Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selam, iki cihan serveri, en güzel örnek olan Hazreti Muhammed’in üzerine olsun.
Teknoloji pek çok alanda yeniliklere sebep olurken ne yazık ki her şeyde olduğu gibi fazla ve yanlış kullanımı insanlık için bir tehdit hâline gelmiştir. İslam, teknolojik gelişmeleri takip eden her bireyi; faydalı, adil ve ahlaklı kullanım konusunda uyarmıştır.
Çocuklar da yetişkinler kadar teknolojinin zararlarına maruz kalmaktadır. Tehlikeleri sezmekteki yetersizliklerinden ötürü temiz zihinleri ve açık algıları teknolojinin aşıladığı tüm olumsuzluklara açıktır. Bu yüzden asıl görev ebeveynler olarak bize düşmektedir. Bizler çocuklarımızı sinsice etkileyen bu durumdan, onları kontrol altında tutarak koruyabiliriz.
Zamanın kıymetini bilmeyen anne ve baba, çocuğuna bunun önemini anlatamadığı gibi; teknolojinin esiri olan ebeveynler de çocuklarına bu sınırı koyamaz. Bu yüzden ilk beklenen şey örnek olmaktır. Çocuğa sürekli direktifler vermek yerine örnek olursak daha tesirli bir davranış sergilemiş oluruz. Örneğin çocuk, yemekte telefonla oynanamayacağını bilirse ve sohbet esnasında telefonu kenara bırakması gerektiğini anlarsa, bu onun zihninde bir norm hâline gelir ve bunu bir kural olarak benimser.
Zamanın kıymetini anne ve babasından öğrenen çocuk, telefonda geçirdiği her anın bir kayıp olduğunu anlar. İnsan ne ile meşgul olursa ona dönüşür ve ekranda neyi görürse onu örnek alır. Ne yazık ki son zamanlarda yaşadığımız olaylar bunun bir göstergesidir. Çocuklarla ilgilenmeyen ebeveynler, sınırları çizilmemiş davranışlar ve kontrolsüz ekran kullanımının doğurduğu sonuçlar tahminlerimizden daha ağır durumlarla bizleri yüz yüze getirmiştir. Bunlar hepimize örnek olmalıdır.
Çocuklarımız bizlerin eseridir. Yaptıkları bizi temsil etmektedir. Bu yüzden zombi gibi yaşayan, hayatı sadece ekrana hapsolan, ekransız nefes alamayan, can sıkıntısını gideremeyen çocuklar elimizden kayıp gidecektir.
Zannımca ekranı tamamen şeytanlaştırmak da doğru bir davranış değildir. Teknolojinin sunduğu pek çok faydalı içerik, belgesel ve program vardır; fakat bunları sınırsız ve denetimsiz bırakmamak gerekmektedir.
Evde ekransız vakitler geçirmek önemlidir. Aile sohbetleri, cemaatle kılınan namazlar, uyumadan önce anlatılan masallar, eski aile anılarının anlatıldığı sofralar bu durumlar için bir fırsattır.
Dikkat edelim; neslimiz duygusuz yetişiyor ve bunun müsebbibi biraz da bizleriz. Evlatlarımıza sarılmayı unuttuk. Çocuklarımıza sofrada hep beraber yemek yeme alışkanlığı kazandıramadık. Anılarımızı en aza indirdik. Çoğu çocuk annesinin ve babasının köyünü görmeden büyüyor. Bayramlarda ellerini öpmek yerine babaannelerini uzaktan arayarak tebrikleşiyor. Aile ziyaretlerine giden aileler, çocuklarını evde bırakıp bilgisayara ve telefona mahkûm ediyor. Eve misafir gelince çocuk iki dakika zor tahammül edip hemen odasına, telefonuna koşuyor. İşte bu durum çocuklarımızı duygusuz hâle getirdi ve bunu biz kendi ellerimizle yaptık.
Telefonları ve tabletleri ellerinden alabilmeliyiz. Sınırları aştığında tepkimizi gösterebilmeliyiz. Çocuk bir saat faydalı bir içerik izlese dahi, on dakikalık zararlı bir içerik onu etkisi altına alabilir. Dini ve ahlaki değerleri ayaklar altına alan içerikler, çocukların zihnini bulandırmada önemli rol oynar. Aynı zamanda kısa videolar, kanıtlanmış bilimsel verilere göre çocukların zihnini ciddi derecede etkilemektedir. Bu sebeple çocuğa sadece “izleme” demek yerine bunun sebebini açıklamak en doğru davranıştır. Çünkü çocuk, aklında cevaplanmamış sorular ile merak duygusunu bastıramayacak ve izlemeye devam edecektir.
Çocuğa alternatifler üretmek gerekmektedir. “Telefonu, tableti bırak.” demek yetmez. “Evladım, elindekine ara ver ve gel bana biraz yardım et.” demek; çocuğu kitap okumaya, oyun oynamaya teşvik etmek gerekir. Çocuğun muhakkak bir cami ortamı olmalıdır. Teknolojiden uzak, uhrevi dünyasını şekillendirdiği bu ortam onun manevi değerlerini koruyacaktır. Bu yüzden okul gibi bir cami ortamı da gereklidir.
Zaman zaman teknoloji kullanımına izin vermek kötü bir durum değildir; fakat teknoloji ile ödüllendirmek yanlıştır. “Akıllı olursan telefon veririm.”, “Sınavı kazanırsan tablet alırım.” gibi sözler çocuğun gözünde teknolojik aletleri olduğundan daha kıymetli hâle getirir. Bu aletler çocuğun hayatının ödülü olmamalıdır. Çocuk elbette ekran kullanmayı bilmeli; ama teknolojinin esiri olmamalıdır.
Aynı zamanda ekran, çocuk için bir ceza sistemi de olmamalıdır. “Eğer yemek yemezsen telefon yok.” ya da “Sınavı kazanamadın, bir hafta telefon yasak.” gibi sözler çocuğa teknolojiyi daha cazip hâle getirir.
Müslüman bakış açısına sahip bireyler, cezalandırmak yerine çocuğa ölçü ve tutarlılık aşılar. En başta örnek olan ebeveynler ve en başta konulan kurallar sınırları belirlediği için böyle bir duruma ihtiyaç kalmayacaktır. Çocuk, ekran dışında da bir hayatının olduğunu bilmeli; sorumlu anne ve babanın belirlediği net kuralları benimsemelidir. Bu ölçüyle yetişen çocuklar topluma ve İslam’a ışık tutacak fertler olacaktır.
Senanur Gizli