Barışın, huzurun ve güvenin sahibi Es selâm olan Allah’a hamd, ayak izleri takip edildiğinde selamet yurduna götüren peygamberine, Peygamber Efendimize salât ve selam olsun.
Dış dünyada Epstein dosyasıyla çocukların kaçırıldığı, tecavüze uğradıkları, işkencenin her türünden geçtikten sonra alınan kanlarının içildiği ve etlerinin yenildiğinin konuşulduğu, belgelendiği bir zaman diliminden geçiyoruz. Tüm bunların etkisinde kalan iç alemimde de yazının da fazlasıyla gecikmiş olmasının huzursuzluğu “işi vaktinden çok” sendromunun yorgunluğu belirgin bir hâl almakta. Rabbim selamete çıkarsın.
Yaşam kılavuzumuz Kur’an- Kerim’de s-l-m kökünden gelen kelimeler yüz kırk yerde çoğunlukla dünyada başarı, ahirette kurtuluş manalarını ifade eder. Selam kelimesi ise otuz üç kez zikredilmesine karşın yalnız bir yerde Allah’ı niteleyen isim olarak geçer. “O Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur! O Melik’tir, Kuddüs’tür, Selâm’dır, Mümin’dir…” (Haşr Sûresi, 23. Ayet) Her türlü eksiklikten uzak anlamıyla Kuddüs esmasının, güven veren manasıyla Mümin esmasının arasında selam esmasının zikredilmesi dikkatlerden kaçmaması gereken bir ayrıntıdır. Bunun iç alemdeki karşılığını okuyucuya bırakarak yolumuza devam edelim.
Tüm hata ve kusurlardan uzak olan, varlığı selamete çıkaran, kullarına cennette selam veren ve daha bilmediğimiz nice anlamları barındırır selam esması. Nitekim İmam Gazali’nin “Zatı kusurdan, sıfatları noksanlıktan, fiilleri şerden sâlim olan.” ifadeleri bu durumu özetler niteliktedir.
Ezelde nasılsa ebedde de aynı olan, yok olmayan, ilmi gevşemeyen, kudreti eksilmeyen, mülkü elinden çıkmayandır Es Selâm. Her türlü korkudan, kaygıdan, tasadan, tehlikeden uzak ve güvenlik içinde tam anlamıyla selamette olan sadece O’dur. Selametin kaynağı olup dünyada ve ahirette esenlik veren yegâne gücün sahibi O’dur zira. Var iken yok olan, sultanken kul olan, bilirken cahil olan, güçlüyken hiç olan yarattıklarına benzemez. Buna ve çok daha fazlasına içinde delillerini de barındıran tüm varlık şahittir. Çiçek varlığıyla var edicisinin acizlikten, sanatıyla, hikmetiyle ve donanımıyla da cahillikten uzak olduğunu gösterir akıl sahiplerine.
Mahlûkatına hayatının devamı için gerekli cihazları vermesi ve onu düşmanlarının saldırısından korunabilecek potansiyelde yaratması suretiyle selamete çıkaran Es Selâm’dan başkası değildir. Kuyruklu yıldızların veya gök taşlarının çarpmasından dünya gezegenini koruduğu gibi hırsızlığı yasaklayarak mal güvenliğini, iftira, dedikodu gibi davranışlardan menederek insanlığın mutluluğunu da dileyendir O. Yarattıklarını kötülükten, afetten, ayıplardan, tehlikelerden koruyandır böylece. Şer olarak ifade ettiğimiz yaşadığımız sıkıntılı durumları bunun neresine koyacağız peki? Murad edilen şer değil içindeki hayırdır ki bu da onu şer olmaktan çıkarır. İğneden maksadın canı acıtmak değil vücuda gerekli olanın gönderilmesi olduğu gibi.
Dünyada adeta fragmanı yaşatılan huzur sahnelerinin kalıcı halinin arayışında olan insan burada bunu ona sonsuz hayatı vaad eden Kur’an’da bulur. Bunun gereğini yerine getirebilmek için aklın ve ilmin kaptanlığına ve onu destekleyecek iman kuvvetine ihtiyacı vardır. Ömür adlı zaman treninin gayesi selamet yurdudur ve o da buraya varmak ister. Es Selâm olan Mevlamız uydukları zaman huzuru bulacakları barış ve güven duygularını yarattıklarının kalplerine yerleştirmekle kalmamış bunun için yapılması gerekenleri de göstermiştir. Yol göstermenin çok ötesinde elini bırakmayan kullarını sahili selamete kadar götürmüştür.
Selamet imanda, teslimiyette ve Es Selâm’ın belirlediği güzel davranışlardadır. Bunun için kalbini her türlü şüpheden, aklını sapık fikirlerden, dilini yanlış sözlerden, midesini haram lokmadan kısacası kendini sonu azap olan şeylerden uzak tutmaya çalışması istenir kuldan. Selam esması böylece tecelli eder üzerinde.
Selam ismini rehber edinenler barışın ve huzurun teminatı iken tersi durumda olanlar kan dökücü ve bozguncu olurlar. Kabil bozguncu-Habil barışsever, Nemrut kan dökücü-İbrahim ateşin bile selametli olduğu, Firavun köleleştirici Musa özgürlük mücadelesi veren olarak tarihe adlarını çoktan yazdırmışlardır.
Selam isminin en büyük tecellisi “İslam” olmaktadır. Aynı kökten gelen “İslam”, “Selam” ve “Müslüman” kelimeleri teslimiyetin selamet getirdiğini ifade etmektedir. Böylece Müslüman insanların elinden ve dilinden zarar görmediği kişi olur. “Ben selamet sahibinin kuluyum, halifesiyim. Yanıma gelen kötülük görmez, fayda görür.” der ve kendisi huzur bulduğu gibi etrafına da huzuru yayar. Bunun en bariz göstergesi Selam ismiyle selamlayarak esmanın kapsadığı tüm iyilikleri muhatabı için dilemiş, ona dua etmiş olur. Karanlıktan şikâyet eden lamba olmak yerine parlayıp aydınlığın gelmesine katkıda bulunur böylece. Sonrasında Es Selam olan Mevlasının cennetteki selamına mazhar olur. “Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır.” (Yasin Suresi, 58. Ayet)
“İsminin tecellisine her an muhtaç olduğum Es Selâm olan Rabbim! Korktuklarımdan emin kıl, umduklarıma ulaştır. Uzun zamandır selametten yoksunluklarına rağmen Sana olan zanlarını bozmamış olan Gazze üzerinde tez zamanda esmanı tecelli ettir. Onları tüm mazlumlar için sevinç vesilesi kıl. Cemalini gören, selamını duyan o bahtiyar kullarının arasına beni, annemi, babamı, ailemi, tüm sevdiklerimi ve Ümmeti Muhammed’den isteyen herkesi al.” (Amin)
Gülfer EKMEN