Şu sıralar başkaca izliyor gönlüm her şeyi
Bu denli delice hızın sebebi ne
Bu denli ışıklı bir çağda yaşamak mı
Hem delice bir hız hem delice bir yetmeyişin, yetişemeyişin sebebi ne
Dahasının içindeyken mi kaybettik nağmeyi
Yahut dahası da bahane, berisi de bahane
Aslolan öyle de böyle de ulaşmak mı mânâya.
Aydınlık (!) olmasaydı mesela gecelerimiz bu kadar
Daha âlâ istifade eyler miydik güneşten
Belki daha temiz bir Fecr ile başlar idik gündüze
Daha vakitli, daha sıhhat ile son verirdik her güne
Daha refah olmasaydı çağımız,
Elimiz işleseydi eskisi gibi umûrun cümlesini
Daha sükunetli olurdu belki her nefesimiz
Daha sade, daha aynı, ama daha huzurlu.
Daha kısa olmasaydı mesafeler
Yol da yolculuk da yürek isteseydi mesela
Özlemler de vuslatlar da rıhleler de
Daha manidar daha kıymete şayan olurdu zannımca.
Yahut bilgi kalabalığının içinde yaşamak,
Birkaç saniye ötesinde kitabelere ulaşmak yerine
Eskisi gibi kitap kokulu kütüphanelere koşsaydık
Soluğu kitap başında alsaydık iştiyak ile.
İçimize doldursaydık yüz yüze bakmanın güzelliğini
Ekranlar yabancı gelseydi eskisi gibi
Hâlâ yapabiliyorken son verseydik bu kadar apaydınlık (!) günlere de
Özümüze dönseydik,
En asıl özümüze
Hiç olmazsa yakınına, yamacına
Hâlâ yapabiliyorken nefes alsaydık tadına vara vara, sakince.
Dedik ya dahası da bahane, berisi de bahane
Aslolan öyle de böyle de ulaşmak asıl mânâya.
Esra KIZILÇINAR