Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla...
Ailede huzurun yakalanması aile bireylerinin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeleri ile mümkündür. Karşılıklı sevgi saygı ve yardımlaşmanın olduğu yuvalar cennet bahçelerinden bir bahçeye dönüşür. Dinimizde kadın ve erkeğin fıtratlarına uygun iş bölümü yapmıştır.
İslam dinine göre sağlıklı bir erkeğin çalışıp eşinin ve çocuklarının geçimini ve temel ihtiyaçlarını sağlaması dini bir zorunluluktur. Ailesine bakmakla yükümlü olan erkek temiz ve helal kazanç sağlamak amacıyla çalışmakla yükümlüdür. Nisa suresi 34. Ayette şöyle buyrulur, “Allah’ın, (iki cinse) birbirinden farklı özellik ve lütuflar bahşetmesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudurlar. Sâliha kadınlar Allah’a itaatkârdır.”
Allah'ın iki cinse birbirinden farklı özellik ve lütuflar bahşetmesi ve mallarından harcama yapmaları sebebiyle erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Bu ayetten anlaşılacağı üzere erkeklere koruyucu ve yönetici kabiliyeti verilmiştir. Koruma ve yönetme bakımından erkekler kadınlara göre uygundur. Aslında bu insan tabiatının değişmez bir özelliğidir. Erkek akıl ve mantıkla ön plana çıkarken kadın duygularıyla öne çıkar. Kayyum olan erkek güç bakımından kadından daha üst konumdadır. Erkeğin gücünün olmaması, sağlık sorunları gibi durumlarda kadın çalışmak zorunda kalabilir. Uygun şartlar oluşturulduğu takdirde kadının çalışmasında bir beis yoktur. Fakat çalışan kadın hem anne hem eş ise sorumlulukları artmakla beraber gücü de azalabilir. Kadının fıtratına ters olan bu durum beraberinde birçok sıkıntı getirebilir.
Nitekim Hazreti Fatıma ve Hazreti Ali evlilik arifesinde Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları karşısına alarak işleri şu şekilde taksim etti; Çeşmeden su getirmek hamur yoğurup ekmek yapmak evin temizliğini yapıp ev işlerini üstlenmek Fatıma'ya aittir. Dış işleri de Ali'nin sorumluluğundadır. Evin iç işleri Fatıma'ya dış işleri yani maişet vesaire Hazreti Ali'ye aittir.
Dünya sıkıntıların büyüklüğüne rağmen herkesin üzerine düşen vazifeleri yerine getirmeleri onları kısmen rahatlatmıştır ama yardıma ihtiyaç duyulan durumlarda her iki taraf da birbirine yardım edebilir. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) eşlerine ev işlerinde yardımcı olduğu birçok kaynakta geçmektedir. Aile içi huzurun oluşması ve korunması, görevlerin yerine getirilmesi ile mümkündür.
Karı kocanın karşılıklı görevleri birbirlerini tamamlayan bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Aile içinde kadına düşen en önemli görev evin iç işlerini düzenlemesi, eşinin meşru isteklerini karşılaması, temizlik, yemek yapma, çocuklarla ilgilenme vs. fıtratına da uygun olan bu işleri zamanında yapmak mutlu bir yuva kurar. Allah'ın rızasını gözeterek yapar ise ibadet sevabı alır. En önemlisi çocuklarını terbiye ederken öğrettiği şefkat merhamet gibi duygular ileri yaşlarda topluma karışan çocuklara yol olur. Ev içerisinde yardımlaşma ile yapılan işler sosyal hayatta alacakları görevleri daha kolaylıkla yerine getirmelerine vesile olur. Evde sorumluluk ve görev bilinciyle yetişen çocuk büyütünce tüm zorlukların üstesinden gelebilir. Yani ev içinde görev taksimi evin düzenini ve huzurunu sağlarken aslında ileriki yaşlarda sosyal hayatta kolaylıklar sağlar. Ev içi görevlerde birbirleriyle yardımlaşmak elzemdir.
Ev hayatında çocuklara da birtakım vazifeler düşmektedir. Çocukların kendi şahsi alanlarını temiz tutmaları anneye büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Kendi Odasını temizleme, yataklarını toplama, elbiselerini katlama, kendi şahsi temizliğine dikkat etmesi yükü ağır olan annenin yükünü hafifletecektir. Dünyanın yükü altında ezilen anneye bir soluk olacaktır. Uyku saatinin düzeni, ders çalışma saatlerinin olması, ibadetlere gereken önemin verilmesi çocuğu hem başarılı hem de toplumda takdir gören bir şahsiyet yapacaktır. Ev içinde konulan kurallar, verilen görevler yerine getirdiği takdirde evde düzen oluşur.
Kâinata baktığımızda yaratılmış her bir varlığın bir görevi vardır. Görevsiz ve gayesiz hiçbir nesne yoktur. Şuursuz olan varlıkların da bazı görevleri vardır. Varlıkların görevlerini ihmal etmesi ve yapmaması söz konusu değildir. Kainattaki düzem herkesin görevini aksatmadan ve zamanında yerine getirmesi ile olur. Farz edelim ki güneş bugün doğmak istemedi. Dünya düzeni alt üst olur. Güneşin görevini yerine getirmemesi ya da ihmal etmesi sadece onu bağlamaz. Yeryüzündeki tüm canlılar etkilenir. Aksatılan görevler kainattaki düzeni bozar. Kendi iç aleminde yerine getirmediği vazifeler bütün bir topluluğu etkiler. Tıpkı kâinatta her bir olay gibi ev içerisinde de vazifeli herkes görevlerini aksatmadan zamanında yapmalı. Eve huzur ve mutluluk ancak böyle gelir. Görev bilinciyle disipline olan çocuklar sağlam bir topluluk oluşturur.
Arzu Demir