Tesettür, sözlükte “örtünmek ve gizlenmek”, dinî bir terim olarak ise insanın dinen örtmesi gereken yerlerini (avret yerlerini) örtmesi anlamına gelir. İnsanı en iyi bilen ve aklından neler geçtiğini bilen Rahman tarafından, fıtratında yankı bulan haya duygusuyla her insana bir örtünme ve gizlenme güdüsü yerleştirilmiştir.
İnsan, ilahî ikaz ve müdahale olmadan bile çıplaklığını kapatacak bir örtünme ihtiyacı hisseder. Şayet fıtrat özünü hâlen koruyorsa örtünmeyi bir şekilde hayatında yaşanır hâle getirir. Zaman içerisinde fıtrat bir şekilde zarar gördüğü için dışarıdan gelen müdahalelerle gözümüzün, kulağımızın, dilimizin ve bedenimizin fıtrî örtünme isteği olumsuzluklara maruz kalır. Her maruz kalış, örtünme isteğinin yerine getirilmeyişi, özde olan gizlenme isteğini aşındırır. Bu öz aşına aşına çıplaklığı sıradan bir durum hâline getirir.
İşte bu noktada Allah Teâlâ rahmetiyle insana doğru yolunu gösterir. İnsanın ihtiyacı olan ve fıtrî olanın aşındırılmasının önüne geçmek konusunda yardımcı olan ayet-i kerimelerde insanın bedenini örten ve çıplaklığın önüne geçen bir örtüden söz eder.
Kur’an-ı Kerîm’de tesettürle ilgili hükümler özellikle Nûr Suresi’nin 30-31. ayetlerinde ve Ahzâb Suresi’nin 59. ayetinde karşımıza çıkar. Nûr Suresi’nde önce erkeklere bakışlarını ve iffetlerini korumaları emredilir; ardından kadınlara yönelik örtünme hükümleri bildirilir. Ahzâb Suresi’nde ise mümin kadınların dış giysilerini üzerlerine almaları emredilir. Bunlar “Yapabilir misiniz, mümkün müdür?” gibi olasılık ifade eden, rica edilen şeyler değil; Allah’ın kullarına bildirdiği net emirler olarak karşımıza çıkar.
Allah’ın emri olarak karşımıza çıkan tesettür, böylece yalnızca bedenimizi örten bir örtü olmaktan çıkar; hayatımızda taşıdığımız bir sorumluluğa ve Rabbimize teslimiyetimizin bir göstergesine dönüşür.
Allah’ın kadın ve erkek için emrettiği tesettür, insanın insana karşı belli bir sınırının olması gerektiğinin dışa yansımasıdır. Kişiliğimizi ön planda tutarak, fıtratımıza uygun sınırlar dâhilinde yaşamamız öngörüldüğüne göre bu tesettürü hayata uygulamak oldukça kolay ve fıtri bir durumdur. İnsan, fıtratının sesine kulak vererek bu hikmeti fark edecek ve Allah’ın tesettür emrinin, insanî ilişkilerimize sınırlar çizerek aslında en çok bizi bize karşı muhafaza ettiğini fark edecektir.
Allah Teâlâ kadın ve erkek için farklı hükümlerle emrettiği tesettürü, insan hayatına uygulandığında bir kalkan ve zırh görevi gören bir emir olarak karşımıza çıkarır. Her ikisi için de haya ve iffeti koruyan bu emir, insanın hem kendisini hem de karşısındaki insanı muhafaza etmesine yardımcı olur.
Tabii ki her nimetin, manevî hayatımızda bir karşılık bulması, bizi olgunlaştırması ve Rabbimize yaklaştırması için bazı meşakkatlerin olması normal bir durumdur. Madem nimet ve Allah için taşınıyor tesettür, öyleyse bu emri yerine getirirken karşılaşılan zorluklara karşı çok da mızmızlanmamak gerekir. Çünkü nimetlerin kıymeti bazen onları elde ederken ve korurken karşılaştığımız meşakkatlerle daha iyi anlaşılır.
Allah’ın her emri yerine getirildiğinde yeryüzüne bir rahmet yayılır. Tesettür de yalnızca üzerimizde taşıdığımız bir kıyafet değil, Rabbimizin emrine teslimiyetimizin bir göstergesidir ve yeryüzüne rahmetin yayılış nişanesidir. Dışarıda onca insan arasından tesettürümüzü üzerinde taşıyor olmak, ayrıcalıklı olmanın işaretidir.
Modern hayat ve dünyevileşme, çıplaklığın ve açıklığın reklamını yaparak dizilerle, sinemalarla ve sosyal platformlarla sürekli bunu normalleştirmeye çalışsa da insanın henüz kirlenmemiş temiz fıtratı, örtünün ve tesettürün bütün karalamalara rağmen ekmek kadar temel, su kadar vazgeçilmez bir insanî ihtiyaç olduğunu inayet ve rahmetle fark edecektir.
Çünkü tesettür, insanın fıtratına aykırı bir yük değil; insanlığımızı koruyarak nimetlenmemizdir. Örtünmek, bedenimizi ve mahremiyetimizi korurken aynı zamanda ilişkilerimize de sınırlar çizer. Böylece kendimizi başkalarının bakışlarından, beklentilerinden ve sınırlarımızı aşabilecek yaklaşımlardan muhafaza ederiz.
Bütün bunları düşündüğümüzde, tesettürün yalnızca üzerimizde taşıdığımız bir örtü olmadığını; fıtratımızı, haya ve iffetimizi koruyan, Rabbimizin emrine bağlılığımızı gösteren bir yaren olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Ve bütün bunların içinde bizim tesettürümüz var…
Sevgili yârimiz, yârenimiz; yol arkadaşımız, elimizden tutanımız…
Hayatta Allah’a yaklaştıran en salih amellerimizden, gözbebeğimiz, fıtratımızın sesini dinleyerek üzerimizde taşıdığımız, kendisiyle büyüdüğümüz, üzerimizde taşırken incitildiğimiz ve her incitilmemizde kendisine ne kadar da ihtiyaç duyduğumuza şahit olduğumuz, Allah’ın emrine bağlılığımızın nişanesi, haya ve iffeti muhafaza etmeye yardımcımız, bizi her türlü kötülükten koruma vesilemiz…
Ah bir bilsen, seni üzerimizde taşırken ne kadar mutlu ve özgür anlar tattık.
Ah bir bilsen, bazı zamanlar seni taşımak, sadece bir emri yerine getirmekten öte, sabrımızın ve teslimiyetimizin de şahidi oldu. Kimi zaman sözlerin ağırlığını, kimi zaman bakışların sessizliğini taşıdık; fakat her defasında emri yerine getirmenin inancını kalbimize akıttık.
Çünkü insan bazen yaptığı şeyin doğru ve güzel olduğunu, ilâhî ölçülerden uzak bakışların yaptığı müdahalelerle daha iyi anlıyor. Biz de sana yönelik müdahalelerde, seni neden taşıdığımızı, yaşayarak öğrendik.
Sen bizim için yalnızca bedenimizi örten bir örtü değil; Rabbimizin emrine bağlılığımızın, fıtratımızı koruyuşumuzun ve insanlığımızı muhafaza edişimizin bir parçasısın.
Duruşumuzla, konuşmamızla, dinlememizle, hareketlerimizle, tesettürümüzle ve dış kıyafetimizle bu şerefi taşımak nasip olsun.
Çünkü tesettür yalnızca üzerimizde değil, hayatımızda da taşımamız gereken bir emanettir.
Ey tesettürümüz, sevgili yârimiz, yârenimiz…
Sen bizim yol arkadaşımız, elimizden tutanımız, düştüğümüzde bizi kaldıran, Rabbimizin emrine bağlılığımızı hatırlatanımız oldun.
Bizi fıtratımızdan uzaklaştıracak her şeyden muhafaza etmeye yardımcı, haya ve iffeti hayatımızdan eksiltmeme vesilesi oldun. Seni yalnızca üzerimizde değil, gönlümüzde ve hayatımızın her hâlinde taşımak nasip olsun.
Rabbimizin emri olarak seni sevmek, seni taşımak ve seni hayatımızın sonuna kadar muhafaza etmek nasip olsun.
Ey tesettürümüz…
Son kalemiz, yârimiz, yârenimiz…
Son nefesimize kadar bizimle kal.
Sena Aslan