Bismillahirrahmânirrahîm
Hamd, âlemleri yaratan ve sonsuz nimetlerle donatan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm, iki cihan serveri, gönlümüzün efendisi Muhammed Mustafa’ya olsun.
Kalp, hâlâ esrarı çözülememiş bir sığınaktır. İçinde türlü duyguları aynı anda barındıran tek organdır. Hayat telaşı, nefsânî arzular, doymak bilmeyen istekler ve dünyanın aldatıcı cazibesi karşısında kalp, daima bir duygu bunalımı içerisindedir. İşte burada öz’e dönüş devreye girmelidir. Kalbimize dönmeli, ona sığınmalı ve varoluş gayemizi orada aramalıyız.
Kalbe dönüş bir çağrıdır.
Bu çağrı; Allah’a yönelmeyi, yanlışlardan vazgeçmeyi ve asıl hedef olan rızâ-i İlâhî için çabalamayı emreder. Yanlışlardan uzak bir hayat seçmek ya da yanlıştan sonra nedametle Allah’a sığınmak da bu öz’e dönüşün bir ifadesidir.
Bu dönüşün adı tevbedir.
Tevbe, Allah’a ve doğruya yönelmektir. Yanlış giden şeylerin ardından O’na sığınmak ve kalbi arındırmaktır. Bu kapı, defalarca çalınsa da asla kapanmayan bir kapıdır. İçinde pişmanlık barındırmak şartıyla, kul ne kadar bozsa da geri çevrilmemiştir. Rabbimizin Tevvâb isminin hakikati budur. Kul defalarca hata eder, Allah ise defalarca tevbeleri kabul eder.
Mesele, bu ağırlığı ve nedameti yüreğimizde hissedebilmek, farkına varabilmektir.
Tevbe, gerçek manada kula verilmiş büyük bir ikramdır.
Bir anne bile defalarca hata yapan evladına sınır çizerken, Rabbimiz kulunun tevbesinden büyük bir sevinç duyuyor. Bu durumu tarif ederken Resûlullah (Sallalahu Aleyhi ve Sellem) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
“Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.” (Buhârî, Daavât 4; Müslim, Tevbe 1, 7, 8)
Tevbe, Allah’a karşı güven duymaktır.
Bugünkü buhranlarımızın, kalp sızılarımızın ve endişelerimizin tamamının kaynağı, Allah’a olan güven eksikliğidir. Ona dayanıp teslim olamayışımızdandır. Ancak teslim olmuş bir kalp, endişelerinden sıyrılıp yalnızca Rabbine yönelir; pişmanlık duygusuyla O'ndan ister ve samimiyetle tevbe eder.
“De ki: Ey kendilerine karşı haksızlık edip ölçüyü aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.” (Zümer Suresi, 53. Ayet)
Mü’mine ümitsizlik yakışmaz. Çünkü Rabbi onu hiçbir hâlde yüzüstü bırakmaz.
Tevbe, iman yolunun ilk adımıdır. Yanlışı terk etmek, pişmanlık duymak ve onu terk ederek ihlâslı bir ortam hazırlamak; kulun Allah’a yaklaşmasını sağlar. Çünkü tevbe eden kişi, gelecekte yapacağı amelleri ihlâsla yapmaya, haramlardan sakınmaya gayret edecek ve böylece cennet ehli kullar arasına girecektir. Tevbe, geçmişi silip geleceği inşâ etmektir.
Şeytanın tasallutuna maruz kalan kullar olarak hayatımızın her alanında hata yapmaya meyilliyiz. Bu kadar yanlış içinde temiz kalmak elbette zordur. Ancak önemli olan yanlıştan dönmektir. Rabbimizin rahmetine sığınmaktır. İstiğfârı dilimizden eksik etmemek, kusurumuzu idrak edip Rabbimizden merhamet dilemektir.
Tevbe ertelenmemesi gereken bir şeydir.
Çünkü şeytan, kulu her daim "sonra yaparsın" vesvesesiyle oyalamaktadır. Yarına garantisi olmayan biz kullar, neden Rabbimizin rahmetinden yüz çevirip O'na nedametle sığınmaktan geri duruyoruz? Oysa Rabbimiz, rahmet kanatlarını sonuna kadar açmış ve can boğaza gelmedikçe her kulunun tevbesini kabul edeceğini beyan etmiştir.
O hâlde, hayatı ertelediğimiz gibi tevbe etmeyi de ertelememeliyiz. Çünkü tevbe, ölümden önceki tek çıkış kapısıdır. Ölüm geldikten sonra pişmanlığın bir faydası yoktur.
Peygamber Efendimiz (Sallalahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
“Allah Teâlâ, kulunun tevbesini can boğaza gelmedikçe kabul eder.” (Tirmizî, Daavât, 98)
Eğer kalbimiz bir şeylerin ıstırabını çekiyor ve içimizdeki bir ses yaptığı yanlışların farkına varıp pişmanlıkla haykırıyorsa, daha ne bekliyoruz? Kalbimize, yani özümüze dönüp tevbe edelim.
Günahlarının farkına varmış hiçbir kul, eli boş dönmemiştir. Yeter ki pişmanlıkla Rabbimize yönelelim.
Şu duayla yazımıza son verelim:
Ey rahmeti sonsuz olan yüce Rabbimiz! Kalbimiz kirli, dilimiz kirli, ruhumuz kirli... Senin rahmetin ise bütün bunlardan büyüktür. Bizi bağışla, merhamet et. Kalbimizi ve ruhumuzu temizle, bizleri affeyle... Âmin
Senanur GİZLİ