Hamd, mülkün gerçek sahibi olan ve nimetlerini hikmetle takdir eden Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, infakı bireysel bir erdem olmanın ötesinde toplumsal bir sorumluluk olarak inşa eden Hazreti Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) olsun.
“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, her başağında yüz tane bulunan yedi başak veren bir tohum gibidir.” (Bakara Suresi, 261. Ayet)
Kökü “نفق” den türeyen, asıl manası itibariyle “harcamak, vermek, elden çıkarmak” anlamların da olsa da sadece maddi boyutlu olmayıp kişinin Allah için, Allah namına yapacağı birçok işi de içine alan bir ibadet türü ve ahlak serüvenidir infak.
Harcamanın, savurganlığın aşırıya gittiği şu çağda ilahi bir sesleniş, “dur yavaşla sahip oldukların sana ait değil” çağrısıdır. İnfak, insanın sahip olduğu tüm imkânları ilahî bir emanet bilinciyle değerlendirmesini ve bu bilinçle paylaşmasını ifade eder. Burada esas olan, verilen şeyin miktarı değil, veren kalbin istikametidir. Kur’an’da infak, imanla yan yana anılır. Çünkü infak, insanın dünyayla ve nimetlerle kurduğu ilişkinin aynasıdır.
İslam cemiyet içinde yaşanan bir ibadettir. Birliği değil, her daim kardeşliği, topluluğu esasa alacak ibadetleri ile bizlere gelmiş bir dindir.
İnfak mala sahip olma da ki ahlaktır, iman olduğu sürece infak da vardır. Her şeyin infakı vardır, malın, sevginin, bilginin, tebessümün.
11 ayetten oluşan “Munafikun” suresinin 8 ayeti nifak, 3 ayeti de infakla alakalıdır, öyleyse infak nifakın panzehiridir diyebiliriz. İnfak nifakın panzehiri iken bizler de kalplerimizi diri tutmak ve de nifaktan korunmak adına bu panzehiri hayatımızın bir parçası edinmeyelim mi? Nitekim surenin 10. ayetinde “ölüm gelip çatmadan size rızık olarak verdiklerimizden bir bölümünü infak edin” diye emrediliyor.
İnfakı diğer yardımlardan ayıran şeylerden birisi niyettir. İnfaktaki niyet Allah’ın rızasını kazanmaktır. Yoksa Allah’a ve ahiret gününe inanmayan kişinin yaptığı gibi gösteriş ve övgü için harcamak olmaz.
Kur’an-ı Kerim müminleri tanıtırken onları Allah yolunda infak edenler, harcayanlar olarak tanıtıyor, infak edenleri sürekli övüyor, ödüllerinin büyük olduğunu belirtiyor. Bunlardan birkaç ayet şöyledir:
“Onlar bollukta ve darlıkta Allah için harcarlar, öfkelerini yutkunurlar, insanları affederler. Allah da güzel davrananları sever.” (Al-i İmran Suresi, 134. Ayet)
“Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler, namazı gereği üzere kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve aşikâr harcarlar, kötülüğü de iyilikle savarlar. İşte bunlar, ahiret saadeti onlar içindir.” (Ra’d Suresi, 22. Ayet)
“Allah’a ve Rasulüne iman edin de, sizi mirasçıları kıldığı maldan, (Allah yolunda) harcayın, içinizden iman edip de (Allah yolunda) harcayanlar için büyük bir mükâfat vardır.” (Hadid Suresi, 7. Ayet)
Serveti veren O’dur, verdiği şeylerden infak etmeye davet eden de O’dur.
Allah-u Teâlâ geçici olarak tasarrufumuza bıraktığı az miktardaki malı, o hesap günü gelmeden onun rızası dahilinde infak etmemizi istemektedir.
İnfak kişinin zengin olmasını gerektirmez zira bu zekâta dayalı bir ibadet olup ve zaten yapılması gereken farz olan ibadet olmuş olur.
“Yarım hurma vermek suretiyle de olsa kendinizi cehennem ateşinden koruyunuz. O kadarını da bulamayanlar, güzel bir sözle olsun kendilerini korusunlar.” (Buhârî, Edeb 34)
Hadisten anlaşılacağı üzere kişinin elinde bulunan yarım hurma dahi olsa o ateşten kendisini koruması gerekir ve yine Hadis'ten anlaşılan şu ki kişinin gücü maddi boyutta yetmese dahi manevi alanda yapacağı bir tebessüm dahi bir infak vesilesidir. Her alanında bizlere bir teslimiyet abidesi olan Rasulü zişanın bu emsalde çokça misalleri vardır; Hazreti Aişe’den (Radiyallahu Anha) rivayet edildiğine göre, Resûl-i Ekrem’in ailesi bir koyun kesmişlerdi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir ara:
- “Ondan geriye ne kaldı?” diye sordu. Hazreti Aişe (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
-Sadece bir kürek kemiği kaldı, cevabını verdi.
Bunun üzerine Hz. Peygamber;
- “Desene bir kürek kemiği hariç, hepsi duruyor!” buyurdu.” (Tirmizî, Sıfatu’l-kıyâme, 35)
“Ne infak ederseniz sizin lehinizedir” (Bakara Suresi, 272. Ayet)
“İnfak ettiğinizin karşılığını Allah verir” (Sebe Suresi,39. Ayet)
İşte dinimiz insan kimliğini inşa ettiği gibi, bazı ibadet esasları; sadaka zekât ve infak gibi de toplumun esaslarını da göze almış bir anlayıştır. Kişinin kalbinin mutmainliĝini korumasının yollarından biridir infak.
İnfak neden yapılır?
Allah emrettiği için (Bakara Suresi, 254-267. Ayet), Allah rızası için (İnsan Suresi, 9. Ayet), Herkes kendi adına infak eder. (Bakara Suresi, 272. Ayet)
İnfak ne zaman yapılır?
Hayattayken (Munafikun Suresi 10. Ayet, Bakara Suresi 254. Ayet), Zamanında (Hadid Suresi, 10. Ayet), Varlık ve darlık zamanlarında (Ali İmran Suresi, 134. Ayet), Gece gündüz, önce gece, gizli olduğu için (Bakara Suresi, 274-271. Ayet), Kendisi muhtaç olduğu zaman. (Haşr Suresi, 9. Ayet)
İnfak duyarlılığı meydana gelirse oluşacak olan faydalara değinelim. Sosyolojik olarak, kardeşlik duyguları pekişir, zengin fakir uçurumu kalkar ve garibanların sahipsizlik, çaresizlik duygusundan kurtulmasını sağlar.
Ekonomik faydaları: Sebe Suresinin 39. Ayetinde, ne infak edersek yerini dolduracağının teminatını veriyor Rabbimiz. Ayrıca Rum suresinin 39. ayetinde zekât verenlerin mallarını kat kat arttıranlar olduğunu görüyoruz faiz örneğiyle.
Uhrevi faydaları: Örnek olarak Bakara suresi 262, Necm suresi 40 ve 41. ve Zilzal suresi 7. ayetlerini verebiliriz. Ne verirsek aynısı mahşerde önümüze gelecektir. Yunus suresi 26. ayette ne verirsek daha güzelini ve fazlasını elde edeceğimizi öğreniyoruz. Enam suresi 160. ayetinde ise ne yaparsak 10 katını kazanacağımızı öğreniyoruz. Bakara suresinin 261. ayetinde mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak ve her birinde 100 dane, yani 700 tohuma benzetiliyor.
Sözün hülasası infak; insanı tamamlayan, kalbi özgürleştiren bir yolculuktur.
Hamd ile farkına vardığımız nimetleri infakla çoğaltmayı, kalplerimizi bu kulluk ahlâkında daim kılmasını Rabbimizden niyaz ederiz. Vesselam...
Mümine Balca KOCA