Abdülhamidce şiardır
İşte abdestimle kelamın başındayım,
Her satır ayrı bir cephe, her harf bir nefer
Omuzlarımdaki şahitlerin yüküyle
Mahcubiyetten mahcup, acziyetten aciz bi halde
Kuşandık Fetihleri, ribattayız!
Leyli Kadr'in icabetine denk gelirse bir anım;
Birkaç bin kez daha isteyeceğim seni
Agâh olmak arzusuyla, tanklara galip gelen taşların sırrına
Talim etmek için, beş yaşında gözleri önünde anne-babasını şehit veren Faysal Ahmed'in imanını
Sana varmak...
Bir yetimin saçlarını okşamanın eşsiz rahmetiyle,
Arşa bir samimi dua mesafesi daha ulaşmak için
Tam şu an, evvel kalbimden, ahir kalemimden taşıyorsun. Mübarek olsun!
Kanımdan taşacağın günün yolunu gözlüyorum, özlüyorum, ama ölmedim.
Dönüş Emribillahtır!
Hani senin çocukların ki Gazze;
Şehit bacaklarının cenaze namazlarını kılmışlardı tek başlarına.
Arkalarında cemaat yoktu,
Cemaat de şehit olmuştu ya hani Gazze
Hatırla, kavuşmak ki mahşeredir.
Annesiz kalmış ağzı süt kokulu çocukların,
Evlatsız kalan babaların, yâr'sız kalan yaren'lerin yurdu,
Sen ey Şüheda'nın başkenti
Toprağın direniş, taşlarınla intifada!
Bebeklerine kundaklarını kefen yaptı.
Siyonistleri bilirim…
Lakin sen de bilirsin Gazze,
Peygamberler bir kez giydiler mi zırhlarını,
Zalim zelil olmadan çıkarmazlar
Göğe çevir başını, ufka bak
Ebabiller kaplıyor arş-ı alâ'yı, Selahaddin'in komutasında
Bu Cihad peygamber emanetidir
Canımız üzere ahd olsun
Ölmek baht, dönmek haram olsun!
(Peygamber ocağının Yiğit evlatları Kassam Tugayları'na bin selam olsun, bu haysiyet kavgasında son nefese dek Kassam'ın yanındayız.
Ya Zafer ya Şehadet!)
Meryem Altungök