Onları gördükçe hayatımız Allah namına anlam kazandı... Kıldığımız namazlarımız, ettiğimiz dualarımız, tuttuğumuz oruçlarımız ve hatta aile, akraba ilişkileri dahi 7 Ekim’den sonra daha da anlamlı hâle geldi.
Karın tokluğumuzun, başımızda bulunan çatımızın, sıcak hanemizde aile efradımız ile güven içinde oluşumuzun şükrünün edasının yeterince ifa edilmediğini gördük ve bunun pişmanlığı ile silkelendik.
İsrafın önemini, maddiyatın kıymetsizliğini, olan rızıkla yetinmenin keyfiyetini, asıl gayenin sadece Allah namına yaşayıp, Allah namına cehd olduğunun gayretine girdik.
Evet Gazze; görüp idrak edene, hakikate hikmet ile bakana nice örneklikler kattı. Hayatın gayesinin sadece Allah olduğu daha da netleşti. Hikmete hikmet ile bakanı Allah nasiplendirdi. Çocuğunun uzuvlarını bir poşet içerisinde taşıyan babanın dilinden dökülen elhamdülillah sözcüğü bizlere, “başıma ne gelirse rabbimdendir elhamdülillah” demenin bilincini kattı. Eşyanın, evin, işin, çocukların putlaştığı şu çağda her şeyin bir çer çöp kadar değersiz olduğunu gördük. “(Oysa onların tek gerçek kabul ettikleri) bu dünya hayatı hakikatte sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir; âhiret yurduna gelince işte asıl hayat odur” (Ankebut Suresi, 64. Ayet) ayetinin hakikatini geç olsa da güç olmadan bizlere öğreten o muzaffer insanlardı.
Evet, Gazze ehli, imanı dilinde ve yaşantısının her alanında olan kutlu insanlar; görene ve sağır olmayana kalbinin en ücra köşesinde dahi iman kırıntısı olana nice güzellikler kattı. Batıda insanlar onların sabır ve teslimiyeti ile akın akın İslam’a geldi. Güneşin batıdan doğmasına vesile oldular. Merhameti, ondan doğan vicdanın sesini açığa çıkardılar. İslam’ı yüzyıllardır terörist ilan eden o kafir güruhun bütün algoritmalarını yıktılar. Asıl kan emici vampirlerin onlar olduğunu tüm dünyaya bir sinevizyon edası ile izlettiler. Onlar ashab gibi, imanı dilinde ve yaşayışında olan insanlar. Kelime-i tevhidi iliklerine dek yaşayan insanlar. Bu asırda cennet ehli görmek istiyorsanız Gazze’ye bakın. Hayatınıza Allah namına bir şeyler katmak istiyorsanız o kazanmışlara bakın. İmtihanlar karşısında çatlar hâle geliyorsanız Gazze’de enkaz kalıntıları arasında ailesinin kemik parçalarını toplayan, yıllardır evlat hasreti ile yanıp nasip olduktan iki sene sonra toprağa veren, nişanlısına doyamadan onu toprağa veren, annesine babasına doyamayan çocuklara bakın. “Dertlerinden büyük dert değilmiş benimki, şeytan beni eş, iş, evlat, eşya, aile, akraba, adına konulacak herhangi bir imtihan ile sanki sonummuşcasına kandırıyor” dedirtsin artık bir pay çıkaralım.
Her gün üzerlerine yağan bombaların inadına onlar hep ümitvarlar. Yıkılan her molozu temizleyip ortamını tekrardan yaşam haline getirecek kadar yüksek morale sahipler. Ölümün gölgesi altında yüzlerce hafızlar çıkardılar. İlim öğrenmekten, aldığını aktarmaktan geri durmadılar. Şimdi hangi bahane bizleri ilimden, tebliğden, okumadan yana serzenişimizi hesap gününde aklar? Bu bir yakarmadır! Şu ahir zamanda Gazze gibi büyük bir imtihandan ders çıkaramıyor hâlâ Müslüman kimliğine bürünemiyor, hâlâ Dünya hayatının oyun ve eğlencesine dalıyor isek bizi kim kurtaracak. Belki de Allah halimizi düzletmek için Gazze’yi ağır bir imtihan yaptı bize. Bakıp ibret/ders almıyorsak vay halimize. Elimizin yetişememesi ayrı bir yük iken Allah’ı onlar gibi olmadığımız halde bu bolluk içinde unutuyorsak o da bin bir yük.
Gazze toprakları üzerinde öyle bir güneş açtı ki, Filistin halkından bize yansıyan cennet güzelliklerini, iman ile ne derece yücelere çıkabileceğimizi idrak ettik. Ümmet olarak yitirdiğimiz İslam nurunu, kemalini ve cemalini, Gazzelilerden öğrendik.
Şimdi silkelenme, doğrulma zamanı. O hakikat nurunu görüp yaşayışımıza, hanemize, evladımıza, işimize, çocuğumuza, aile, akrabalarımıza yansıtma zamanı. Ayağa kalkma İslam ile, Gazze’nin nuru ile nurlanma zamanı.
Gazze, ah o kurtulanların beldesi. Siz bizlere nice güzellikler kattınız, nurunuz aydınlattı her yeri. Hakikati gördük idrak ettik, köreltmedik imanı. Yüzümüz yok ama biz de talibiz cennete. Rabbim baş koyduğumuz cennetimizde, kevserimizde bizleri beraber eylesin .
“Filistin, Müslümanların vicdanlarını yoklamasıdır. Kim bu davadan geri kalırsa sorumlu olduğu Allah’ın emanetine ihanet etmiş olur. Heveslerimize ve şehevi duygularımıza köle olduğumuz sürece Kudüs bize geri dönmeyecektir. Yalnızca Allah’a kul olduğumuzda geri döner!” Şehid Seyyid Kutub
Mümine Balca Koca