Bismillahirrahmanirrahim
Sözlükte “bir şeyin içini dışına çıkarmak, altını üstüne getirmek, ters çevirmek, bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek ve ters çevirmek” gibi anlamlara gelen kalp kelimesi, vücutta kan dolaşımını sağlayan organın adıdır. Dini ve tasavvufi bağlamda ise, bilgi ve düşüncenin kaynağı veya aracıdır. Bu anlamdaki kalbe “rabbani latife” ve “ilahi cevher” denir. (TDV İslam Ansiklopedisi) Kur’an ve sünnette kalp, zaman zaman düşünme, karar verme mekanizması olan aklın yerine kullanılmıştır. Şuur, vicdan, idrak, duygu, inanç, ahlak, akıl ve iradenin merkezi, bütün duyguların ana kaynağıdır. İster insan vücuduna kan pompalayan, vücudun canlılığını devam ettiren, insanın sol tarafına daha yakın olan kaslı yapıya sahip organ; isterse de anlama, düşünme, karar verme mekanizması olan manevi cevher kastedilmiş olsun, her iki durumda insan için kalp vazgeçilmez bir unsurdur. Çünkü insanın beden sağlığı kalbin işlevini düzgün yerine getirmesi ile yakından ilişkilidir. Kalp öyle bir organdır ki kendi başına hareket eder. Diğer organlar komutlarını beyinden alırken kalp, kendi kendini yönetmektedir. Belki de bundan dolayıdır ki kalbe, beden ülkesinin sultanı unvanı verilmiştir. Onun için de fiziksel sağlığımız için vazgeçilmez olduğu gibi, manevi sağlığımız, niyet ve düşüncelerimiz de kalp ile yakından ilişkili olduğu için vazgeçilmezdir. İnanç ve iman suyu ile temizlenmiş bir kalp, huzurlu, mutlu bir hayata götürürken, günah ve isyanlarla kirlenmiş bir kalp de aksi yöne, mutsuzluğa, ebedi huzursuzluğa götürür. Ondandır ki kişi kalbini koruma, marazlarından kurtarmak için çaba göstermelidir. Maddi yapısıyla bir organ olan kalbin nasıl korunacağı ile ilgili bilgiler tıp dünyasının uzmanlık alanıdır. Ancak rabbani latife, ilahi cevher olan kalbin nasıl muhafaza edilip temizleneceği, dinin uzmanlık alanına girmektedir. Dolayısıyla günahlarla çepeçevre kuşatılmış olan kimselerin, kendilerini avutmak için söyledikleri, benim kalbim temizdir, sözlerinin de bir anlam ifade etmediği aşikârdır. “Hayır, gerçek hiç de öyle değil! Aslında onların işledikleri günahlar, kalplerini bütün bütün paslandırmıştır.” (Mutaffifin Suresi 14. Ayet) ayeti ile “Kul bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur. Bundan vazgeçip tövbe ve istiğfar ettiği zaman kalbi parlatılır. Günaha devam ederse siyah nokta artırılır ve sonunda tüm kalbini kaplar. (Tirmizi) hadisinin net ifadesidir ki, kalbi kirleten, katılaştıran, hasta eden şeyler imansızlık ve günahlardır. Onu ilk yaratıldığı temiz, saf haline tekrar getirebilmek için bakım ve onarım çalışmalarının yapılması gerekir. İnsanın nasıl ki maddi anlamdaki organ olan kalbin rahatsızlık sinyalinde hemen bir kalp doktoruna müracaat edip, tedbirini önden alması beden sağlığı için elzemse, manevi rahatsızlık sinyali veren kalp için de aynı hassasiyetle önden tedbir alınması ruh ve buna bağlı olarak yine beden sağlığı açısından elzemdir. Birinci durum için herkes ne yapması gerektiğini biliyor. İkinci durum içinse Kur’an, sünnet ve Allah dostu kişilerin tavsiyelerine kulak verilmelidir. Tedaviden evvel hastalığa sebep olan şeyler bilinip, hastalık teşhis edilirse uygulanacak yöntem de o dere etkili olur.
Kalbi hastalandıran şeyler nelerdir? Kur’an ve hadisten öğrendiğimize göre kalbi hastalıklı yapan şeylerin başında küfür gelir. İman nimetinden mahrum olanlar, aslen kendilerini kandırmalarına rağmen mü’minleri kandırdıklarını zannedecek kadar hasta kalplilerdir. Kur’an kâfir ve münafıkları açıkça kalbinde hastalık bulunanlar diye tanımlar. İmanla beraber yine de kalbinde bir sertlik bulunanlarında bu sertliklerinin sebebinin başında günahlar, kibir, haset ve kıskançlık gibi kötü duygular, gelmektedir. Hastalığa sebep olan şeyler bilindiğine göre, aklıselimin öngördüğü şekilde tedavi yöntemlerine bakmak gerekir. Kalbi onarmanın ilk aşaması; tövbe ve istiğfarda bulunmaktır. Yukarıdaki hadisten de anlaşılacağı üzere günahlar nasıl ki kalpte siyah bir nokta oluşturuyorsa, tövbe de o siyahlığı giderip parlatan su ve sabun görevi görmektedir. İçten yapılan nasuh tövbe, kalbi bütün manevi rahatsızlıklarından arındırır. Tövbe ile arınan kalbin o hal üzere kalabilmesi için de gayretin elden bırakılmaması lazım gelir. Allah’ı zikir, Kur’an tilaveti, ilim meşguliyeti, ibadetleri aksatmamak bu yoldaki en önemli yardımcılardır. Çünkü ayetin ifadesi nettir, ‘Bunlar, iman edenler ve Allah’ı zikrederek kalpleri huzura kavuşanlardır. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah’ı zikrederek huzura kavuşur.’ (Ra’d Suresi 28. Ayet)
Bir diğer tedavi yolu, düzenli olarak nefis muhasebesi yapmaktır. Ara ara davranışlarını gözden geçirip, bunlar içerisinde Allah’ın rızasına uygun olmayanları belirleyip bir daha yapmamak, hata ve eksikleri tespit etmek, kalpteki kötülüğe kapı aralayan şeyleri erkenden fark edip mücadele etme fırsatı verir. Kin, haset, nefret gibi duygular evvela sahibine zarar verir. Bu bilinçle bu duygulardan kalbi arındırmak yine kalbin manevi bakımı için vazgeçilmezdir. Ebu Hureyre’nin tasvir ettiği şekliyle beden ülkesinin gözcüleri olan gözleri, habercileri olan kulakları, tercümanı olan dili kendilerine helal olmayan şeylere karşı koruyup muhafaza etmek beden ülkesinin sultanı olan kalbi ve veziri olan aklı selamete çıkarır.
İnsanın kalbine iyi gelen bir diğer ilaç da salih arkadaştır. Dünyada yalnızlığı sevmeyen canlılardan biridir insan. Onun için de insanın hem sevinç hem de üzüntülü anlarında onun yanı başında olacak, mutluluğu ile mutlu, üzüntüsü ile üzgün olan samimi, vefalı bir dosttan gelen tavsiyeler kulak ardı edilmez. Kendisi doğru yolda olan, salih ve takva sahibi dost kalbe şifa verir. “Kişi dostunun dini üzeredir. Bu yüzden her biriniz, kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.” (Tirmizi, Ebu Davud) ‘İyi arkadaşla kötü arkadaş misk taşıyan kimse ile körük üfüren kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana onu ikram eder yahut sen ondan (miski) satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfüren kimse ise ya elbiseni yakar ya da ondan kötü bir koku duyarsın!” (Buhari, Müslim) Hadislerinin de ifadesi ile salih arkadaştan da kötü arkadaştan da muhakkak insana etki edecek bir şeyler vardır. Salih dost ile sohbet kalbi rahatlatır. Yüklerinden arındırır. Bütün bunlar ile kalbinin bakımını yapan insanın onun sağlığının devamı için rabbine sürekli yalvarması, her şart ve ortamda dua etmesi bakım yapılıp onarılan kalbin o hal üzere kalmasını sağlar. Çünkü mü’minin en büyük silahlarından biridir dua.
Rana ÇEÇEN