Allah'ın adıyla
Arapça’da ben manasına gelen “ene”, maddi manevi varlığımızın tümü için kullanılmıştır. Hakikatte varlık bize ait değildir, emanet olarak verilmiştir. İnsan kendisine vahiy ekseni dışında anlam yüklerse ene’nin esiri olur. Bir insanın sürekli “ben” diye kendini ifade etmesi, övmesi ahlaki bakımdan onu iblise özgü bir davranış olan ene’nin tahakkümü altına alır.
İblis “Ben Adem'den daha üstünüm” dediği için lanetlenmiştir. Firavun’un “Ben sizin en yüce rabbinizim” (Naziat Suresi, 24. Ayet) ve yine iblisin “Ben ondan daha üstünüm” (Arâf Suresi, 12. Ayet) demesi tanrılık ve üstünlük iddiası taşıdığı için akideyi tahrif eder. Öte yandan Kur’an’da yer alan ene kelamı kibir ve gurur anlamı taşımaz, “De ki, ben de ancak sizin gibi bir beşerim” (Kehf Suresi, 110. Ayet) Ayetteki ben ifadesi Cenab-ı Allah'ın bizden istediği kulluğa ram olan benliktir. Yunus Emre’nin;
Bir ben vardır bende, benden içeru
Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var. Süleyman’dan içeru
Bu nüktelerde çok güzel ifade edilmiş. Ben kelimesi kullanıldığı vakit dikkatli olmak gerekir. Biz bile kendimize ait değilken “benim canım, benim evim, arabam, bahçem, oğlum, kızım, başarım, kariyerim” gibi enaniyet ile söylemekten kaçınmak icab eder. Ene bir bakıma nefis demektir. Nefis ve nefsaniyet, ene ve enaniyet aynı anlama gelmektedir. Enaniyet, kişiyi kulluktan uzaklaştırıp teveccüh uğruna tehlikeli sularda yüzdürür, benliğini öne çıkarıp hep gündem olma sevdası ile koşturur. Bir bakıma ene riyakardır, insanların gözüne girmek için çabalar, bir de şöhret olma arzusuna da kapılırsa ene’nin esiri olduğunun farkına bile varmaz. Cenab-ı Allah'ın, “(oku) attığında da sen atmadın, Allah attı; bunu da müminlere kendinden güzel bir lütufta bulunmuş olmak için yaptı.” (En’am Suresi, 17. Ayet) ayeti celilesini ene’den sıyrılmak için bir reçete olarak düşünebiliriz. Ene, vahiy ekseninde durduğu müddetçe bizim için bir anahtar hükmündedir. Anahtarı nasıl kullanmak gerekir bunu fehmetmek icab eder. Kullanmayı bilen ene’den sıyrılır, iradesini rızayı ilahi için kullanır. Bilmeyen, bu anahtar ile kendi üzerine kilit vurmuş olur.
“Ben, ben” dedikçe ruhi çöküntü olur. Kişi yalnızlaşır. Benlik duygusu ruhunu sarar, kendini vazgeçilmez ve kusursuz zanneder. Sürekli takdir bekler, güven sorunu yaşar, aşırı sevgi isteği oluşur. Hep ben sevilmeliyim diye düşünür. Oysa kendine zarar verdiğinin farkında bile değildir. Ben değil biz olmanın şuurunda olmak için bir çabanın, bir gayretin içinde olmak gerekir. Benliğimiz
Hakka abd olsun duası ile.
Şuheda Engiz