Selamların en güzeliyle…
Aileyi insanın huzur bulacağı bir sığınak, birbirine emanet edilmiş gönüllerin buluşma yeri kılan Allah’a hamd olsun. Evlerimizde sevgiyi, merhameti ve güzel ahlâkı yaşamanın en güzel örneğini bizlere gösteren Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ehl-i beytine ve güzide sahabelerine salât ve selam olsun.
Değerli Okurlar!
Bir evin huzuru, çoğu zaman büyük sözlerle değil, her gün tekrarlanan küçük davranışlarla şekillenir. Birbirini dinlemek, öfke anında susabilmek, sofrayı paylaşmak, çocuğa vakit ayırmak, sorumluluğu birlikte taşımak… Bunların her biri evin iklimini belirler. Ebeveynlik de yalnızca sınır koymak ya da çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak değildir; şefkat ile sorumluluğu aynı yerde buluşturabilmektir. Çünkü çocuk, kendisine anlatılanlardan önce evinde gördüklerini öğrenir. Anne ve babanın birbirine yaklaşımı, öfkesini nasıl yönettiği, görevleri nasıl paylaştığı ve birlikte geçirdiği zaman, çocuğun dünyasında sessiz bir eğitim hâline gelir.
Bugün evin içinde olması gereken birliktelik, çoğu zaman hayatın yoğunluğu ve ekranların arasında kaybolabiliyor. Oysa nesilden nesile aktarılan şey yalnızca büyük hatıralar değil; küçük alışkanlıklar, aile büyüklerinden dinlenen hikâyeler, birlikte yapılan işler ve evin içinde yaşatılan değerlerdir. Okulların açılmasıyla birlikte çocukların yeni bir döneme başlaması da aile için sadece çanta ve ders hazırlığı anlamına gelmez; düzeni, sorumluluğu ve birlikte geçirilen zamanı yeniden kurmak için bir fırsat olabilir. Evde kurulan huzur, çocukların taşıdığı en kıymetli miraslardan biridir. Bu mirasın bereketi ise büyük ölçüde, bugün evimizin içinde neyi yaşattığımıza bağlıdır.
Eylül ayı dosya konumuzu bu vesileyle “Evde Huzur, Nesilde Bereket” diye belirleyiverdik. Yazarlarımızın kalemleri bu konuya vurgu yaparken farklı farklı düşünceler karaladı sayfalarımızı.
Kimi “Görev Dağıtan Meskenler” dedi, kimi “Ebeveynlikte Dengeyi Bulmak”tan bahsetti.
Kimi “Geçmişin Hikayesi Geleceğin Pusulası” dedi, kimi “Tarihin Tozlu Raflarında Unutulan Katliam: Sabra ve Şatilla”yı anlattı.
Kimi “Aile ile Geçirilen Zamanın Bereketi” dedi, kimi “Tercihimiz Reel mi Reels mi?” hakikatinden dem vurdu.
Kimi “Odak” dedi, kimi “Ayrılık Anksiyetesi: Kreşe ve Okula Alışma Süreci”ni anlattı, kimi de “Şiir”e sığındı.
Kültür, edebiyat ve sanata dair birçok yazıdan tutun da el emeği göz nuru olan köşelerimize ve yöresel yemeklere dek farklı farklı tatların işlendiği dergimiz Nisanur, okuyucularımızla aramızda gönül köprüsü olmaya devam ediyor.
Varlıkları ve çalışmalarıyla farkındalık oluşturan tüm Nisanur sevdalılarını selamların en güzeliyle selamlıyoruz. Rabbimiz bizleri; hayasıyla güzelleşen, iffetiyle değer kazanan kullarından eylesin.
Duayla kalın, selamette olun.