Bismillahirrahmanirrahim,
İslam dini, Allah’ın kullarına lütfettiği en güzel dindir. Tüm yönleriyle tamamlayıcıdır ve noksanlıklardan beridir. Kadın, İslam dini nazarında kıymetli bir varlıktır. Kadın, ümmetin inşasında sadece aile içi bir figür değildir; iman, ilim, adalet ve sabır mücadelesinin aktif bir öznesidir. Buna verilebilecek örnekler pek çoktur.
Hazreti Hatice, İslam’ın ilk destekçisidir. Hazreti Âişe, ilim ve hadis ilminin en önemli âlimelerinden biridir. Hazreti Asiye sabır kahramanlarındandır. Hazreti Meryem ise Allah’ın davetine sımsıkı sarılmış bir takva abidesidir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Bu vesileyle ümmetin varoluşunda kadının rolü azımsanmayacak kadar büyüktür. Çünkü İslam kadını yüce bir mertebeye getirmiş ve hapsolduğu değersizlik algısından kurtarmıştır.
Bir milletin kaderini kadın belirler; çünkü kadın bir neslin mimarıdır. Elinde yetişen çocuklar topluma yön verir. İmam Şafiî’nin annesi, doğumundan beri evladına ilmin menbaı olan azim, takva ve sabrı aşılamasaydı, bugün İmam Şafiî fıkıh mezhebinin büyük âlimlerinden biri olamayacaktı. İmam Buhari de babasız büyümüş, fakat annesinin fedakârlığıyla ilmi derinliğe kavuşmuştur.
Bu yönüyle kadın, ümmet içerisinde hem aktif bir birey hem de İslam ümmetini ihya edecek evlatların yetişmesinde başrol oyuncusudur. Yani hem yön verir hem de yön verecek evlatlar yetiştirir.
Kadının asli misyonu, ümmetini inşa eden bir bilince sahip olmaktır. Çünkü İslam davası, iman bilinciyle hareket eden kadınların omuzlarında yükselecektir. Kadın kendini ilimle donatmalıdır. Ev işleri ve çocuk meşguliyeti onu ilim yolundan alıkoymamalıdır.
Hazreti Fatıma, beş çocuğunu büyütürken ilim meclislerinden geri durmamıştır. Çocukları küçük olmasına rağmen ilimle hemhal bir hayat yaşamıştır. Çünkü onun düşüncesi, ilmin bir seçenek değil, bir görev olduğu yönündeydi. “İlim öğrenmek her Müslümana farzdır.” düsturuyla o, ilmi derinliği Allah’a yakınlık olarak benimsemiş ve öğrenmekten geri durmamıştır.
Günümüzde ne yazık ki bu düşünceye sahip bireyler azalmıştır. Kadın sadece evdeki işleri gören bir varlık olarak kalmış ve bunu ilim öğrenmemenin bir bahanesi olarak görmeye başlamıştır. Halbuki ilim farzdır ve hiçbir bahane onu öğrenmekten alıkoymamalıdır.
Aynı zamanda kadın, güzel bir ahlakla donanmalıdır. Güzel ahlak, kadının yüzündeki nurdur. Bir kadının asıl zarafeti, nasıl giyindiğinde değil, nasıl davrandığında ortaya çıkar. İffet, tevazu, vakar, adalet ve sabır kadının gerçek ziynetidir. Ahlaklı kadın konuşurken kalp kırmaz, kin tutmaz; eşine sabır, çocuklarına sevgi, topluma nezaket ve anlayışla yaklaşır.
Resûlullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu hadisi bu duruma verilecek en güzel örneklerden biridir:
“Dünya bir metadır; onun en hayırlısı güzel ahlaklı kadındır.” (Müslim, Radâ’, 64)
Bugünün kadını ilimde derin, toplumda aktif bir role sahip olabilir; fakat asıl önemli olan, ahlakıyla ümmete örnek olmasıdır. Çünkü ahlak insanı yüceltmekle kalmaz, ümmetin dirilişinde kadına üstün bir anlam yükler.
Ümmetin dirilişinde aktif role sahip olan kadınlar, aynı zamanda kimliğini koruyan ve ona sahip çıkan kadınlardır. Kimlik, bir insanın ne olduğunu değil, ne uğruna yaşadığını anlatan bir unsurdur. Müslüman kadının kimliği Kur’an’ın ışığından, Peygamber’in ahlakından, iffet ve izzet bilincinden doğar. Bu kimlik; modanın, toplum baskısının ve dünyevi arzuların değil, tevhidin ve teslimiyetin ürünüdür.
Bir kadının kimliği kaybolduğunda ümmetin ruhu zayıflar. Çünkü ümmetin temel taşını oluşturan kadınlar eşler, anneler, öğreticiler ve davetçiler hakikatin değil, taklidin birer temsilcisi hâline gelir. Bu yüzden gerçek kimlik sahibi olmak, ümmetin ıslahı için çok önemlidir.
Kimliğini koruyan kadın, başkasının gözünde değil, Rabb’inin nazarında iyi olmayı seçen kadındır. Zira insanları memnun etmek zordur; asıl olan Rabbimizi memnun etmek ve O’nun seçtiği doğrularla yaşamaktır. Bugünün dünyası kadını kimliğinden uzaklaştırmak istiyor; onu ya bir süs eşyası ya da bir tüketim aracı olarak görüyor. Özentilik ve kendini beğendirme arzusu ile kimliğinden uzaklaşan kadınlar, başkalarını memnun etmek için yaşar hâle geliyor.
Bu duygulara sahip bir kimse, İslam ümmeti için sadece bir zarara sebep olur. Çünkü kimlikli kadın, Allah’ı memnun eden kadındır. O, kıyafetini Allah için seçer, sözünü Allah için söyler, adımını Allah için atar; evini Allah’ın arzu ettiği bir yuva hâline getirir ve çocuklarını Rabb’inin istediği şekilde yetiştirir.
Son olarak; eğer kadın iman ile ayağa kalkarsa ümmet ayağa kalkar, kadın ilimle donanırsa ümmet aydınlanır, kadın güzel ahlakla bezenirse ümmet yeniden dirilir.
Bugün ümmetin dirilişi için ihtiyaç duyulan şey; imanlı, şuurlu, eğitimli kadınlardır. Ve bu kadınların omuzlarında ümmet yeniden dirilecektir.
Dirilten kadınlar olmak; imanlı, ahlaklı, kimlikli bir özbenlikle ayağa kalkmak duasıyla…
Semanur Gizli