Bir eğitim öğretim dönemi daha sona erdi ve çocuklar heyecanla karnelerini aldılar. Kimi çocuklar belki hayal kırıklığı yaşadı, umduğunu bulamadı. Bu durum hem kendilerini hem de ailelerini üzdü. Kimi çocuklar ise gösterdikleri performansın karşılığını karnelerindeki notları ile gördü ve aileleri ile birlikte sevindiler. Öncelikle eğitim öğretim döneminin sonunda derslerinde başarılı olan öğrencileri tebrik ediyoruz. Nihayetinde eğitim sistemimiz, başarı kriterini derslerdeki notlara bağlıyor. Ders notları öğrencilerin bir sonraki eğitim kademesindeki yeri açısından belirleyici oluyor. Bu durumu kabul etmenin yanında, bir öğrencinin ‘çalışkan, başarılı, iyi öğrenci’ olmasının tek kriterinin ders notları olmaması gerektiğini bağıra bağıra söylüyoruz. Pedagoji ilminin tüm alfabesinde bu gerçekler dillendiriliyor. ‘Her bireyin farklı özellikleri, yetenekleri olabilir; her insan ayrı bir dünyadır, her bireyin farklı karakteri vardır’ cümleleri çoğaltılabilir.
Okul derslerinde ‘başarılı’ veya ‘başarısız’ olanların durumuna tekrar dönecek olursak; ‘başarılı’ olanı abartmadan, şımartmadan ‘ödüllendirmek’; ‘başarısız’ olanı da rencide etmeden, farklı yeteneklerini keşfederek istenilen düzeyde başarıyı sağlamaya yardımcı olmalıyız.
Genel olarak yaz ayları tatil modunda geçiyor. Şunu kabul ediyoruz, eğitim ve öğretim dönemi zorlu bir maratondur. Dinlenmek, bir müddet monoton hayattan sıyrılmak çocuklarımızın hakkıdır. Ancak çocuklar için anne ve babalar her zaman birer ‘öğretmen’, beraber geçirilen her zaman da bir ‘eğitim’ dönemidir. Okullarda verilen ‘Formal’ eğitimin dışında ‘informal’ eğitim de çok önemlidir. Mademki ‘yaz tatili’ gibi bir gerçekliğimiz var, bu durumda ailece daha fazla vakit geçirdiğimizi bu zaman dilimine has programımız olmalıdır.
Karneler alındığı gibi çocuklarda hemen bir esneme başlar. Bu sebeple ebeveynler, çocuğun da düşüncesini alarak bir ders programı çıkarıp ona göre hareket etmelidir. Tatil programı hemen karne günü değil, tatil başlangıcından bir hafta sonra başlanmalıdır. Tatil sonrası ilk bir hafta mutlaka mola verilmeli, tabii bu süreci uzatmadan. Yapılan araştırmalarda, insanlar öğrendiklerini bir hafta içinde tekrar etmezlerse, unutma olasılığı %75'tir. Bu sebeple arayı çok fazla açmadan, özellikle de yeni okuma- yazmaya geçmiş 1. sınıf öğrencileri için, esnek bir şekilde tatil programı oluşturulmalıdır. Her çocuğun karakteri farklı olduğundan, her aile kendi çocuğuna özel program oluşturabilmelidir.
‘Camii Kursları Büyük Fırsattır’
Ülkemizde okullarda daha çok pozitif bilimler odaklı ders verilir. Yaz aylarında camilerde açılan Kur’an-ı Kerim, Siyer ve Temel Dini Bilgiler gibi dersler, çocukların manevi açıdan kendini geliştirmesi için birer fırsattır. Bu fırsatı iyi değerlendirmeli, çocuklarımızı camilere yönlendirmeliyiz. Birtakım dini temel bilgileri öğretmek, anne ve baba olarak bizim en büyük vazifelerimizden biridir. Çocuğun ileride yakamıza yapışmaması için ahiret hayatına atılacak olan hazırlıkları ihmal etmemeli, buna azami ölçüde dikkat etmeliyiz. Bir anne babanın çocuğuna bırakabilecek maddi mirastan ziyade manevi mirasın çok değerli olduğunu unutmayalım.
‘Her gün Kitap Okuma Saatimiz Olmalıdır’
Günümüz şartları bireyleri kitap okumaktan hayli uzaklaştırmıştır. Özellikle sosyal medyaya bağımlı hale gelmiş gençlerimizin elinde kitap görmek bizi şaşırtıyor bazen. Oysa kitap okumak, zihin dünyamız için adeta vitamin görevi germektedir. Her ebeveyn, çocuklarının kitap okuma alışkanlığı kazanmasını ister ve bu uğurda çaba gösterir. Çocukları kitap okumaya teşvik etmenin en etkili yöntemi, onlara rol model olmak, kendimizin, aile bireylerinin okumasıdır. Birlikte kitap okumamız ve sonrasında okuduğumuz kitabın tahlilini yapmamız, çocukları kitaplara yakınlaştıracaktır. Bir hafta düzenli okursak mutlaka devamı gelecektir.
‘Tatilde Bozulan Uyku Düzeni’
Eğitim dönemi, ailelerin gün içinde saat planlamasını düzene sokuyor. Sabah belirli bir saatte kalkılır, okula hazırlık yapılır. Okul dönüşü bellidir, akşam uyku saatine azami dikkat edilir. Ancak bu düzen tatil dönemlerinde ister istemez yerini düzensizliğe, gevşekliğe bırakabilir. Çocuklar gece geç saatlere kadar uyumak istemez; geç saatte uykuya dalan çocuk sabah da istediği vakit yatağından kalkıyor. Çocukların fiziksel ve biyolojik gelişimleri için yeterince uykulu dinlenme yapması lazım. Aslında tüm bireyler için uykulu dinlenme bir zorunluluktur ancak alt yaş gruplarında bu oran daha fazladır. Okul dönemi gibi katı bir saat/dakika uygulaması olmasa bile yine uyku düzenine dikkat etmeliyiz.
‘Ailece Plan Yapın, Rota Oluşturun’
Eğitim dönemi boyunca hem çocuklar hem de ebeveynleri büyük efor sarf ederek yorulurlar. Yaz tatili dönemi, yoğun geçen eğitim döneminin yorgunluğunu atmak için bir fırsat, bir nimet olarak da değerlendirilmelidir. Beden yorulmanın yanında zihnen de yorgunluk yaşıyoruz. Yaz tatili dönemini verimli geçirmek için bir planlama yapılmalıdır. Planlamayı yaparken çocukların da mutlaka görüşlerine başvuralım, onlarla istişare edelim. Bu durum, kendilerini değerli hissetmelerini sağlayacaktır. İmkânlar dâhilinde şehir dışında ve şehir içinde ziyaret edilebilecek yerler, aile ziyaretleri, tarihi yerlerin ziyaret edilmesi, piknik vs… Farklı alternatifler oluşturup ailece güzel vakit geçirilebilir.
‘Teknolojiyi Sınırlı Tutun’
Yaz tatili dönemini bir fırsata çevirmeliyiz. Hem eğitim döneminin yorgunluğunu atlatmak hem de ailece kaliteli vakit geçirmek için bir fırsat… Ancak günümüzde kontrolsüz kullanımı nedeniyle büyük sorunlara neden olan teknolojik aletlerin kullanımı yaz döneminde başımızı ağrıtabilir. Elbette yaşadığımız teknoloji çağında çocukları teknolojiden soyutlayamayız. Ancak teknolojiyi kullanırken de planlı ve düzenli bir kullanım olmalıdır. Zira bağımlılık derecesine varan bir kullanım ileriki zamanlarda büyük sorunlara yol açabilir. Çocukların daha çok fiziksel oyun ve aktivitelere yönlendirilmesi, internet ve teknoloji kullanımını sınırlandıracaktır. Hatta ebeveynler, çocuklar ile birlikte internet ve teknolojik cihazları hangi ölçüde kullanacağına beraber karar verebilirler. Tabi ki bu ölçüyü, çocuğun dikte etmesiyle değil daha çok ebeveynin kriterlerine göre yapmamız gerekiyor. Ancak hangi ölçüde olursa olsun, bunun mantığını da çocuğa anlatıp kabul ettirmemiz gerekiyor.
Pınar TAŞ