Dinimiz anne-babayı dünyaya geliş vesilesi olmaları hasebiyle haklarına riayet edilmesi gereken iki kutsi varlık olarak tarif eder. Kur’an-ı Kerim’de ve çeşitli rivayetlerdeki hadislerde bu manada defaatle ikazlar mevcuttur. Bununla beraber evlatların da anne baba üzerindeki hakları ile ilgili hadisler bulunmaktadır. Bu hadislerden bir tanesi üzerinden çocuğun ana-babası üzerindeki haklarına değinmeye çalışacağız.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
“Çocuğun ana-babası üzerindeki hakkı, ona iyi bir eğitim ve iyi bir isim vermeleridir.” (İbn-i Mace, Edeb, 3)
Hadiste zikredilen birinci husus çocuğa ‘iyi bir eğitim’ vermektir.
Günümüzde ebeveynler çocuk sahibi olmanın çocuğu büyütmek olduğunu düşünmektedirler. Büyütmek deyince ise maddi olarak her türlü ihtiyacını karşılamak, sorunsuz bir hayat sunmak anlamları akla gelmektedir. Bu bakış açısının bir yansıması olarak çocuğa rahat bir yaşam imkânı sağlayamayanların çocuk sahibi olmaması gerektiği savunulmaktadır. Bu yanlış anlamanın ne yazık ki birçok sorunun temelini oluşturduğunu söyleyebiliriz.
Evvela şunun anlaşılması gerekir ki; çocuğu büyüten bizler değiliz, alemlerin Rabbi olan Allah’tır. Dünyaya gelen her bir ademoğlunun rızkına kefil olan O’dur. Şayet bir çocuk dünyaya gelmişse muhakkak rızkı ve nasibi de onunla beraber gönderilmiştir.
Ebeveynlerin görevi çocuğa emanet gözüyle bakarak koruyup kollamak ve onu hem bu dünyaya hem de ahirete hazırlamaktır. Bu da ancak iyi bir eğitimle mümkündür.
Eğitim deyince genellikle akla ilk olarak çocuğu iyi bir okula göndermek, akademik başarı elde etmesini sağlamak vs. gibi şeyler gelir. Halbuki eğitimin birçok ayağı vardır.
Eğitim zannedildiği gibi okulda değil, anne karnında başlamaktadır. Hatta anne-baba daha evlenmeden önce bile yediklerine içtiklerine dikkat etmelidirler ki, boğazlarından geçen haram lokma çocuğun fıtratı üzerinde telafisi mümkün olmayan tahribatlara neden olmasın.
Ayrıca hamilelik esnasında çocuk dışardan gelen bütün sesleri duymakta, annenin tüm duygu durumlarını hissetmektedir. Tertemiz bir fıtratla yaratılan çocuğun anne karnındayken korunması her türlü günah ortamından muhafaza edilmesi eğitimin ilk ayağını oluşturmaktadır. Nitekim, eğitimdeki en önemli esaslardan biri çocuğa güzeli ve doğruyu öğretmenin yanında, kötüye ve yanlışa şahit kılmamaktır.
Bu hassasiyet anne karnından itibaren başlayıp, çocuk akıl baliğ olana kadar devam ettirilmelidir.
Hamilelikle başlayan bu nevi bir eğitim, çocuğun dünyaya gelişinden sonra bakım, sevgi ve güven ihtiyacı karşılanırken aynı zamanda ebeveynlerin rol modelliği üzerinden devam eder. Altı yaşına kadar çocuk ebeveynlerin tüm davranışlarını kopyalar. Çocuğun anne babaya dair oluşturduğu ilk izlenim aynı zamanda Allah’la olan bağının da alt metnini oluşturur.
Çocuğun sorular sormaya başladığı dönem artık eğitimin başka bir safhaya geçişini haber verir. Bu dönemde ebeveynlerin çocuğun sorduğu sorulara verdikleri cevaplar, çocuğun hayat seyrini belirleyen inançlara dönüşür. Akidevi konularda çocuğun yaşına uygun cevaplar verilmesi, çok fazla detaylara girilmemesi önemlidir zira bu yaşlarda çocuklar soyut kavramları anlamlandırmakta güçlük çekerler. Bu dönem ayrıca çocuğa ibadetlerin öğretilmesi için en uygun yaş aralığıdır.
Okul eğitimi ile beraber başlayan süreç ebeveyn etkisinin ikinci planda kaldığı dönemdir. Bu anlamda çocuğun gideceği okullar ve arkadaş ortamı dikkatli seçilmeli ki okul hayatı ve yozlaşmış bir toplumun vereceği zararlar en aza indirilebilsin.
Hadiste bildirilen bir diğer hak ise çocuğa iyi bir isim verilmesi idi. İsim mevzusu da yine toplumumuz tarafından yanlış anlaşılmış, iyi isim vermek Kur’an’dan seçilen herhangi bir kelimenin isim olabileceği gibi anlaşılmıştır. Bir ismin iyi olması için iki şart gereklidir. Birincisi ismin anlamı, ikincisi de kimden dolayı konulduğu.
Ebeveynler, çocuğun şahsiyetini zedeleyecek ve onu toplum nezdinde küçük düşürecek isimler vermekten kaçınmalı, onun karakterine, psikolojisine olumsuz yönde etki edecek, ondaki isyankârlık duygusu, küçüklük kompleksi ya da büyüklük taslamaya sebep olacak isimler koymaktan sakınmalı, Allah ve Rasulü’nün (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tavsiye ettiği kulluk, Allah yolunda hizmet gibi ulvi duygular ilham eden isimler koymalıdırlar. Ayrıca çocuğun ismiyle hitap edildiğinde ismin anlamı çocuk üzerinde telkin etkisi oluşturur. Dolayısıyla ismin anlamı olumlu ise çocukta olumlu değişimler olacaktır. Tam tersi durumda ise çocuk ismin olumsuz etkisine maruz kalacaktır.
Bu konu ile ilgili Hazreti Aişe (Radiyallahu Anha) validemiz şöyle buyurmuştur:
“Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) çirkin isimleri değiştirirdi.” (Tirmizî, Edeb, 66)
Peygamberlerin, sahabelerin ve salih insanların isimlerini koymak da çocuk üzerinde olumlu etki oluşturmakta, çocuğun ilerde bu ismin sahibiyle özdeşim kurmasına vesile olabilmektedir.
Hasılı kelam; emaneti emanetin sahibine teslim edene kadar, muhafaza etmeye çabalamak anne-baba için en ulvi görev ve sorumluluktur. Bu sorumluluğun hakkını verebilmek için de sünnetin rehberliğine ihtiyaç vardır.
Selam ve dua ile…
Seher TOPRAK