Rabbül alemine sonsuz hamd olsun.
Rehberimiz Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aline, ashabına ve takipçilerine salat ve selam olsun.
“Sen hanif (Allah’ı birleyen) olarak yüzünü dine çevir! O din ki, Allah’ın insanları üzerine yarattığı fıtrattır. Allah’ın yaratmasında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Rum Suresi, 30. Ayet)
Ayette bazı kelimeler:
اقم: Ayağa kalkmak, yükselmek eylemi doğru yapmak
وجه : Yüz (insanda görünür olan) yön kişinin kendisi
الدين : Borç, köle, cariye, ceza, itaat, (boyun eğme) ahiret.
حنيق : Allah'ı birleyen, salt meyil anlamında istiare de denilmiş.
فطر : Yarmak, yaratılış, ortaya çıkarmak, saf, öz.
Fıtrat kavramı, doğuştan gelen bir yazılım gibidir. Allah'ın evrene ve insana koyduğu fıtrat kanunları sabittir. İnsan ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın içindeki “anlam arayışı” ve “yaratıcıya muhtaçlık” duygusunu söküp atamaz. Ancak bu duyguyu yapay, sahte bir takım geçici haz ve hevalarla örtmesini Kur'an; küfür diye vasıflandırır.
İslam dini, insanın fıtratına uygun bir yaşam sürmesini hedefler. Dini emirlerle içsel değerlerin örtüşmesi, insana iç huzur ve tamamlanmışlık hissi kazandırır. Bu durum, insanın kendi iç dünyasındaki en saf gerçeklikle uyum içinde olmasıdır.
Tasavvufta bu durum, “ahd-i misak”a sadık kalma yeteneği olarak ifade edilir. Ancak dünya meşgalesine dalmak, nefsin arzuları ve aşırılıklar, bu fıtrî cevherin üzerini örter ve ona farklı elbiseler giydirir.
Maddî akılla Allah’ı tanımak, bu cevheri yeniden açığa çıkarır. Marifetullah; Allah’ı esmâsıyla ve eserleriyle tanımak, ilahî hakikatleri kalben idrak etmektir.
Tasavvufta “teveccüh”; yönelmek, yüzünü çevirmek, sevgi ve yakınlık duymaktır. Bu yöneliş fiziksel değil, kalbin mâsivâdan yüz çevirerek içindeki cevheri keşfetmesidir.
Immanuel Kant da insanın içindeki ahlak yasasının, dış etkilerden arındığında evrensel bir doğruya ulaşma potansiyeline sahip olduğunu ifade eder. Bu yaklaşım, insanı kendi özüne (fıtratına) dönmeye ve varlığı anlamlı bir bütün olarak görmeye davet eder.
Fıtratı aşındıran temel etkenler:
- Sosyal çevre manipülasyonu, insan çevresinin rengine bürünmeye meyillidir. Sürekli dedikodu, aşağılama ve olumsuz ilişkiler, kişinin özünden uzaklaşmasına sebep olur.
- Vicdanın sesini susturmak, yanlışı tekrarlamak iç huzursuzluk hissini köreltir. İnsan kendine yabancılaşır.
- Aşırılık ve dengesizlik, fiziksel ve duygusal dünyada dengenin kaybolması, maddi olana odaklanıp manevi derinliği ihmal etmesi, hayatın gerçeklerinden tamamen kopması, insan fıtratını zedeler. Özellikle modern çağın getirdiği hız, sürekli tüketim arzusu, bitmek bilmeyen kıyaslama hali insanda “Sekine”yi yok eder.
- Samimiyetsiz maskeler, kişinin kendi hakikatlerine yapmış olduğu bir ihanettir. Sonucu ise kaçınılmaz ruhsal boşluk ve manevi yorgunluktur.
- Zihinsel ve ruhsal beslenme; okuduğumuz her satır, izlediğimiz her şey, dert edindiğimiz her durum ruh yapımızı şekillendirir.
- Sağlıklı sınırlar koymak, sessizliğe çekilip kendi iç sesini dinlemek… Neydi ilk emir? “Oku”. İç sessizlik; kendini oku, fıtratını oku.
Hanifliğin sembol ismi Hazreti İbrahim (Aleyhisselam) putperestliğin ve yıldızlara tapınmanın zirve yaptığı bir toplumda doğdu. Başta babası olmak üzere tüm çevresi bu çarpık sistemin parçası olmasına rağmen O, bu toplumsal akıntıya kapılmamıştır.
Kendi iradesiyle “kalbini ve aklını” kullanarak yaratıcıyı aramış ve nihayetinde bulmuştur.
Onun hanifliği, körü körüne (taklidi) iman değil, sorgulayan ve hakikate ulaştıran (tahkiki) imandı.
Gök cisimlerine “ben batıp kaybolanlara yaratıcı diyemem” sözü fıtratın geçici olana değil baki olana meylettiğinin en büyük kanıtıdır.
Sözün özü: Bu durum gösteriyor ki, fıtrat o saf cevherdir. Dış dünyanın en sert manipülasyon ve korku unsurlarına karşı dirençli, zihni çevreleyen batıl yargılardan uzak, toplumsal kalıplardan ve geçici parıltılardan yüz çevirerek sarsılmaz bir “istikamet” bulma halidir.
Not: Kur'an'da fıtrat insan için sadece burada kullanılır.
Selam ve dua ile…
Ayşenur Konuklu