Bütün âlemleri ilmiyle, rahmetiyle, kudretiyle ve diğer tüm vasıflarıyla kuşatan el Vâsi olan Allah’a hamd, O’na uyduğumuzda hayatımızın kapasitelerinin artışına sebep olan peygamberimize, Peygamber Efendimize salât ve selam olsun. Zahirde israilin kuşatması altında çok büyük acılar çeken ancak esas hayat olan ahirette makamları an be an genişleyen Gazze’ye selam olsun. Şu an işleri yolunda gittiği için hayatı sadece dünya ile sınırlı gören, gaflette olan her bir kula…
Esma yazma sürecinde belki de beni en çok şaşırtan, anlamakta zorlandığım Vâsi ismi oldu. Sıradaki isim ve anlamına baktığımda kendi sonlu ve sınırlı kapasitemden yola çıkarak Rabbimin sonsuz kapasitesine doğru bir yolculuk yaşayacağımı düşündüm. Neredeyse sekiz yılı bulacak ikramlarla dolu esmâ yolculuğundan öğrendiğim birinci hakikat, Allah’ın (Celle Celaluhu) mutlaklığı ve sonsuzluğu ise ikinci hakikat insanın kayıtlı ve sınırlı oluşudur zira. Tersten öğrenme mantığının aksine alışkın olmadığım bir şekilde geniş zaman ve imkânlar eşliğinde El Vâsi olan Mevla’m ile yol almaya çalıştım. Beni bana bırakmayarak yola koyması ve bunun için hayatımı farzları ile kuşatmasının neticesi yaparak yaşayarak öğretildi bana. Nasıl mı?
Canı ne isterse sınırsız bir şekilde yapan tanıdığın intiharı, Kâbe’de bile olsan yörüngede değilsen kayıpta olduğunu düşündüren umredeki kardeşlerimizin paylaşımları aşırı genişlikteki arızalar iken her şeyi tek başına içinde halletmeye çalışan kıymetlimin darlıklarını bu yolculuğun neresine koyacağımı bilemedim doğrusu. Vaktin yetersizliğini hissettiğim anlarda “Allah’ım zamanımı bast eyle, genişlet.” duasını vird edinen ben El Vâsi ile olan yolculuğum boyunca “Allah’ım bana dengeyi öğret.” deyişimi de şaşkınlıkla izledim hakeza.
Her şeyi kuşatan ancak kuşatılamayan, kapasitesi sonsuz olan, imkânları genişleten, eşsiz, benzersiz, mutlak olandır El Vâsi. Diğer isimlerinin, vasıflarının sonsuz genişliğini, sınırsız tecellisi ile her bir varlığı içine alacak şekilde kuşatandır O. Alîm ismi üzerinden düşünüldüğünde her şeyi içine alan hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan kayıtsız ilmi düşünülür örneğin. “Doğu da Allah’ındır, batı da. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Bakara Suresi, 115.Ayet)
Dünya misafirhanesinin yeryüzü sergisinde imtihanların bitmesini lütfeden kudretin, muhteşem bir hikmetin, açık bir yardımın, büyük bir adaletin, geniş bir merhametin her yere atılmış imzalarını görmek mümkün. Tüm bunlar bir anlamda hesapsız nimetler yurdu olan cennetin kokusunu ruhumuzun baharına taşımaktadır. Herkese yetecek kadar yarattığı bollukların ötesinde yüzümüzü güldüren bir ikramı daha vardır. İlahi kelâmımızda Vâsi isminin Alîm ismiyle geçişi her şeyi kuşatan bilgisine rağmen küçük günahları bağışlayacağının genişliğini müjdelemektedir bizlere.
Kuşatıcı merhameti sadece lütuf ve ihsanlarında değil defettiği kaza ve belalarda da gizlidir. Bize verilenleri biraz dikkat kesilerek görmemiz mümkün iken bugüne sağ salim gelebilmemiz için hangi kaza ve belalara karşı korunduğumuzu bilemeyiz. Bu minvalde kulunu kendinden uzaklaştıran dünya nimetlerini azaltarak onu kendisine yakın kılar bazen. Manen genişletmek için madden daraltması, cüzdanı daraltarak vicdanı genişletmesi ya da fiziki açıdan kısıtlayarak akleden kalbine yeni ufuklar açışını anlayamaz, Mevla’mız hakkında suizan besleriz çoğu zaman. “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihat ederler. Hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” (Maide Suresi, 54. Ayet)
Vâsi ismine zıt olacak şekilde darlığı ifade eden bir isim yoktur. Kâbıd kapasitedeki darlığı değil tutulmayı, verileni kullanmamayı ifade eder. İnsana irade El Vâsi’nin verdiği fıtri genişliği arttırma sorumluluğuyla beraber ikram edilmiştir. Kapasitesini dolduran kulun, El Vâsi potansiyelini arttırarak bir üst seviyeye taşır onu. Allah’a (Celle Celaluhu) adanmış ömürlerin temelinde de yatan budur. Kapasitesi sınırsız olanın sevgisini kaybetmekten korkmuş, O’ndan istemiş, O’na dayanmışlardır. Buraya nereden mi varıyoruz?
Vâsi isminin manadaki en büyük tecellisi imandır. Aktif iman, içerisinde imkânı barındırır. Tersi durumda imkânın sadece madde ile sınırlı olduğu yanlışına düşülür ki bu Kur’an’ın bilgi sisteminden kopuşu gösterir. Gayb ve şehadetten oluşan bu sistemde biri imanın diğeri ilmin konusunu teşkil eder. Hangisinin imanın hangisinin şehadetin konusu olduğu bilgisini okuyucuya bırakarak devam edelim yolculuğumuza.
El Vâsi isminin geçtiği surelerin tamamının Medeni oluşu insana, buradaki genişlik ve imkânların kendi becerilerinin sonucu olmadığını hatırlatır mahiyettedir. Bilgisinin, gücünün, hazinelerinin genişliğini hiçbir akıl kavrayamaz zira. El Vâsi isminin madde âlemindeki tecellileri nelerdir peki?
Uzayda galaksilerin ve gök cisimlerinin arasındaki mesafenin artması evrenin genişlediğini gösteren önemli bulgulardandır. Sıcaklığı yükselen cismin genleşmesi, kullanıldıkça gelişen ve genişleyen beyin, mide, kas ve benzeri yapılar buna verilebilecek birkaç örnektir. Kuşatacak şekilde genişleyen her türlü cisim bu örnekleri arttırabilir mahiyettedir.
El Vâsi isminin tecelli ettiği kişinin eli ve gönlü geniş olur. Hayat üstüne yürüyüp kendini köşeye sıkışmış hissettiğinde El Vâsi’nin genişliğe ulaştıracağına dair umudunu kaybetmez. Ona verilen bolluk ve cömertlik ölçüsünde o da ikram eder. Yoksulun gönül tarlasına infak tohumunu ektikten sonra onu sonsuzca bereketlendirmek Rabbimizin işi. Allah’ın (Celle Celaluhu) karşılığı Allah’a yaraşır (Celle Celaluhu) [MK1] olduğundan bunun dünya ve ahiretteki karşılığını ancak Alîm olan Allah bilir. Sahte bilginin kaynağı olan şeytan ise fakirlikle korkutup cimriliği telkin eder bizlere. Vâsi ismine iman, verince azalır korkusunun panzehridir aynı zamanda. Verilenin sahibi olduğunu zannetmek dünyalıklar içinde boğulup nefessiz kalmasına sebep olup köleleştirir kişiyi.
En özgür insan olan Peygamber Efendimiz, iki şey arasında seçim yapacağı zaman helal dairede kalmak şartıyla kolay ve genişlik vereni tercih ederdi. İnsanlardan memnun olmayı dar ve zor şartlara bağlamaz, herkese kolaylık ve genişlik gösterirdi. Duamıza O’nun bize öğrettiği şekliyle başlayalım öyleyse…
“Senin mağfiretin benim günahlarımdan daha geniş, rahmetin benim yanımda amelimden daha güvenilirdir. Ey Vâsi olan ilahım! Verdiğin genişliklerde yörüngende kalmayı, kaybolmamayı, aşkınla özgür olmayı nasip et. Tüm varlık gibi ben de Sensiz darlanırım, ellerime ve gönlüme genişlik ver, rahmetini kalbime yay, ruhuma ferahlık ver, dengeyi öğret bana.” (Amin)
Gülfer EKMEN