Yasin Börü’nün Annesi Hatice Börü ile Röportaj
Öncelikle bizi kabul ettiğiniz ve bize bir şehit annesi olarak sizi anlama fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederiz. Acınız, seneler geçse de taze ve hâlâ onun hatıralarıyla yaşadığınızı görüyoruz. Ekim ayı bizim için Yasın ve arkadaşlarının acı bir şekilde şehadete yürüdüğü bir ay. Yıllar geçse de mahzun bir şekilde şehit edildikleri sahneler gözlerimizin önünde.
Yasin’in hayatından ders çıkarmak isteyen gençler için onun hayatından ve yaşamından bahseder misiniz?
Yasin çok yardımsever, halim selim bir çocuktu. Her zaman güler yüzlüydü. Kardeşiyle arasında iki buçuk yaş vardı, çok iyi anlaşırlardı. Okula başlamadan önce elifba eğitimini verdim. Okula başladıktan sonra da zamanının kalan kısmında Kur’an kurslarına giderdi. Öğretmenini hiç üzmezdi. Öğretmeni birçok kez ondan memnun olduğunu dile getirmişti.
Ahlaklı ve zekiydi. Sınavlarına yeterince çalışmasa dahi güzel neticeler alırdı. Lise üçüncü sınıftaydı, şehit olduğu zaman. Çok hayâlıydı. Onun hayâsını Hazreti Osman’ın hayâsına benzetirdim. Evde dahi rahat kıyafetlerle dolaşmaz, hayâ ederdi. Ben annesi olmama rağmen şortla yanımda gezmezdi. Çok utanırdı. Çok iyi bir çocuktu.
Yasın küçük yaşına rağmen yardımseverliğiyle öne çıkmış bir gençti ve neticede bu yolda şehit edildi. Erken yaşta aramızdan ayrıldı.
Gerçekleştirmek istediği hayalleri var mıydı? Geleceğe dair sizinle konuşur muydu?
Hayalleri büyük değildi. Doktor olmak isterdi ama küçük yaşta birtakım rahatsızlıklar geçirdi ve doktorlara karşı içinde biraz soğukluk oluştu. Onun hayali, iyi bir insan ve faydalı bir fert olmaktı. Çünkü içinde merhamet vardı.
Suriye savaşının yeni meydana geldiği zamanlarda haberlerde şahit olduğu şeylere çok üzülürdü. İnsanların yurtlarından çıkması ve eziyet görmesi onu çok üzerdi. Evlerinde perdesiz, yoksul bir şekilde yaşayan o insanlara çok üzülürdü. Harçlıklarıyla çevredeki muhtaç olanlara ve muhacir konumundaki Suriyeli kardeşlerimize yardım ederdi. Bunları bize söylemezdi ama biz fark ederdik.
Yasin’in şehadetinden sonra hayatınızda neler değişti? Onun yokluğunu en çok ne zaman hissediyorsunuz?
Ben şunu şöyle ifade ediyorum: Hayatımın Yasin’den önceki devri başkaydı, Yasin’den sonraki devri bambaşka. Yasin’den sonraki devirde yaşadıklarım kâbus gibiydi. Havuza gittiklerinde “Acaba boğulacak mı?” diye endişe ettiğim, dışarıya çıktığında “Acaba bir kaza, bela olur mu?” diye düşündüğüm oğlum acı bir şekilde şehit düştü. Ama bunun için pişman değilim. Yolunun ne kadar şerefli bir yol olduğunun farkındayım. Beni üzen, böyle şehit edilmesiydi sadece. İnşallah yeri cennettir.
Yasin ve kardeşi doğduktan sonra Allah’tan bir kız evlat istedim ve Allah, iki erkek evladımdan sonra bana bir kız evlat nasip etti. En mutlu ve huzurlu olduğumuz dönemlerdi. Bu olaylar yaşanana kadar hayatımız güzeldi. Çocuklarım ve ben huzurluyduk.
Yasin benim sağ kolumdu. Sağ kolumu kaybettiğimi hissediyorum. Ondan sonra hep bir şeyler hayatımızda eksik gibi. Sevinçlerimiz tam değil, hüzünlü zamanlarımızda ise o hep aklımızda. Yine Allah rızası için olduğunu düşünüp yerinin cennet olduğuna inanıp kendimizi teskin ediyoruz. Allah’a olan imanımız ve tevekkülümüz ile güç buluyoruz.
Yasin’in şehadetinden sonra size kalan en büyük öğüt ne oldu? Onun şehadeti ve yaşamı, bir anne olarak sizde nasıl bir etki bıraktı?
Yasin’den sonra, dediğim gibi, hayatım ve bakış açım değişti. Yasin’in kardeşlerini onun gibi yetiştirmeye çalışıyorum. Onları bu bozuk düzende muhafaza etmeye çalışıyorum. Yasin’in misyonunu kardeşlerine de aşılamaya çalışıyorum, elimden geldiğince. Çünkü her çocuk aynı tabiata sahip değil; bazısı alır, bazısı almaz. Ama ben çocuklarımı abilerinin yolundan gitmeleri için elimden geleni yapıyorum.
Son sorumuz şu: Yasin’in şehadetinden sonra birçok insan evladına onun adını verdi. Özelde bu ismi taşıyan gençlere, genelde bütün gençlere bir şehit annesi olarak mesajınız nedir? Merhameti ve yardımseverliği Yasin’e nasıl aşıladınız? Gençlere ve ailelerine bu konudaki tavsiyeleriniz nelerdir?
Bizim için en güzel örnek olan Peygamberimizin öğütlerini ve hayatında yaşadığı şeyleri çocuklarıma aşılamaya çalıştım. Bazı çocuklar yapı itibarıyla bu konuda dersler alır, bazıları almaz. Ama ben elimden geldiğince bu örneklerle büyüttüm.
Benim tavsiyem, o en güzel örneklerin olduğu Peygamber devrini, ashab ve tâbiîn dönemini bol bol okumaktır. Gündemimiz Peygamberimizin hayatı ve ahlakı olmalıdır. Çünkü kötü bir zamanda yaşıyoruz ve bu zamanda alabileceğimiz en güzel örnekler o zamanlardadır.
Aynı zamanda faaliyet ve programlardan geri durulmamalıdır. Bir yetimi giydirme ya da kırtasiye yardımı gibi programlara çocuklar da dâhil edilmeli ki o duygu aşılansın. Çocuklar o mağduriyeti görünce içlerindeki merhamet de ortaya çıkacaktır. Yasin bu tür faaliyetlerin içinde yer aldığı için merhamet ve yardımseverlik konusunda ileri derecedeydi.
Biz anne ve baba olarak çocuklarımız için elimizden geldiğince en güzel örneklerle çocuklarımızı eğitmeliyiz. Onları bu kötü zamanın fitnelerinden muhafaza etmek için Peygamber ahlakına başvurmalıyız. Allah hepsini korusun ve kendi yolundan gitmeyi nasip etsin.
Allah razı olsun. Tavsiyeleriniz ve kıymetli düşünceleriniz için bir kez daha teşekkür ederiz. Rabbim tüm annelere Yasin gibi hayâlı, ahlaklı ve merhametli evlatlar yetiştirmeyi nasip etsin.