Adaletin ve merhametin kaynağı olan Rabbimizin adıyla...
Aile, insanın ilk yuvasıdır. Anne ile baba sadece birer sevgi figürü değil, aynı zamanda Allah’ın El-Adl isminin yeryüzündeki temsilcileridir.
Ve Allah’ın isimlerinden biri El-Adl, yani adaletin kendisidir Allahu Teâlâ.
Adalet, literatürde “bir şeyi yerli yerine koymak; ne fazla ne eksik” demektir. Bizler adaleti sadece mahkemelerde, hakimlerin, yöneticilerin bulunduğu yerlerde olan bir kavram olarak görmemeliyiz. Asıl adaletin en büyüğü, insanın evinin içinde olan adalettir. Ve çocuklarımıza hayatı boyunca adaletli olmayı aile içiresinde öğretiriz. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de Nisa Suresi 135. Ayet-i Kerime’de şöyle buyurmuştur:
“İman edenler! Kendinizi, anne babanızın ve yakınlarınızın aleyhine bile olsa adaleti titizlikle ayakta tutun.”
Rabbimizin buyruğundan anlıyoruz ki anne baba olarak biz ebeveynler, sevgimizle, merhametimizle, rahmetimizle adaleti dengeleyen kişiler olmalıyız.
Bizler adaletli ebeveynler olarak her çocuğun farklı mizaca sahip olduğunu bilmemiz ona göre bir davranış göstermemiz gerekiyor. Bir davranışı kazandırırken bazı çocuklar hemen benimser bazıları direnç gösterebilir. İkisine de aynı ölçüde davranamayız. Bu durumda ‘kişiye göre’ bir mekanizma geliştirmeliyiz. Çünkü adalet, evin içinde var olan huzurun direğidir. Adaletin olmadığı evde korku sebebiyle itaat olur ama sevgi olmaz! Ebeveyn ve çocuklar arasında korkudan kaynaklı bir itaat başlar fakat ileriki dönemde o itaat nefrete dönüşebilir.
Bir baba kızını oğlundan, bir anne küçük çocuğunu büyüğünden üstün tutarsa aile içerisindeki bağlar zayıflar. Özellikle biz annelere bu konuda büyük görev düşmektedir. Kardeşler arasında kıskançlık, sevgisizlik, ileriki dönemde ebeveynden uzaklaşma, kardeşten uzaklaşma… Bunların hepsi farkında olmadan bizim kendi ellerimiz ve dillerimizle bozduğumuz adalet dengesinin sonucudur.
Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün küçük torunları Hasan ve Hüseyin ile oyun oynuyor. İkisi de susuyor ve Peygamber Efendimizden (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) su istiyorlar. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) suyu önce Hasan’a, sonra Hüseyin’e veriyor. Bunu gören Hazreti Fatıma (Radiyallahu Anha), “Babacığım, suyu neden önce Hasan’a verdin? Hasan’ı daha mı çok seviyorsun?” diye soruyor.
Peygamber Efendimiz ise:
“Hayır. İlk önce suyu Hasan istedi, o yüzden ona verdim.” buyuruyor. (İbni Esir¸ Üsdü'l-Gàbe¸ C. V¸ s. 523.)
Belki küçük gördüğümüz bir ‘su isteme’ meselesinde bile “kim önce istedi?” diyerek hakkı gözetiyor.
Evde adaletsizliği gören çocuk, ileriki dönemlerde aynısını kendi çocuklarına, arkadaşlarına, çevresine uygulayacaktır. O yüzden bizler evde en büyük rol model olmalıyız ki çocuklarımız da bizden öğrendiklerini dışarıya yansıtsın. Çünkü çocuklarımız bizim birebir yansımamızdır, adeta kopyamızdır.
Yani bir anne baba hareketli olmayan, en sessiz çocuğa daha fazla ilgi gösterirse burada adaletsizlik olur. Bir anne baba bugün çalışan çocuğa eve para getiriyor diye saygı gösteriyorsa burada adaletsizlik olur. Bir anne baba makamı dolayısıyla çocuğuna saygı gösteriyorsa, burada adaletsizlik olur. Bir anne baba rahatsız olan çocuğuna sürekli serzenişte bulunuyorsa burada adaletsizlik oluşur...
Bazen adalet, bizim görmek istemediğimiz küçücük şeylerledir;
Bir annenin evladının başını okşaması, yanağına bir buse kondurması…
Bir babanın çocuğuna bir kalem alması, bir silgi alması…
Bazen dışarı çıkarması, bazen çıkarmaması…
Evde sofra kurulurken herkesin tabağına aynı miktarda yemek bırakmak adalet değildir. Yetişkinlerin yemek ihtiyacı daha fazladır, küçük yaştakilerin daha az. Dolayısıyla küçük yaştakilerin tabaklarında daha az yemek olacaktır. Gece yatma saatini çocukların yaş seviyesine göre belirleyebilmeliyiz. 14-15 yaşlarındaki abi veya abla ile 6-7 yaşındaki kardeşlerin uyuma saati aynı olmayabilir. Bu farklılığı da çocukların anlayacağı şekilde izah etmeliyiz. Çocuklara harçlık verirken, yaş seviyelerine göre miktar değişebilmelidir.
Adalet, çok küçük ve aslında gizli bir ayrıntıdır. Anne-baba adaleti önce kendi içinde inşa eder; sonra çocuk bunu görerek ve yaşayarak öğrenirse, işte o çocuklar ileride adaletin taşıyıcıları olurlar. Vicdanı öğrenirler, dürüstlüğü öğrenirler, güveni hissederler, hakkı gözetirler.
Yine Peygamberimizden (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir hadisi şerif nakledecek olursak:
“Adil bir kimse, Allah katında nurdan minberler üzerinde olacaktır.” (Nesâî, Âdâbü"l-kudât, 1) buyurur.
Buradaki “adil kimse” sadece mahkeme salonlarındaki avukatlar, hakimler değildir; evin içindeki anne, baba, çocuk…
Yeter ki biz adaleti Allah’ın rızasına uygun bir çerçevede yapalım.
Ailede adaleti inşa edebilmek için birkaç öneri:
• Her bireyin sesini gerçekten duymak, dinlemek. Bazen küçük bir bebeği, bazen evin en büyüğünü… Çünkü bugün dinlenilmeyen çocuk, yarın bizi dinlemez.
• Evdeki tartışmaları tek tarafı dinleyerek çözmeyelim. Önce çocuklarımızı dinleyelim; ne anlatmak istediklerini bilelim.
• Sorumluluklar verelim. Evin yükünü sadece en büyük çocuğa yüklemek yanlıştır. Yaşına göre küçük çocuklara da sorumluluk vermemiz lazım. Elbette ki cam bir bardağı taşımayı 3 yaşındaki çocuğa değil 10 yaşındaki çocuğa vermeliyiz. Ama sofra kurulurken mesela 3 yaşındaki çocuğa da ekmeği taşıtabiliriz. Her çocuğa yaşına uygun sorumluluk verilebilir. Adalet, bir yaşındaki çocuğa da 15 yaşındaki çocuğa da yaşlarına uygun sorumluluklar verebilmektir.
• Sevgi dengesini koruyalım. Birine fazla, diğerine az değil; herkese eşit şekilde sevgi göstermek gerekir. Çocuklarımız bizlere verilmiş emanettirler, birini diğerinden ayırt etmeden sevgi dağılımı olmalı.
• Kıyaslama yapmayalım. Her bireyin “biricik” olduğunu kabul etmeliyiz. Her çocuk farklı bir fıtrata sahiptir; her çocuk özeldir. Bir çocuğa “Sen neden falanca gibi değilsin?” demek… Bu cümle çocuğun ruhunda ömür boyu taşıyacağı ağır bir yük bırakır.
• Çocuğun emeklerini takdir edelim. “Teşekkür ederim.” diyebilmek bile bir adalettir. Böylece emeğe değer vermeyi, nimete şükretmeyi öğretmiş oluruz.
• Empati yapalım. Haksızlık etmemek için önce çocuğu anlamaya çalışalım. Unutmayalım ki biz de bir zamanlar çocuktuk. Bizler de hata yaptık, hata yapabiliriz. Ve unutmayalım, hata yapmadan büyüyen hiçbir çocuk yoktur.
Rabbim, bizleri adaleti hakkıyla yayan ve gözeten kişilerden eylesin. Amin.