Esselamu Aleykum kıymetli okurlar
Yuvamızda büyüyen ve yaşamda yeni deneyimlerine bizzat şahit olduğumuz yavrularımızın, gelecekte mutlu ve başarılı yetişkinler olması için özgüvenli çocuklar yetiştirmeye var mısınız? Bugünden bilinçlenelim ve bu konuyu önemseyelim.
Öncelikle “özgüven nedir” sorusuna yazının devamını okumadan gözümüzü kapatalım ve cevaplamaya çalışalım. Aklımıza ilk gelen belki de “girişken, hazır cevap, hiçbir ortamda çekinmeyen” ifadeleri gelebilir. Ancak özgüven kelime manası itibariyle insanın özüne güven duymasıdır. Özündeki duygulara, sadece pozitif duygularını kabul etmeyip, olumsuz duygularını da benimseyip kendine yani özüne güven duymasıdır. Hatta şöyle bir örnek verebiliriz. Her insan her olaya aynı tepkiyi vermez. Örneğin yere düşen biri “rezil oldum” diye utanırken, aynı olaya başka biri gülümseyerek tepki verebilir. Bu tamamen iç alemimizde yaşadığımız duyguya güven duymakla alakalıdır.
Peki çocuğumuzdaki “özgüven” duygusunu nasıl açığa çıkarabiliriz?
- Çocuğa düşünce ve fikirlerini sorun. Bir konuda fikri olduğunda konuşabileceği rahat ve güvenilir bir ortam sunun. Ebeveynleri olarak ona saygı duyduğunuzu hissettirin. Şayet tam tersi durum yaşanıyorsa, yani çocuk aşağılanıyorsa, konuştuğu sırada kendisiyle dalga geçiliyorsa, öteleniyor ve sürekli suçlanıyorsa, ne yazık ki bu çocuk içine kapanır. Duygularını da dışa yansıtmaz ve onları da susturmaya çalışır. Duyguları açığa çıkmayan, duygularını yaşayamayan çocuğun duygu alemi zayıf olur. Sonuçta; hayatta güçsüz olurlar. Ancak bir çocuk yeri geldiğinde rahatça gülebiliyor, ağlayabiliyor ise duygusal yönden zengin bir çocuk olur. Böylelikle, kendiyle mutlu insan kavramına sahip olur ve yaşamaktan zevk alır. Sonuçta; hayatta başarılı olur. İşte bir ebeveyn çocuğunu hayatta nasıl görmek istiyor ise bu seçimden birini yapmak zorunda…
- Yapabileceği ölçüde yaşına uygun görevler verin. Örneğin 2 yaşındaki bir çocuk belki bir tabağı mutfağa taşıyamaz ancak tuzu götürebilir.
- Çocuğunuzla göz teması kurun ve onunla konuşurken onun hizasına eğilerek konuşun. Böylelikle kendinizin yetişkin olduğunu, karşınızdakinin de bir çocuk olduğu gerçeğini anlar ve daha sağlıklı iletişim kurabilirsiniz.
- Çocuğunuzu iyi tanıyın ve hangi yönde yeteneği olduğunu, ilgisini nelerin çektiğini keşfetmeye çalışın. Böylelikle çocuğunuzun ilgi duyduğu alanda onu geliştirebilir, sanatsal faaliyetlerle özgüvenini pekiştirebilirsiniz.
- En önemlisi ve son madde ise: hataları “öğrenme fırsatına” dönüştürmek. Hataların bir suç ve utanç olmadığını, öğrenme sürecinin bir parçası olduğunu öğretin. Çocuğunuz bir bardak kırdığında onu kıracak ve duygularını yıkacak cümleler söylemek yerine “şimdi ne yapabiliriz ne öğrendik” gibi öğretici yaklaşımlar çocuğun bir sorun karşısında ne yapması gerektiğini ona öğretir.
Şunu unutmayalım ki özgüven sonsöz bir özgürlük değildir. Yaşadığımız duyguları benimsemek ve kabullenmektir.
Çocuklarımızı kesinlikle kıyaslamayalım. Kıyas çocuğu yok saymaktır. Belki de çocuğa yapılabilecek en büyük haksızlık olabilir. Çocuklarımızı koşulsuz sevelim. Onun biricik olduğunu, yeri geldiği zaman hissettirelim, çokça sevelim. Şunu bilelim ki sevgi çocuğu şımartmaz. Aksine sınırsız ilişki çocuğu şımartır.
Özgüvenli çocuklar, başarılı ve güçlü çocuklar yetiştirmek umuduyla.
Selam ve dua ile…
Konuk Yazar Gamze Şehitoğlu