Fenomenlerin İzinden mi, Sahabenin Yolundan mı?
Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Salât ve selâm, iki cihan serveri Hazreti Muhammed Mustafa'ya (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olsun.
İnsanoğlu hayatı boyunca hep birilerinin örnekliğine ihtiyaç duymuştur. İnsanları toplum ayakta tutmuş, toplumun bağrında yetişmiş değerli şahsiyetler ilim, bilim ve ahlak konusunda kendilerinden sonra gelen nesiller için örnek olmuşlardır. Ne yazık ki içinde yaşadığımız teknoloji çağında bu durum yozlaşmaya yüz tutmuş ve önemini büyük ölçüde yitirmiştir. Milyarlarca insan hayatını sosyal medya fenomenlerine göre şekillendirmektedir. Bunu yaparken karşısındaki kişinin ahlakının, inancının ve toplumsal değerleri gözetip gözetmediğinin hiçbir önemi kalmamıştır. Ne yazık ki sosyal medya her gün yeni bir fenomen üretmekte ve bu kişilerin birçoğu beğeni uğruna değerlerimizi altüst etmektedir.
Evlilik, büyüklerle ilişkiler ve dünyanın her tarafında ayıplanacak pek çok davranış sosyal medya aracılığıyla normalleştirilmektedir. Elbette bugün sosyal medyanın sadece sorunları hakkında konuşuyor olsaydık ortaya bir kitap dolduracak kadar mesele çıkardı. Ancak biz burada daha çok sosyal medya fenomenlerinin örnekliği karşısında sahabenin örnekliğinin ne kadar elzem olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
Bugün filanca fenomenin başlattığı bir akıma uymaktan ziyade güzide ashabın yolundan gitmenin faydalarını görmemiz gerekir. Sahabeler, Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ahlakıyla yoğrulmuş; ilmin, edebin, tevazunun ve ihlasın zirvesinde bulunan seçkin insanlardır. Onlar, sosyal medyada kurgularla dolu hayatlar yaşayan ve birkaç beğeni uğruna şöhret elde etmeye çalışan kimselere karşı; dünyanın süsüne aldanmadan, ahiret öncelikli yaşayan insanlardı.
Bugün kendimize sormamız gereken soru şudur: Taklit ettiğimiz insanlar bizi Allah'a yaklaştırıyor mu? Zamanımız, düşüncelerimiz ve hedeflerimiz kimin etkisi altında şekilleniyor? Yaptığımız şeyler bizi dünyaya mı bağlıyor, yoksa ahireti mi hatırlatıyor?
Fenomen dediğimiz kişiler geçici dünya meşguliyetleriyle gözümüzü boyarken, güzide ashap kokusunu asırlara yaymış ve ayak izlerini hayatlarımızın her alanına nakşetmiştir. Bu sebeple sevgimizi de saygımızı da ashaba has kılmalıyız. Çünkü insan sevdiği kişiyi örnek alır; onun gibi giyinmek, onun gibi konuşmak ve onun gibi olmak ister. Örnek aldığımız kişiler karakterimizin şekillenmesinde büyük rol oynar. Günümüzde ne yazık ki karakter yerine popülerliğe, edep yerine görünürlüğe öncelik verilmektedir. Hâl böyle olunca suç unsurları artmakta ve toplum hayâsızlaştırılmaktadır.
Türkiye'de telefonla vakit geçirme oranları ne yazık ki hayal kırıklığına sebep olacak seviyelere ulaşmıştır. İnsanlar günlerinin büyük bölümünü telefon başında geçirmektedir. Bunun sonucunda aile ilişkilerinde, evlilik birliğinde ve anne-baba vazifelerinde aksamalar meydana gelmektedir. Susmayan, yemek yemeyen veya rahatsızlık vermesi istenmeyen çocukların ellerine telefonlar verilmektedir. Sonrasında ise bu çocuklardan ileride sağlam karakterli bireyler olmaları beklenmektedir. Yaptıklarımız ile beklentilerimiz arasındaki tezatlık böylece ortaya çıkmaktadır.
Bazen sadece birkaç dakika daha rahat vakit geçirmek adına çocuklarımızın ellerine tabletler tutuşturuyoruz. Daha çocuk yaşta fenomenliği, gösterişi ve beğeniyi ahlakın önüne geçiren bu tuzaklara karşı evlatlarımızı muhafaza etmeliyiz.
Unutmamamız gereken bir diğer husus da şudur ki Ashab-ı Kiram, insanların beğenisi ve alkışı için yaşamamıştır. Hazreti Ebubekir malının tamamını infak ederken, Hazreti Ali geceleri fakir ailelere erzak taşırken, Hazreti Osman Tebük Seferi'ndeki büyük fedakârlığını ortaya koyarken insanlardan takdir beklememiş ve daima gizliliğe önem vermiştir.
Bugünün fenomenleri yaptıkları en küçük iyiliği milyonlara duyurma ihtiyacı hissederken, sahabeler yaptıkları en büyük hayırların bile bilinmemesi için çaba gösteriyorlardı. Onlar insanların alkışını değil, Allah'ın rızasını arıyorlardı. Çünkü onlar için önemli olan görünmek değil, kabul edilmekti.
Takipçi sayısı bir hakikat ölçüsü veya doğruluk nişanesi değildir ve olmamalıdır. Bir düşüncenin milyonlarca beğeni alması onun kesin doğru olduğu zannını doğurmamalıdır. Kalabalıklar haklılığın ölçüsü değildir. Resûlullah Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Medine'ye hicret ederken yanında az sayılabilecek insan vardı. Bu durum onun yanlış bir yolda olduğunu göstermiyordu. Aynı şekilde Veda Haccı'nda yüz binlerce kişiye hitap ederken de haklılığın sayıyla ölçülmeyeceğini biliyordu.
Bugün önümüzde zorlu bir tercih bulunmaktadır. Ya hakikatin izinden gideceğiz ya da sahte düzenlere kapılacağız. Ya doğru olanı seçip ahiretimizi inşa edeceğiz ya da dünyanın geçici zevklerine aldanıp yarın unutulacak isimlerin peşinden sürükleneceğiz.
Bir tarafta edep ve hayâ sınırlarını ayaklar altına alan bir kitle; diğer tarafta edebiyle ve hayâsıyla dünyamıza ışık saçan sahabiler...
Bir tarafta beğenilerle yükselen ve zamanla unutulup giden sahte profiller; diğer tarafta kıyamete kadar imanla ve saygıyla anılacak İslami şahsiyetler...
Şayet saygı görmek istiyor ve ahiret öncelikli yaşamak istiyorsak gideceğimiz yol fenomenlerin yolu değil, ashabın yolu olmalıdır.
Dünyanın ışıkları gözümüzü kamaştırıyor olabilir. Ancak Allah'a duyduğumuz haşyet, bize ahiretin kokusunu hissettirecek ve bizi hakikate yaklaştıracaktır.
Senanur Gizli