Bismillahirrahmanirrahim
Hamd bizleri karanlıktan aydınlığa çıkarmak için Furkan’ı indiren kalplerdeki sinsi hastalıklara Kur’an’ı şifa kılan Alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Salat ve selam önderimiz rehberimiz Rasulü Ekrem’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aline, ashabına ve takipçilerine olsun…
حسد : Arapça kökenli bir kavram olan; bir şeyi kabuğunu soyacak kadar kazımak, soymak, yıpratmak ve kemirmek anlamlarına gelir.
Kelimenin kök manası duygu mahiyetini adeta bir ayna gibi yansıtır. Hased her şeyden önce sahibinin kalbini ve ruhunu bir kurt gibi kemiren, içini oyan sinsi bir hastalıktır.
Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hadisi şerifinde: ‘’Ateşin odunu kül ettiği gibi, hased de insanın iyiliklerini (sevaplarını) yer bitirir.” (Ebu Davud, Edeb, 44) buyurmuştur. Hadisi şerifte işaret ettiği üzere hased, dışarıya yöneltilmiş bir öfke olarak görünse de ilk darbeyi sahibine vurur.
Kul kendi iç dünyasında ilahi taksimata ve Rezzak olan Allah’ın (Celle Celaluhu) iradesine karşı zımni bir itiraz bayrağı açtıkça, aslında kendi manevi sermayesini ve iç huzurunu o ateşe vermektedir.
İmam Kurtubi hasedi kısaca “bir başkasındaki nimetin yok olmasını istemek” olarak tanımlar. Haram olan, bir kimsenin din kardeşindeki maddi veya manevi bir nimetin (mal, makam, ilim, huzur) ondan çekilip alınmasını, o kişinin mahrum kalmasını istemesidir. Kurtubî, bunun kesin dille haram olduğunu, çünkü özünde “Allah’ın taksimatına ve kaderine bir itiraz” taşıdığını belirtir.
Kur’an Penceresinden Hased Tanımı
- Nisa suresi 54. ayette bu durum açıkça vurgulanır.
‘’Yoksa onlar Allah’ın lütfundan insanlara verdiği şeyler yüzünden onlara hased mi ediyorlar?”
Bu ayet, hasedin temelindeki çarpık bakış açısını deşifre eder. İnsan başkasındaki nimeti kıskanırken, Allah’ın adaletini ve Alim (her şeyi bilen), Hâkim yani her şeyi hikmetle yapan sıfatlarını göz ardı etmiş olur.
Kıskançlığın Tarihsel ve Psikolojik Boyutu
Kur’an hasedin insanlık tarihi kadar eski olduğunu ve ilk büyük günahların altında bu duygunun yattığını çarpıcı kıssalarla anlatır.
- Habil ile Kabil Kıssası: İnsanlığın ilk cinayeti hased yüzünden işlenmiştir.
Maide Suresi 27-30. ayetlerde anlatıldığı üzere Kabil’in kurbanı kabul edilmeyip Habil’inki kabul edilince Kabil’in içindeki hased bir öfke patlamasına dönüşmüş ve kardeş katili olmuştur.
- Hazreti Yusuf (Aleyhisselam) ve Kardeşleri: Yusuf süresi hasedin bir yuvayı nasıl dağıtabileceğinin en somut örneğidir. Kardeşleri babalarının Yusuf’a olan sevgisini hased ederek onu kuyuya atmışlardır.
Bu kıssalar, hasedin insanı rasyonel düşünceden kopardığını, merhamet duygusunu sıfırladığını ve en yakınlarına bile zarar verebilecek bir gözü dönmüşlüğe yol açtığını gösterir.
- ‘’Hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden…” (Felak Suresi, 5. Ayet)
Hased sadece kalpte olan pasif bir duygu değildir, er ya da geç dile, bakışa ve eyleme dökülür. Kur’an, müminleri bu enerjinin yıkıcı etkilerinden korumak için bu duyguyu tanıtır. Vasıf haline gelen bu şiddetli duygunun ne denli tehlikeli ve büyük bir tehdit olduğunu tesciller.
İnsanda var olma, isteme duygusunun hastalıklı hali hasettir. Bu duygu kirliliği ile hiçbir şeye güzel bakamaz, yüzünde öfke dolu bir ifade, sözünde; iftira, gıybet, kıyaslama, öfke, nefret, şikâyet… Bu şekilde hayat zifiri karanlığa döner.
İçindeki maraz tedavi edilmezse, kendisine hiç zararı olmayan masum insanların hakkına girmiş olur. Kişide bozguncu niteliği oluşur.
Estağfirullah el-Azim…
“And olsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz bitiririz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf Suresi, 16. Ayet)
Rabbimiz!
Bizi bir an bile nefsimizle baş başa bırakma! Nefsimizi temize çıkarmak yerine onu tedavi etme imkânı ver. Nurun ile pak gönülleri inşa etme imkânı ver. Kendimizi, çevremizi, insanları, dünyayı inşa etme imkânı ver. Senin Rahman, Rahim, Rab sıfatıyla inşa olmamızı, hamdinle hemhâl olmamızı nasip et…
Selam ve dua ile.