DİJİTAL ÇAĞDA AİLE SÖZLEŞMESİ VE EKRAN BAĞIMLILIĞI
Elden çıkan para, oktan atılan yay, cepten çıkan para geri gelmediği gibi geçirdiğimiz zaman da asla geri gelmez. En çok israf ettiğimiz, hayatımızda bizim için değeri tartışılmasız olan zamandır. Zaman içinde elimizden kayan fırsatlar da saymakla bitmeyecek kadar çoktur. En büyük yanılgımız zamanın sonsuz, elimizdekilerin ise "çantada keklik" zannederek yaşanmamız. Oysa çantada keklik diye baktığımız eşlerimizin israfı, aslında hayatın israfıdır. Hayatını israf eden de asla mutlu olamaz.
Aslına bizler birbirimize hayatta verilmiş en değerli hediyeleriz. İnsanlığın ilk yaratılışında da ilk muhatap eş değil miydi? Cenabi Hak, Hazreti Âdem’i yarattıktan sonra onu yalnız bırakmamış, ruhuna sükûnet verecek olan eşi Hazreti Havva’yı var etmişti. Huzur bulmak da ancak iyi bir eş ile mümkün. Nitekim Rûm Suresi 21. ayette bu hakikat şöyle beyan buyrulur:
"Kendileriyle huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir meveddet (sevgi) ve rahmet (merhamet) var etmesi de O’nun varlığının ve kudretinin delillerindendir."
Kendisini ve geleceğini düşünen her birey, öncelikle eşine iyi bakmalıdır. Yatırımını eşinden yana yapan asla iflas etmez. İyi bir eşe sahip olmak, iyi bir geleceğe sahip olmaktır. Evlatlarını iyi yetiştirmenin garantisidir. Geleceğe yapılacak en büyük yatırımdır.
Hayat; dağa karşı ne seslenirseniz karşılığında o sesi alacağınız bir yankı misalidir. Güzel yankılar ile karşılaşmak mücadele edenlerin hakkıdır. Karşımızda bir insan vardır; duvardan bile ses gelirken eşlerimizden ses gelmemesi imkansızdır. Hakların verilmediği, alındığını bilen de hakkını almak için tatlı dili kullanmalıdır. Zira güzel sözün karşısında duracak hiçbir güç yoktur.
Bu yankı sadece işitsel bir ses değil, kuantum düzeyinde bir enerji ve frekans aktarımıdır. Evrendeki her varlığın ve düşüncenin bir titreşim frekansı (Hertz) vardır. Sevgi, şefkat ve sadakat en yüksek frekanslı duygularken; öfke, ilgisizlik ve karamsarlık en düşük frekanslı enerjilerdir.
Eşine karşı saygıda kusur etmeyen, fedakarlığını esirgemeyen, sevgisini tam gösteren, güvenini belli eden, hoşgörülü olan, evdeki frekansı yükseltir. Ebeveynlerin yaydığı bu yüksek frekans, çocukların beyin dalgalarını doğrudan etkileyerek onlara huzur verir. Yatırımını bu yönde yapan kişi, bunun karşılığını hem evlatlarından hem de eşinden güzel birer yankı olarak geri alacaktır.
Bugün aile içi o yüksek frekans bütünlüğünü tehdit eden en büyük unsur dijital bağımlılık ve bu bağımlılığı yapay algoritmalarla besleyen yapay zekâ teknolojileridir. Akşamları eşlerin birbiriyle konuşmak yerine sürekli telefona bakması, çocuğa ekran bağımlılığını meşrulaştırır ve onu yalnızlığa iter. Yapay zekanın insani, zihni ve enerjik boyutlardaki zararları ise oldukça derindir:
Öncelikle teknoloji adeta bir dopamin bombasıdır. Yapay zekâ destekli sosyal medya algoritmaları, çocuğa sürekli "beğeni" ve "kısa video" döngüleri sunarak beynin ödül merkezini aşırı uyarır. Bu durum çocukta sabırsızlık, odaklanma güçlüğü ve derin tefekküre karşı direnç oluşturur.
İradeyi felce uğratırken tembelliğin sebebidir. Yapay zekâ, çocuğun önüne her türlü bilgiyi ve ödevi zahmetsizce koyarken, zihinsel kasların körelmesine yol açar. Problem çözme yeteneğini kaybeden çocuk, iradesini dijital dünyanın rehberliğine teslim eder.
Dijital ekranlar ve Wi-Fi sinyalleri, sürekli olarak düşük frekanslı elektromanyetik alanlar yayar. Bu yapay frekanslar, insan bedeninin doğal biyoelektrik ritmini bozar; çocuklarda uykusuzluk, kronik kaygı ve melatonin hormonunun azalmasına sebep olur. Evdeki sevgi frekansı, cihazların yaydığı mekanik frekanslar tarafından emilir.
Önemli veriler dikkat edilmezse hayat daha da zorlaşır. Her ne kadar sevgi dolu bir ev içi olsa da dijital bağ, eve yayılan frekanslarla bozulur. O halde eşlerin birbirini ihmal ettiği, çocukların ise dijital dünya kurmalıyız. Aksi takdirde insafına dijital aile yapısı kaçınılmaz iflası sunar.
Eğer bugünden geleceğe doğru yatırım yapılmazsa aşırı yalnızlaşma ve otizm gibi sorunlarla uğraşmak zorunda kalacağız. Anne babasından sevgi frekansı alamayan çocuklarımız yapay zekanın sunduğu sanal karakterlerle dostluk kuracak, hem bizden hem de arkadaşlarından uzaklaşacak, yalnızlığı tercih edecek ve insani ilişkilerden tamamen kopacaktır. Akabinde internet ortamındaki narsisim, hazcılık ve sınır tanımazlık çocuğun ruhunu işgal edecektir.
Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur, "Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir miras bırakamaz." (Tirmizî, Birr, 33) Dijital dünyaya terk edilen çocuk, bu mirastan mahrum kalır.
Hal Teala Furkan Suresi 74. ayetinde müminlere dua öğretir: "Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla..." Eğer dikkat edilmezse, göz aydınlığı olması beklenen nesiller, aileye ve topluma yabancılaşmış birer "ekran kölesi" haline gelir.
Güzel bir üslupla sunulan her şey karşılığını alır. Eğer hemen verilmediyse zamanı vardır. Zaman her haksızlığı görmek için imkandır. İmkanlar her zaman sabredenler ve doğru hareketi yapanlar içindir. İyi işler yapmayı alışkanlık haline girenler muhakkak ödüllerini alır.
Yeter ki karamsarlığa düşüp ümidimizi yitirmeyelim. Ümidin yitirilmesi baştan yenilgiyi kabul etmektir. Ayet-i kerimede buyrulduğu gibi: "...Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin..." (Zümer Suresi, 53. Ayet) Gelecek nice güzelliklere gebedir. Güzelliklere gebe kalmak için neler yapacağımız bilelim ve o doğrultuda hareket edelim.
Hasılı; eşlerimize iyilik yapmak şu ana ve geleceğe yapılan en büyük yatırımdır. Dijital bağımlılık çağında ekranların yapay ışıklarını söndürüp, aile içi muhabbetin ilahi ışığını yakmak zorundayız. Eşlerimize yapacağımız hürmet ve sevgi yatırımı, çocuklarımızı koruyacak en büyük kalkandır. Çocuklarımızı iyi yetiştirmenin tek garantisi, onlara yaşanabilir, huzurlu ve yüksek frekanslı bir yuva sunmaktır.
Vesselam
Psk. Aile Dan. Asiye Türkan