“Sonra çocuğu kucağına alarak topluluğuna getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Gerçekten sen çirkin bir şey yaptın!” (Meryem Suresi, 27. Ayet)
Meryem oğlu İsa’nın doğumu insanlık için ne kadar şaşırtıcıysa Hazreti Meryem için de bir o kadar şaşırtıcıdır.
Meryem’in annesi onu Allah’a adamış, “adanan” manasına gelen Meryem isminin kızında tecelli etmesini ummuştur. Hazreti Meryem’in doğumu annesinin dilinden Kur’an’da şöyle ifade edilmiştir; “Onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu bilirken "Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım" dedi.” (Ali İmran, 36. Ayet) Annesinin şaşkınlığı Meryem’e hamile kalırken onun erkek olacağı zannındandır. Bu kadın bebeğinin erkek olacağını düşünmüş ve mabette Allah’ın hoşnutluğunu kazanacak amellerle yoğrulacağına inanmıştır. Bebeğin kız olduğunu görünce şaşkınlığını gizleyememiş aynı zamanda Allah’a verdiği sözden de caymamıştır. Meryem'in mabet içindeki durumu ve Allah’ın onu özel olarak rızıklandırması Zekeriya peygamberi şaşırtmış, Allah’ın Meryem’i rızıklandırmasını hayretle izlemiştir. Allah’ın iffet timsali olarak seçmiş olduğu Hazreti Meryem, bir gün kavmi karşısına kucağında bebekle çıkmış ona hayretle bakan bu kavim, kucağında bebeği görünce hatasını yakalamış olmanın küçümseyici bakışlarını ona yansıtmışlardır. Allah'ın rızıklandırdığı, seçtiği ve koruduğu bu masum kadına cüretkâr ve çekingen olmayan bir üslupla dil uzatmışlardır. Peygamber katili olan kavim, Hazreti Meryem’i küçük düşürecek kozun ellerine geçtiğinden neredeyse emin olmuşlardır. Kıssanın tam bu anında tefekkür kapılarını sonuna kadar açmak lazım. Bir kadın; sıradan biri olmadığı gibi bir peygamber de değil. Allah’ın ona olan merhametinden, şefkatinden emin ama kucağında bebek olduğu da bir hakikat. İçinde olduğu kavmi iyi bilen bu kadın her ne kadar gerçeği söylerse söylesin kendisine inanmayacaklarından en az adı kadar emin. Meryem’in bu andaki çaresizliği, yalnızlığı ve Rabbine sığınışı bir çoğumuzun ortak hissettiği duygulardandır. Allah’ı anmak için çıktığımız yollar, verdiğimiz mücadele ve uğraşlar kimi zaman yalnızlığın en yoğun olduğu zamanlardan olabiliyor. Emek verdiğimiz işler, Allah rızası adına katıldığımız kavgalar, kendi nefsi düşüncelerimizi, çıkar duygularımızı bir kenara bıraktığımız davalar içinde bazen kalpler yorulmuş yalnız hissetmenin eşiğinde olabiliyor. Kimi zamansa Allah’u Teala tamamen yalnızlık ile imtihan edebiliyor tıpkı İmran ailesinden Meryem gibi, daha yakın bir geçmişten örnek istersek Resulullah’ı canından çok seven Ebu Zer El Ğifari’nin ashab içinde yaşadığı yalnızlık gibi. Kişinin kalbinde yaşamış olduğu yalnızlaşma duygusu, dünya yorgunluğu ve hayreti Allah ile olan yakınlaşmasını arttırabiliyor. Bu durum inanan insan için böyledir, inanamayan insan içinse sığınacak bir kapı aramasına vesile oluyor. Elbette kişilerin olayları yorumlaması, içinde bulunduğu durumlardan alacağı nasip de etkilidir. Kişi yaşadığı halleri fırsata çevirip Allah ile bağı güçlendirmede fırsat olarak görürse dünyalık ve ahiretlik güzellikler kendisini bulacaktır. Zikredilen güzellikler maddi karşılıklar olmayabilir, Allah’ın kulundan razı olması ve kalbini kendisiyle meşgul etmesi kulun sahip olacağı yüksek mertebelerdendir.
Kıssanın devamında Hazreti Meryem’in koruyucusu ve kollayıcısı Rab Teala oluyor. Meryem’in sığındığı ve güvendiği Allah, üzerine atılacak iftiralardan hiçbir kimsenin şüphesi kalmayacak şekilde onu koruyor. Peygamberlerine her türlü eziyeti etmiş olan bu kavim dahi anti bir düşünce geliştiremiyor. “Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler. Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı. Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekâtı emretti. Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı. Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir). Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur…” (Meryem Suresi, 29-33. Ayet)
Al-i İmran’dan Meryem’in yalnızlığı, Allah’ın gözettiği bir yalnızlıktır. Onun yardımcısı da yine alemlerin rabbi olan Allah’tır. Müslüman kimliğini inşa eden her birey bilir ki Allah adına çekilen yalnızlıklar, verilen sabır sınavları dünyadaki tüm lezzetlerin birleşse dahi elde edemeyeceği bir şerbeti vadetmektedir.
Ravzanur DEGER