Toplumun yapı taşı “aile” olmanın ilk adımı evliliktir. Günümüzde ise artarak devam eden boşanmalar bu mühim yapıyı bozmakta, aile müessesesine ciddi zararlar vermektedir. Konuyu psikolojik, manevi ve sosyal boyutlarıyla ele almak üzere Uzman Aile Danışmanı Şüheda Derya Terzi hanımefendi ile bir röportaj gerçekleştirdik. Kıymetli görüşlerini bizlerle paylaştığı için hocamıza teşekkür ediyor, sizleri bu değerli röportajımızla baş başa bırakıyoruz.
1-Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Kendimi tanıtma hususu en çok zorlandığım bölüm benim için. Biraz, kendimi anlatmayı sevmiyor oluş biraz da bu hayatın süreçlerinin, insanın hikâyesini oluşturan serüveni hangi bir kelimenin dile dökebileceğini bilememenin verdiği hissiyatı içinde, acz ile edelim birkaç kelam. 1978 senesinin bir sonbahar mevsiminde (muhtereme anneciğimin ifadesiyle ‘sen yaprak toplama zamanı doğdun’ yani yılın hazana adım atma mevsimi ekim) Trabzon/of ilçesinin dağlarının eteklerinde, hayatın bilmediğim yüzüne ağlayarak açmışım gözlerimi. Belki de derin bir o/af çekerek. Bu hal üzeri iki kelimeyle özetlenmeyecek hikâyemizin, adanmış ve aldanmışlık ekseninde yol tayini ararken İstanbul Üniversitesi Sosyoloji ile toplumsal hassasiyetimiz, yüksek lisans olarak da İstanbul Aydın Üniversitesi Aile Danışmanlığı eğitimini tamamlayıp toplumun mihenk taşı olan aileyi nasıl ayakta tutabiliriz kaygısıyla çalışmalar yapmaktayım. “Sükut-u Vaveyla” adında deneme ve şiir sentezli, “Amak-ı Ervah” adında düşünce ve mana dünyasına dokunan, “Gönüllere Der(t)kenar” adında iletişim ve ilişkilere değinen üç karalama çalışmalarımla birlikte, bir yanı hümanist bir yanı tevhid yoluna revan, insanlığa faydalı olma derdinde bir garip yolcuyum.
2-Dinimiz neden evliliğe teşvik eder? Evliliğin önemi nedir?
Allah insanı yaratırken birçok duygu ve ihtiyaç ile beraber formatlayarak dünya mekânına gönderdi. Bu perspektiften baktığımızda kâinatı bir sistem üzere var eden Rabbimiz insanı da bir format ve sistem üzeri yaratmıştır. Tıpkı bir makinenin işleyişindeki formatta bir eksiklik ya da ters bir durum olduğunda işlevini sağlıklı görmeyeceği veyahut da bir şirketin bir sistem ve işleyişi vardır ve bu formatın dışına çıkıldığında düzen olması gerektiğinin dışında işlevini göreceği için hedeflenen randıman alınamayacaktır. Hatta problemlerle karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır. İfade ettiğim üzere birçok duygu ile yaratıldık, bazı duyguları birçok kişiyle tamamlayabilme ihtimali ve imkânı varken bazı duyguları sadece belirli kişiyle tamamlayabiliyoruz. Bu da insanın fıtratındaki dengeyi sağlıyor.
İslam'da evlilik hem erkeklerin hem de kadınların kendilerini gayri meşru günahlardan korumalarına yardımcı olan bir güvence olarak kabul edilir. Yani duygu ve yaşayışta bir düzen olması insan fıtratına uygunluk demektir. Aksi takdirde insan hem içinde hem dışında bir sürü karmaşanın içinde kaybolacaktır. Beden ve ruhun huzurunun inşa edileceği yerin temelleri aile ortamında atılıyor. Evlenmenin en önemli amacı insanda en güçlü dürtü olan cinsel hazzın meşruiyet ölçüleri içinde kontrolünü sağlamak ve insan soyunun güvenli şekilde sürekliliğini temin etmektir.
Antropolojik olarak insanoğlunun evlenme gayesine baktığımızda karşımıza neden olarak ‘insan soyunun ari olmasını sağlamak’ olarak açıklanır. Yani, doğan çocuğun genetik kimliğinin belirli olması, insanların çocuğun annesinin özellikle de babasının belirli olması isteğinden kaynaklandığını ifade etmektedir.
Evlilik hukuku ailenin başlangıcıdır aile de toplumun başlangıcı mahiyetindedir. İnsan hayatının sürecinde sonuna kadar sürecek bir bağlılıktır. Aynı zamanda en güvenilir merkezde eşinize ve çocuklarınıza hizmet ederken özverili bir şekilde büyümeniz için bir fırsat sunar. Evlilik fiziksel bir birliktelikten çok daha fazlasıdır; aynı zamanda ruhsal ve duygusal bir birlikteliktir. Bir başka boyutu ise evlilik dışı yaşanan her bir duygu ve düşünce zamanla insana problem olarak geri dönerken evlilik içinde kurulan her bir duygu ve düşünce fıtrata uygunluğundan ötürü çatışma olsa da ağır yaptırımları olmayan bir süreçtir.
Dolayısıyla evlilik hukuku içinde cinsel birliktelik hem bireysel iyi oluş hali hem de ilişkinin sağlığı açısından oldukça önemlidir. Evlilik hukukunun bu özel hali sağlıklı bir zemin üzerinde yaşamayı sağlar. Çiftler arasında fiziksek yakınlığa ve bağ kurmaya özgür bir alan oluşturarak daha rahat bir zemin hazırlar. Cinsellik sırasında salgılanan endorfin ve oksitosin gibi hormonlar, bağlanmayı ve hazzı pekiştirerek çift için duygusal yakınlığa ve kendilerini güvende hissetmelerine sebep olur. Bununla birlikte endorfin stres seviyesini azaltarak iyi oluş halinde olumlu etkiler oluşturur. Sağlıklı ortam ve süreçte düzenli bir cinsel birlikteliğin sağlığa olan başka olumlu etkileri arasında, uyku kalitesinde artış, kalp ve damar hastalıkları riskinde düşüş ve daha kuvvetli bir bağışıklık sistemi sayılabilir. Nihayetinde insanın yaratılıştan gelen temel biyolojik ve psikolojik ihtiyaçları vardır ve bunlar arasında yakınlık ve bağ kurmak sıralamada oldukça önemli bir yer taşımaktadır. Bu duygular da en sağlıklı bir şekilde evlilik hukuku içinde karşılanmaktadır. Evlilik hukuku bir aile hukukunun temellerinin en güçlü zeminidir ve bu zeminde güçlü kişilikler oluşmasına en sağlıklı olanak sağlar.
3-Eşler arasında sağlıklı iletişim nasıl olmalıdır?
Güçlü birliktelikler sağlıklı iletişimle başlar. Sağlıklı iletişim kurabilen insanlar problemde kaybolmazlar. Evlilik bir savaş alanı olmadığını daima barışın varlığı için hareket edilmesi gereken bir yer olduğu asla akıldan çıkarılmamalıdır. Güç göstereceğiniz bir yer değil birleştirerek güçleneceğinizi bilmek önemlidir. Pasif Agresyon ve Saldırganlık davranışlar yerine sakin ve çözüm odaklı davranışlara odaklanmak çok kıymetlidir. Karşınızdakinin hataları kadar kendi hatalarınızı da gözden geçirmeyi ihmal etmemek ve suçlayıcı öğüt, nasihat verici eylemlere girişmemek iletişimi kolaylaştıracak bir yöntemdir. Mahşerin dört atlısı yaklaşımından uzak durulmalıdır.
MAHŞERİN DÖRT ATLISI
John Gottman (1999), uzun yıllar süren araştırmaları sonucunda ilişkilerin bitmesine yol açabilecek dört temel davranış biçimini ortaya koymuştur. Bunları da Mahşerin 4 Atlısı olarak tanımlamıştır. Bu davranış biçimleri aşağılama, eleştiri, sürekli savunma halinde olma ve duvar örmedir.
Aşağılama: İlişkilerde olmaması gereken en olumsuz davranış biçimlerinden biridir. Eşlerden birinin kendisini diğerinden üstün görmesi ve diğerini küçümsemesi durumudur. Böyle bir ilişki biçiminde çatışma da kaçınılmaz olacaktır. Aşağılama ifadeleri içerisinde tiksinme mesajları da bulundurduğundan dolayı sorunların çözülmesi imkânsız hal alacak ve ilişkinin bitmesine yol açacaktır.
Örneğin; “Çok beceriksizsin” “Ben sana söylemiştim.” “Bu yaptığın tam bir aptallık.” vb. kişiliğe yönelik suçlamalar aşağılama içerir.
Mutlu bir ilişkide olması gereken ise aşağılama yerine takdir etme ve saygı duymadır.
Eleştiri: Eleştiri karaktere ve kişiliğe yönelik olumsuz ifadelerdir. Çiftler arasında şikâyetlerin olması kaçınılmazdır; ancak şikâyet ve eleştiri sıklıkla birbirleriyle karıştırılan kavramlardır.
Örneğin; “Sürekli kendin hakkında konuşmandan bıktım, ne kadar bencilsin.” ifadesi eleştiriyken; “Sen sürekli kendin hakkında konuştuğunda ve nasıl olduğumu sormadığında kendimi önemsiz hissediyorum, lütfen bu konuda daha dikkatli olur musun?” şikâyettir.
Mutlu bir ilişkide olması gereken ise “sen” ifadesiyle eleştiride bulunmak yerine “ben” dilini kullanmak ve duyguları ifade etmektir.
Sürekli Savunma Halinde Olma: İlişkinin bitmesine neden olan bir diğer davranış biçimi ise çiftlerin karşı tarafı anlamaya çalışmadan sürekli kendini savunmasıdır. Savunmada en belirgin özellik karşı tarafın söylediklerini duymamaktır. Çiftlerden biri diğerini eleştirdiğinde diğeri savunma pozisyonuna girer; ancak savunma bir çeşit karşı tarafı suçlama olduğundan ve “sorun bende değil sende” mesajı içerdiğinden çatışma artarak devam eder. Kısır döngü oluşur.
Örneğin, “Bu senin hatan.”, “Bunun sorumlusu sensin.”, “Asıl sen bunu daha çok yapıyorsun.” gibi ifadeler savunma ve aynı zamanda da suçluluk içerir.
Mutlu bir ilişkide olması gereken ise sadece kendini savunmaya çalışmak değil, çatışma anında sorunun bir kısmını kabul etmek ve sorumluluğu üstlenmektir.
Duvar Örme: Diğer üç davranış biçimine göre duvar örme daha tehlikesiz görünse de aslında ilişkiye en çok zarar veren davranışlardan bir tanesidir. Duvar örme, tartışma sırasında çiftlerden birinin fiziksel ve ruhsal anlamda iletişimi kesmesi ve konuşmamasıdır. Bu davranış biçimi temelinde karşı tarafa “sen değersizsin” mesajı verdiğinden dolayı tehlikelidir.
Örneğin, küsmek ya da suskun kalmak bir duvar örme davranışıdır.
Mutlu bir ilişkide olması gereken ise sakinleştikten sonra sorun hakkında konuşmaktır.[1]
Sağlıklı iletişimin ilk kuralının eşinize karşı açık ve dürüst olmak olduğunu unutmadan iletişim kurmanın çok önemli olduğunu hatırlamak. Sorunlu evliliklerin çoğunda eşler arasındaki iletişimde gizlilik, belirsizlik ya da dolaylı anlatımlar, yanlış anlamalara neden olabilmektedir. Ne hissettiğinizi ne düşündüğünüzü ve ne istediğinizi açıkça ifade etmek, birbirinizi anlamanızı sağlar. Her şeyden önemlisi ilahi kitap ekseninde rıza çerçevesinde hareket etmek baş edemediğiniz hırs ve kızgınlıklarınıza su serpecektir.
4-Boşanma kararına gelen çiftlerde genellikle hangi sebepler öne çıkıyor?
Ülkemizde en çok karşılaşılan boşanma nedenlerinin başında psikolojik şiddet gelmektedir. Psikolojik şiddeti takip eden en çok karşılaşılan boşanma nedeni ise ekonomik şiddettir.
İki tür boşanma sebeplerini uzmanlar sıralamışlar: Özel Boşanma ve Genel Boşanma
Özel Boşanma Sebepleri
Anlaşmazlıklar, uyumsuzluk, aldatma, sadakatsizlik gibi faktörler evlilik birliğini temelden sarsar. Bu bağlamda özel boşanma sebepleri şu şekilde sıralanabilir:
Zina: Eşlerden birisi zina ederse ve bu durum kanıtlanırsa diğerinin boşanma davası açma hakkı vardır.
Pek kötü veya onur kırıcı davranış, hayata kast: Eşlerden birisi, diğerinin hayatına kastederse, ona kötü davranırsa ve birtakım onur kırıcı davranışlar sergilerse ayrılık kararı alınabilir.
Suç işleme ve haysiyetsiz bir şekilde yaşama: Tarafların ciddi bir suç işlemesi ya da toplum nezdinde onaylanmayacak türden haysiyetsiz bir yaşam tarzına sahip olması, evlilik birliğini bitirmek için haklı bir sebeptir.
Terk: Evliliğin getirmiş olduğu birtakım sorumluluklar vardır. Çiftler bunları yerine getirmiyorsa ve ortak konutu terk edip en az altı ay boyunca dönmüyorsa ortada boşanmaya neden olacak türden bir sorun mevcuttur. Eşi, evden ayrılan kişiye noter aracılığıyla ihtarda bulunabilir. Yapılan bu girişim de sonuçsuz kalırsa boşanma davası açma hakkı kazanılır.
Akıl hastalığı: Taraflardan biri akıl hastasıysa ve bu durum diğeri için hayatı çekilmez kılıyorsa onun boşanma davası açma hakkı vardır. Hasta olan kişinin konuyla ilgili sağlık raporu bulunmalıdır.
Her ne kadar farklı etmenler olsa da yukarıdakiler en sık rastlanan boşanma nedenleri olarak gösterilir. Söz konusu durumların kesinleşmesi halinde kısa süre içerisinde çiftlerin ayrılığına karar verilir.
Genel Boşanma Sebepleri
Taraflar arasındaki ilişkinin durumuna göre anlaşmalı ve çekişmeli olmak üzere iki farklı boşanma davası açılır. Özellikle çekişmeli davanın söz konusu olduğu hallerde boşanma sebepleri de genel ve özel olmak üzere iki farklı kategoride incelenir.
Eşler arası anlaşmazlık
Beklentilerin farklı olması sebebiyle ortaya çıkan tartışmalar
Kaba kuvvet
Güven sarsıcı davranışlar
Evliliğe dair sorumlulukları yerine getirmeme
Kötü söz
Yukarıdakiler, genel boşanma sebepleri arasındadır. İletişim problemleri, maddi sorunlar, farklı hayat tarzları gibi hususlar da bu kategoride ele alınabilir.
Bir diğer önemli husus ise tamamen şahsım adına ekleme olacaktır o da şudur ki. İnsan hayatın yaratılış şifrelerinden ve yaşama gayesi ekseninden yolunu çevirdiği an ilahi merkezden çıkmış ve sınırları ihlal etme olasılığı daha yüksek olmaktadır. Bu sebeple her bir halin yaklaşımı ilahi mesajda verilmiştir ve bu minvalde hareket etmek elzemdir. Kişi nefsine uyduğu müddetçe çıkmaz ve kaos içindedir. Bu şekilde özetlemiş olalım bu konuyu.
5-Boşanmaların en aza indirilmesi, evliliklerin kurtarılması için ne yapmalı?
Evliliği kurumunu ayakta tutan ve geliştiren şey denge unsurudur. Evlilikler zamanla dengeyi bulan, uyum sağlayan organizmalardır. Var olan hukuk içerisinde uyumu sağlayamadığı, sözleri, eylemleri ve inançları farklı frekanslarda olduğunda kötü sonun habercisi olmaktadır. Evlilik, iki kişinin birbirine duyduğu sevgi, saygı ve bağlılıkla örülen bir yolculuktur. Bu yolculuk içinde zaman zaman zorluklarla karşılaşması gayet tabii bir durumdur. Evlilikteki en çok karşılaşılan sorunlardan biri, iletişim eksiklikleri ve yanlış anlamalar başta gelmektedir. Sağlıklı iletişim, bir ilişkinin temeli olup, çiftlerin birbirlerini anlamalarına, duygusal bağlarını güçlendirmelerine ve karşılaştıkları zorlukları birlikte aşmalarına yardımcı olmaktadır. Bu hususta dikkat edilmesi gereken başlıkları şu şekilde sıralayabiliriz.
Aranızdaki iletişimi güçlendirin ve birlikte kaliteli zaman geçirmeye gayret edin. Yaşadığınız sorunlar karşısında çözüm odaklı olun. İlişki sistemi içerisinde kendinizle birlikte birbirinizi geliştirin. Birbirinizi takdir edin ve onaylayan bir iletişime odaklanın. Birlikte ortak hedefler belirleyin. Belirlediğiniz ortak hedefler bağınızı ve iletişiminizi güçlendirecektir. İletişim sistemi içerisinde olaylara karşı esnek olun ve değişime açık olun. İhtiyaçlarınız ve sınırlarınız hakkında birbirinizle açık bir dille konuşun. İletişimde tamamlayıcı faktör olarak kendi kendinize ve birbirinize yeterli olun. Olası durumlarda çıkmaz girdiğinizde de bir uzmandan yardım almaya çekinmeyin. Bazen üçüncü bir göz görmediklerinizi görür fark etmediklerinizi fark etmenize destek olur.
6-Boşanma sonrasında taraflar çocuklar konusunda nasıl bir tutum sergilemeli?
Öncelikle karı koca birbirlerinden boşanıyor çocuktan değil bu nokta önem arz etmektedir. Bu süreç çocuğa gelişim düzeyine uygun bir şekilde bilgi verilmelidir. Anne ve baba birbirlerini suçlayıcı tutumdan sakınmalı ve aralarındaki sorunun nedenlerini çocuğa yansıtmadan makul bir sebeple açıklanmalıdır. Çocuk bu süreçte hayatının nasıl olacağını merak eder ve kaygı hat safhaya çıkar. Her zaman anne ve babası olarak kalacağı, her şekilde yanında olacağı anlatılmalı ve hissettirilmeli. Boşanma süreç ve sonrasının nasıl olacağı konusunda bilgilendirilip rahatlatılmalı. Çocuklar bazen ayrılma ile ilgili kendilerini suçlayabilirler. Ayrılmanın onlarla ilgili olmadığı net bir şekilde söylenmelidir. Anne ve baba çocuğa uygun şekilde sınır koymaya ve sevgi göstermeye devam etmelidirler. Çocuklar sınırların belli olmasından hoşlanırlar. Çocukların aşırı sıkılması veya uygun sınır konulmaması çocuğun mutsuz olmasına neden olur. Babanın katılımının sağlanması ve sürdürülmesi çocuğun mutluluğu ile birlikte güven duygusu ve gelişimi için önemlidir.
Babanın varlığı ve desteğinin sürmesi annenin hayatını da kolaylaştıracaktır ve çocuğu ile olan ilişkisini daha olumlu hale getirecektir. Keza anne ve babanın birbirini desteklemesi çocuk yetiştirmede zorları kolay kılacak ayrıca çocuk kendini daha emniyette hissedecektir. Çocuklar ile kaliteli ilişki kurmak için erişkinlerin psikolojik durumlarının iyi olması gerekir. Bu bazen zaman alır ve bu yoldaki en önemli adım hayatını tekrar düzene koymaktır. Anne ve babanın birbirini suçlaması ve kötülemesi bunu yapan ebeveynin çocukla olan ilişkisini daha da kötü etkiler ve bumerang gibi geri döner. (Bumerang yeterince hızlı fırlatıldığında hava basıncı yoluyla kendi kaldırma kuvvetini oluşturur. Havadaki dönüş hareketi, hava basıncının bumerang üzerindeki etkisini artırır. Bir bumerang ortalama olarak saniyede 8-11 kez döner. Bumeranglar, fırlatıldıklarında geri dönmeleriyle ünlüdür.)
Ebeveynler aralarında uyum ve iş birliği geliştirmeli ki bu yaklaşım çocuğun her iki ebeveyniyle de güçlü bir bağ kurmasına olanak tanır. Boşanmış ebeveynlerin çocukları için ortak bir dil oluşturması, onların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmeleri için son derece önemlidir. Bu süreçte çocuğun yaşadığı duygusal çalkantılar, onların gelecekteki ilişkilerini ve duygusal bağlarını etkilemesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla erken müdahale, profesyonel destek ve sürekli sevgi ve anlayış, çocukların bu süreci daha sağlıklı bir şekilde atlatmalarını sağlar. Her ne kadar boşanma zorlayıcı bir deneyim olsa da, sağlıklı bir aile ortamı ve destekleyici ilişkiler, çocukların psikolojik iyilik halleri üzerinde olumlu bir etki oluşturacaktır.
7-Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.
Savaşa çıkmadığını ve var olan bir ülkeyi sulh içinde idare etmen gerektiği bilinciyle yola çık. “Evlilik, iki müminin cennete giden yolda birbirine destek olması demektir.”
“Allah’ın emanetine sahip çıkarak, eşini sevmek ve korumak en büyük ibadetlerdendir.”
“Evlilik, Peygamber Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetidir ve büyük bir nimet ve rahmettir.”
“Eşler birbirlerinin tamamlayıcısıdır, Allah’ın izniyle birlikte huzur bulurlar.”
“Müminin en hayırlısı, eşine karşı en iyi davranandır.”
“Aile, İslam toplumunun temelidir; sevgi, saygı ve merhametle korunur.”
“Eşlerin birbirine duyduğu sevgi ve saygı, Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olur.”
Sözlerini de iliştirmiş olalım buraya. Hülasa birbirinizin rızası rabbinizin rızası paralelindedir. Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş, vesselam…
Ben teşekkür ederim. Gönüllere nevbaharın gelmesi duasıyla.
Uzm. Aile danışmanı /Sosyolog/Eğitimci
Şüheda Derya Terzi
[1] Gottman, J.& Siver, N.(1999).The Seven Principles for Making Marriage Work: A Practical Guide from the Country’s Foremost Relationship Expert.