bahşettiği sonsuz bir güven duygusunun ve bunun neticesinde ortaya çıkan özgüvenin ürünüdür.
Mümin aciz değildir, aciz olmamalıdır. Bugün içinde bulunduğumuz hal bunun tam tersini gösterse de Müslüman birey Allah’tan başka kimseden korkmamalı ve dünyanın süsüne aldanmamalıdır. Filistin’deki kardeşlerimizin inleyişlerine rağmen hiçbir destek göstermeyen ve aksine zalimle iş birliği yapan İslam ülkelerinin durumu tam olarak budur: Aciz ve korkaktırlar. İçlerinde bulundukları makam ve mevki hırsı gözlerini kör etmiş bir hâldedir.
“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım-akrabanız, kazandığınız mallar, durgunluğa uğramasından endişe ettiğiniz ticaretiniz ve hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, peygamberinden ve O’nun yolunda cihattan daha sevimli ise, artık Allah buyruğunu (azabı) gerçekleştirinceye kadar bekleyin. Allah, günaha saplanmış kimseleri hidayete erdirmez.”
(Tevbe Suresi, 24. Ayet)
Her günü ve her saati dünyalık hesaplarla geçen bu insanlara en güzel cevap bu ayet-i kerimedir.
Yaşadığımız çağ ne kadar zor olursa olsun, mümin olarak özgüvenli olmalıyız. İnandığımız değerleri savunurken korkaklık göstermemeliyiz. Kendi değerlerini ezmeden ve başkalarına hakaret etmeden yol alan Müslüman, İslam dünyası için rol model olur. Üniversitelerde açılan pankartlar bu duruma verilebilecek en güzel örneklerden biridir. Müslümanların pasif olmadığının, söz sahibi olduklarının ve hayatın her alanında düşüncelerini korkmadan savunabildiklerinin bir göstergesidir. Modern zamanda kimliğini yaşamaktan çekinen her birey için bu bir özgüvenli kimlik beyanıdır.
Üniversitede, laboratuvarda, camide, hayatın her alanında “Ben de varım ve hayatımı Allah için yaşıyorum” demenin en güzel yolu, böyle bir pankartla cevap vermektir. “Korkmuyorum ve bunu saklamıyorum” dercesine haykırmaktır. Engellemelere rağmen boyun eğmeden, sessiz kalmayıp kimliğine sahip çıkmaktır.
Kim olduğunu bilen, dünyaya geliş amacını doğru bir şekilde idrak eden ve bunu düşünürken cesaretle hayata yön veren bir insan, başkalarının hayatına da dokunur. Bilgiyle donanmış, güzel ahlakla bezenmiş ve özgüven duygusuyla harmanlanmış her birey, İslam ümmetinin ihtiyaç duyduğu kimlik yetisini tamamlamış ve davasına sahip çıkar hâle gelmiştir.
Özgüven, değerli bir temelin verdiği iç huzurdur. Çünkü Allah’a inanmak ve O’na kul olmak, insanı başkasının hâkimiyetinden ve korkaklıktan kurtarır. Yaradan’a dayanmak; ideolojik sapmalara kapılmamak ve aldanmamaktır.
Bu duygunun inşası için insanın en temel prensibi ilimle beslenmek olmalıdır. İslam’ı doğru kaynaklardan öğrenmek, tarih boyunca sahabe, tâbiîn ve İslam âlimlerinin cesaretle yoğrulmuş hayatlarını örnek almak gerekir.
Duruşunu korumak, hiçbir akıntıya kapılmamak; moda, ideoloji, medya gibi dış tesirlerin etkisi altında kalmadan kararlı bir duruş sergilemek gerekir.
İbadetleri sağlam hâle getirmek de özgüvenli bir şahsiyetin temelini oluşturan unsurlardandır. Allah ile arası iyi olan, ibadetlerini yer, zaman ve mekân tanımadan; dış tesirlerin alaycı bakışlarına aldırmadan yapabilen, başkalarına farklı görünme endişesiyle taviz vermeyen ve değerlerine sahip çıkan birey, bu duygunun yerleşmesine vesile olacaktır.
Çünkü bilmemiz gereken en önemli husus şudur: İlmi birikimi olmayan, duruşu konusunda taviz veren ve kimliğini gizlemeye çalışan herkes zamanla Müslümanlığını kaybedecektir. Dışa karşı başka birisi gibi davranmak, içsel huzursuzluğu beraberinde getirecek ve bunalımlara sebebiyet verecektir. Müslüman nerede olursa olsun “Ben Müslümanım ve bununla gurur duyuyorum” demekten çekinmemelidir. Sırtını Rabbine dayamanın verdiği huzur ile özgüvenli adımlar atmalıdır.
Kendin ol. Müslüman ol. Dik dur. Çünkü sen Allah’a kul olmanın şerefini taşıyorsun
Senanur GİZLİ