Her bir gün yeniden Allah’ın nimetleri içerisinde güne uyanırız. Merhameti sonsuz olan Allah’ın bizlere nimetleri de sayısızdır. Nefes tükenir, kelimeler kifayetsiz kalır ama nimetleri saya saya bitiremeyiz. Merhum Aliya İzzetbegoviç, insanın sahip olduğu nimetlerin onun için bir mucize olduğunu ama alışkanlık kesp ettiğimiz için bu nimetlerin farkında olmadığımızı ifade ederken çok isabetli düşünmüş. Fakat Müslüman olmak Allah’a teslim olmak demektir. Onu hatırlamak ve onu anmak, nerede olursak olalım O’nun bizi gördüğünü hissedecek bir yaşam sürmek demektir.
Doğru yolu göstermek için vahiy indiren Allah (Celle Celaluhu) Müslüman’a yaşamı içerisinde sorumluluklar yüklemiştir. Bu sorumlulukların yerine getirilmesini ibadetle eşdeğer göstermiş, iyi Müslüman- iyi insan dengesini gözetmek için bizi yoluna davet etmiştir. Peygamberler bu davetin örnekleridir. Allah Teala Kur’an’ı Kerimde şöyle buyuruyor, “Andolsun Allah'ın Resûlünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnektir.” (Ahzab Suresi, 21. Ayet) Allah katında değerli olan bir zaman dilimine giriyoruz. Bu nedenle üç aylara peygamber efendimiz de çok kıymet vermiş ve bu ayları karşılarken şu duayı hep okumuştur, “Allah'ım Recep ve Şaban aylarını hakkımızda mübarek eyle, bizi Ramazan’a ulaştır.” (İbn Hanbel, 1-259) baktığımız zaman bu dua ile bir hazırlığın içine girmiştir peygamber efendimiz, bir şeyin başlangıcıdır bu. Ramazan’a kadar üstüne ekleye ekleye kulluğu zirveye ulaştırma derdi var. Bizlerde Recep ayını tohum ekme ayı, Şaban ayını sulama ayı ve Ramazan ayını da hasat etme ayı olarak idrak edebiliriz.
Hasat, bir ekinin artık fayda vermeye başladığı, emeklerin sonuçlarının görüldüğü durumdur. Ramazan ayının hasat zamanı olarak görülmesi Recep ve Şaban aylarından sonra insanın ruhunun Allah'a yaklaşarak olgunluğunda ve huzurunda zirvede yaşadığı lezzettir. Oruç tutarak sıhhat bulan beden, Allah'ın Samet isminin tecelli etmesi, sahurun bereketi, iftarın birliktelik ruhu ve Ramazan ayı ile özdeşleşen ibadetler kulluğumuzun kâmil anlamda yerine getirilmesidir.
Ramazan ayında bu duyguları tatmak için bir ön hazırlık mahiyetinde üç ayların ilk ikisini değerlendirmek gerekir. Ruh bir anda on bir ayın sultanında bu hazzı yaşamaya hazır olmadığından ötürü yine Peygamber’den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den öğrendiğimiz hazırlık sürecinde orucu aralıklarla tutmak, Kur'ân tilavetini akıcı hale getirmek için düzen içerisinde okumalar yapmak, fıkıh, siyer, tefsir bilimlerinde eksiklikleri günlük okumalara gidermek hazırlık sürecine dair tavsiye olarak verilebilir.
Zahiri anlamda hazırlıklarımız kalbimizin saadetin bize unutturmamalıdır. Kibirden, gösterişten, çağımızın vebası olan şatafat ve müsrif yaşamdan kendimizi arındırmalıyız. Hayatın anlamını idrak edebilmeli, gerçek saadetin maddiyatla değil takvayla ölçülebileceğini hissetmeliyiz.
Bütün bu süreçlerin sonunda bedenimizin sıhhatini ve ruhumuzun irfanla yükselişini bir hazine gibi bulacağız inşallah. İman ile demlenen hayatlarımız “Asıl namaz camiden çıkınca, asıl oruç Ramazan bitince başlar” sözlerinin işaret ettiği üzere bütün bir yıl huzuru kendinde bulacaktır. Üç ayların iklimi geri kalan zamanları kuşatacak ve ne zaman istikametten ayrılma tehlikesi baş gösterse o zaman bize doğru olan yolu hatırlatacaktır.
Şimdi bu içerisinde bulunduğumuz sene için bir fırsat penceresini daha açacak mıyız? İyi Müslüman güçlü olandır, çalışandır, tembellik içerisinde değil azim ve gayretle günlerini geçirendir, iki günü bir olmayandır anlayışıyla harekete geçebilecek miyiz? Ömrümüzden eksilen bir yılın muhasebesini yapıp gelecek adına Rahmani planlar yapabilecek miyiz? Allah'ın rızası, anne-baba rızası için gayret edebilecek miyiz? İslam'ın en güzel yaşanabileceği yerlerden birisi olan yuvamıza Kur'an'ın sesini ve hidayet ışığını yansıtabilecek miyiz? En hayırlı insanı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatımıza rehber edinecek miyiz?
Eğer içimizde umut ışığımız yanıyorsa yola koyulmanın zamanı şimdi. Bu zaman ömrümüzde kalın bir çizgiyi çekeceğimiz an olmalı. Bu iklim coğrafyamızda soğuk haftaların geçmesine aldırmamalı. Kalplerimize baharın sıcaklığını, ağaçların çiçeklerinin yeniden hayat buluşu gibi canlanmayı yerleştirmelidir.
Üç aylar için hazır mıyız?
Emine Tunç Ketme