Seni ve getirdiğin hakikati düşünüyorum.
Çölün ortasında açan ilk çiçek gibi,
Karanlığın bağrında doğan ilk sabah gibi.
Bir yetimin kalbini incitmemek için
Adımlarını yavaşlatan kutlu Nebi...
Gelişinle çağları değiştirdin ya
Ey Nebi!
Taşlar sana atıldığında
Sen göğe baktın ya,
İşte o bakışın hâlâ
İnsanlığın utancını örten bir dua gibi.
Sen ki; affederken büyüyen,
Sabrettikçe yücelen,
Güçlü iken merhamet eden Nebî…
Taşlaşmış gönülleri yeşerttin ya
Ey Nebi!
Biz bugün
Kalabalıklar içinde yalnız,
Bilginin içinde dağınık,
Gücün içinde merhametsiz kaldık.
Ey kalbi incelikten örülmüş Peygamber,
Bize yeniden
İnsan olmayı öğret.
Ey geceleri secdede sabahlayan,
Ümmeti için gözyaşı döken Sevgili,
Bizim daha adımız bilinmezken
Bizi özleyen Nebî,
Bir çocuğun başını okşadığında
Kâinatı teskin eden eline,
Bir köleyi özgür kılarken
İnsanlığı ayağa kaldıran sözlerine,
Bir düşmanı affederken
Tarihi değiştiren merhametine
Hasretiz.
Ey iki cihanın güneşi!
Senin adın anıldığında
Kalbimiz neden titriyor biliyor musun?
Çünkü sen, yalnız bir sevda değil
Bir istikametsin.
Ey yürüyüşü toprağı incitmeyen,
Bakışı kimseyi küçültmeyen,
Sükutu bile öğüt olan Nebî…
Sonsuza kadar yetecek bir nasihat bıraktın ya
Biz kırılıyoruz, öfkeleniyoruz,
Bazen unutuyoruz sabrı.
Ama sen
Taif’in taşları altında bile
Beddua değil, rahmeti seçtin.
Ey merhameti adaletle,
Adaleti tevazu ile,
Tevazuyu secde ile süsleyen Nebi...
Bir medeniyet kurdun
Ama taşla değil kalple.
Bir devrim yaptın
Ama kılıçla değil ahlakla.
Bizim dağılmış gönlümüze
Bir cümlelik huzur bırak.
Ey ümmetim diye bizi çağıran Nebi!
Biz sana layık ümmet olamadık.
Çağın karmaşasında kaybolduk,
Asırları aşan çağrına eremedik.
Yine doğ gönlümüze bir Nisan sabahı.
Hakikatin aydınlatsın kararan çağımızı.
Zira ümitlerimiz,
Gömülmeyi bekleyen küçük bir kız çocuğu gibi
Vahşi suretlerde esir.
Karanlık bir çağda, nasıl esti ise ilah-i rahmet esintisi
Duamız Rabbimize
Yeniden doğsun gönlümüze
Muhammed-i nurun hakikati
Ancak o zaman
Gelmişsin gibi,
Yeniden aydınlanır kainat.
Zehra Özelçi