Her şeyin, herkesin muhtaç olduğu halde hiçbir şeye hiç kimseye muhtaç olmayan Es-Samed olan Allah’a hamd, nereye dayanacağını bildiğinden insanlar içinde güvenilir sığınak olan Peygamber Efendimize salât ve selam olsun. Dışarıdan bakıldığında hiçbir şeyleri kalmayan, maddeye ve dünyaya bizden daha az itimat etmiş, sadece Es-Samed’e muhtaçlığını gösteren Gazze ehline selam olsun.
Belindeki fıtıktan dolayı acılar çeken birine Es-Samed esmasının yazdırılması şüphesiz hikmetsiz değildir. “Herkes O’na muhtaç, O kimseye…” cümlesinin ilaç gibi gelmesi dahi bunu hissettirecek niteliktedir. Duanızla beni desteklemenize muhtaç olduğumu dile getirerek Es-Samed olan ilahıma yöneliyorum. İhtiyaç durumu olmasa kendini ilah zannedecek yanıma vurulan bu darbe ile doğru yerle bağlantı kurmamı sağlayana hamd olsun.
Adaletle davranılmasına (Adl), sorunlarının çözülmesine (Fettah), hatalarının affedilmesine (Afuvv, Gaffar, Gafur), yol gösterilmesine (Hadi), düşmanlarının alçaltılmasına, zelil kılınmasına, rızıklarının daraltılmasına, engel olunmasına ve onlardan intikam alınmasına (Hâfıd, Muzil, Kabıd, Mani, Müntakim) ihtiyacı olduğu gibi kendisine yumuşak davranılmasına (Halim), sevilmeye-sevmeye (Vedud) ikram edilmeye (Kerim), ihtiyaçlarının bilinmesine (Latif), dileklerine cevap verilmesine (Mucib), güvenip dayanmaya (Vekil), sahip çıkılmaya (Veli), iyileşmeye (Şafi), korunmaya (Hafız) ve burada zikredemediğimiz daha bir çok ihtiyacı vardır insanın. Esmaların tecellileriyle karşılanır ihtiyaçlar. Tüm ihtiyaçların karşılanacağı tek merci Es-Samed olan Allah’tır (Celle Celaluhu). Zira O, vermekle hazinesinde eksilme olmayan, kudretine ağır gelen bir şeyin olmadığı, ihtiyaçsız olup her varlığın ihtiyaç duyduğu bir ilahtır.
Yemeyen, içmeyen, acizlik, eksiklik gibi yaratılmışlara mahsus özelliklerden uzak, her şey yok olduktan sonra da varlığı devam devam eden, eşi, zıddı, benzeri olmayan Es-Samed’dir. Yarattığı hiçbir şeye benzemeyen Yaratıcıdır O.
Samed esmasının en belirgin aynası insanın kalbidir. O’nu sevmek ve O’nu kabul etmek üzere programlanan yürek O’ndan başkasının muhabbetini kabul etmez. Bünyesine uygun olmayanı istifra ile atan mide gibi kalp de başka muhabbetlerden hoşlanmayıp uzaklaştırmak ister. Her şeyi yaratan, dizginini-anahtarını elinde tutan, tüm varlığın çehresini-yaptıklarını tutan ve kaydeden O’dur zira. Muhtaç yaratılan kul, Es-Samed’in halledemeyeceği, huzura kavuşturamayacağı hiçbir şeyin olmadığını bilir. Güneşi yörüngesinde döndürmeye, yağmuru yağdırmaya gücü yeten başka kimsenin olmadığına şahitlik etmiştir zira.
Varlığa hiçbir şekilde muhtaç olmayan Allah’ın (Celle Celaluhu), mahlûkatının ihtiyaçlarını gidermesi merhametinin, kereminin neticesidir. Dilerse doğrudan ya da bir başka mahlûkun eliyle gönderebilir ihsanını. Sıkıntıya düşen yaşadığı sıkıntının çeşidine göre bir kurtarıcı arar. İlimle ilgili bir sıkıntıysa âlimi, ekonomik sorunlar için zengini, bürokratik müşkülse makam ve mevki sahiplerini halaskar olarak görür. Bulduğu bu kurtarıcıların ölümlü olduklarını, onların da farklı konulardaki sorunları için başka kurtarıcılar aradıkları gerçeğini unutmaması kaydıyla bunda bir sıkıntı yoktur. Buradan hareketle hamdin ve şükrün sahibi olan Allah’ı (Celle Celaluhu), ihtiyaçsız olup tüm varlığın her türlü ihtiyacını karşılayacak tek merciyi hayatının merkezine koyar. “Eğer inkâr ederseniz şüphesiz Allah, size muhtaç değildir. Bununla beraber O, kullarının küfrüne razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizden bunu kabul eder…” (Zümer Suresi, 7.Ayet)
Dünya çölünde yaşama tutunmaya çalışan kulun en önemli ihtiyaçlarından biri de bir yol göstericidir. Rehberimiz olan Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatında Samed esması oldukça belirgindir. İhtiyacını sadece Rabbine arz eder, hayatını sürdürecek kadar rızık talebiyle dünyaya olan ihtiyacını azaltırdı. Canlı varlıkların her türlü ihtiyacını gidermeye gayret ederdi. Varlığa yardım etmeye çalışanın topluluğun seyyidi olduğunu ve Allah’ın (Celle Celaluhu) yardımını da çektiğini ifade ederdi. Sahabesi de O’nun gibi Allah’ın (Celle Celaluhu) samediyetine inanır, dayanır, güvenir, sığınırdı.
Medine’de kuraklığın yaşandığı bir dönemde, açgözlü tüccarlar, Hazreti Osman’ın (Radıyallahu Anh) buğday yüklü kervanını şehre girmeden satın almak isterler. Tüm tekliflerine Hazreti Osman’ın (Radıyallahu Anh) cevabı aynıdır. “Bundan daha çok veren var.” Şehre girdikten sonra tüm buğdayı halka ücretsiz bir şekilde dağıtan Hazreti Osman (Radıyallahu Anh) bu mektebin öğrenciliğini en iyi şekilde yapanlar arasındadır.
Samed esmasının tecelli ettiği kul, insanların problemlerini çözen, sıkıntılarını gideren, derdi olanın başvurduğu bir merci haline gelir. İnsanlarla ilgilenip ihtiyaçlarını karşılamaktan geri durmayan bu kula Samed isminden ikram edilmiştir. Bulunduğu topluma Allah’ın (Celle Celaluhu) bir ihsanı olan bu kuldan hayvan, bitki, su, toprak bile faydalanır. Allah’tan (Celle Celaluhu) başkasına el açmayan, medet ummayan bu kulu Allah (Celle Celaluhu) dertlerinden ve ihtiyaçlarından kurtarır. Ancak bu kulun esas Samed olanı unutmaması, Samed’e perde değil ayna olması yönüyle muhtaç olduğunu hatırlaması gerekir. Bunun için yapacağı ilk iş Es-Samed’e yönelmek, O’ndan istemek sonra da O istedi diye sebeplere tutunarak esmanın tecellisini beklemektir. Zira genelde tüm varlık, özelde de kudret sahipleri Es-Samed olan Allah’ın (Celle Celaluhu) bir teveccühünün yerini asla tutamaz. Hem nasıl tutsun ki?
“Ey Samed olan ilahım, nasıl ne şekilde bilmiyorum ama kalbim Sen’i istiyor. Hayat, umut tüm güzellikler Sen’inle anlam buluyor. Sana muhtaç olmak varlıkta boşluk bırakmıyor bilakis onu güzelleştiriyor. Sana muhtaç olduğunu unutan her türlü varlık ürkütüyor beni. Gazze’ye ve tüm varlığa yüceliğinle ikram ve yardım etmene çok muhtacız Ya Samed.” (Amin)