Bismillahirrahmanirrahim
Evlilik, Rabbimizin insanoğluna lütfettiği en saygıdeğer müessesedir.
“Size, onlarla huzur ve sükûna eresiniz diye kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet var etmesi O’nun kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Rûm Suresi, 21. Ayet)
İslam’da evlilik ibadet derecesinde bir önem taşır. Yüce Rabbimiz, namazı ve orucu emrettiği gibi evliliği de emretmiş ve kurulacak olan yuvanın muhafazası için kullarının ellerinden geleni yapmalarını istemiştir. Elbette bir ibadet olarak bilinen bu işin muhafazası noktasında şeytanın telkinleri çok olacaktır.
Günümüzde özellikle iletişim noktasında ne yazık ki pek çok sorun yaşanmakta ve bu yüzden yuvalar dağılmaktadır. Bir söz dönüşü olmayan yollara sevk etmektedir. Karşılıklı anlayış, empati ve iletişimin kaybolduğu evlilikler yıkılmaya mahkûmdur. Bu yüzden iletişimi kaybetmemeli ve her daim anlayışlı bireyler olarak yolumuza devam etmeliyiz.
Bu noktada yapılabilecek en önemli husus, her konuda örneklik teşkil eden Resûlullah Efendimizin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hayatını örnek almak ve onun tavsiyelerine uymaktır. Peygamber Efendimiz aile hayatında sevgi, saygı ve hoşgörüyü hiçbir zaman eksik etmemiştir. Eşleriyle kurduğu iletişimde her daim yumuşak dilli olmuş, muhatabını küçük düşüren tüm davranış ve sözlerden kaçınmıştır. Anlayışı eksik etmemiş, muhatabına sabırla yaklaşmıştır.
Günümüzde ne yazık ki roller değişti; kadın melek gibi bir koca isterken, erkek karşısında her şeyine “evet” diyen birini görmek istiyor. Bu mümkün değildir. Ne bir kadın olarak kusursuz bir eşe sahip olabiliriz ki bu insanı insanlıktan çıkarıp insanüstü davranışlar beklemeye iter ne de bir eş olarak hiçbir görüş beyan etmeyen bir köle durumuna düşebiliriz.
Resûlullah Efendimiz bazı önemli kararları eşlerine danışarak almıştır. Bu, onun eşleriyle arasındaki sağlam iletişimin ve istişarenin en güzel örneklerinden biridir. Aynı zamanda kendisine evlilik konusunda danışan ashabına evliliğin sorumluluk gerektirdiğini anlatmış ve sabır tavsiyesinde bulunmuştur.
İletişim sadece sözle sergilenen bir şey değildir. Davranış, sözleri tasdik etmediği sürece bir etkisi olmayacaktır. Düşünelim ki bir eş, muhatabına sürekli “Seni anlıyorum.” diyor ama bunu gösterecek hiçbir davranışta bulunmuyor. Bu, sözün davranışa yansımayışının bir örneğidir. Bu yüzden davranışlarımız sözlerimizin bir ifadesi olmak zorundadır.
Peygamber Efendimiz, eşlerinin hata ve yanlışlarına karşı sabır gösterir ve onları cezalandırmazdı. Sabır ve anlayış ile meselelerin üstesinden gelir, onları incitecek davranışlardan kaçınırdı. Aynı evin içinde eşlerin birbirine karşı zaman zaman incitici davranışlarda bulunması beklenen bir durumdur; fakat hoşgörü ve saygının hâkim olduğu evlilikte bu durum çok az yaşanır. Sağlıklı iletişim içinde olan bireyler, sergiledikleri anlayışın meyvesini sağlıklı bir evlilik olarak alacaktır.
Huzurlu bir yuvanın anahtarı, sağlıklı iletişim, anlayış, merhamet ve hoşgörüden geçmektedir.
Batının dayattığı ideolojinin temel prensibi, birbiriyle iletişimi kesmiş ve öz benliğini kaybetmiş insanların evlilik hayatına atılmasıdır. Batı zihniyeti, evliliklerde kadın ve erkek dengesini altüst ederek sözde eşitlik, modernleşme ve bireysellik adı altında aile kurumunu temelden sarsmıştır. Evlilik, ortak fedakârlık, sadakat ve sorumluluk bağı olmaktan çıkıp bir “ortak yaşam anlaşması” hâline gelmiştir.
Zira “önce kendin ol” sloganlarıyla sorumluluklarından kaçan, fedakârlık duygusunu yitirmiş bireyler hangi evliliği yürütebilir, hangi duygu ile iletişim kurabilir?
Müslüman kimliğe sahip ve Resûlullah’ın rehberliğini benimsemiş her birey, evliliğinde kadın-erkek dengesini bozmadan ilerleyecektir. Batının kimliksizleştirme ve hayasızlık anlayışından arınıp, evliliğine ibadet şuuru ile yaklaşan her birey kazançlı çıkacaktır. İletişimi sürdüren bireyler, sağlıklı bir neslin yetişmesine vesile olacak ve İslam davasının yücelmesine katkı sağlayacaktır.
Unutmayalım; evlilik sadece hayatların ve yastıkların birleşmesi değildir. Evlilik bir yönüyle dinin muhafazası, huzurun temini ve toplumun ihyasıdır. Şeytanın en çok hoşlandığı şey, yıkılan yuvalardır. Çünkü evlilik yıkılırsa toplum da yıkılır. Aile dağılırsa neslin ihyası zorlaşır.
Bu yüzden asıl mesele; iletişimin, saygının ve sevginin eksik olmadığı yuvalar inşa etmek, Batının dayattığı evlilik algısını terk etmek ve Resûlullah’ın önderliğinde örnek yuvalar kurmaktır. Bu yuvalar dünyada huzurun adresi olduğu gibi, ahirette de yüz akı olarak karşımıza çıkacaktır.
Hoşgörünün, saygının ve sevginin ve bunun neticesi olarak iletişimin bol olduğu yuvalarla saadet-i dareyne erişmek duasıyla…
Senanur Gizli