Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam, iki cihan serveri Hazreti Muhammed Mustafa’ya olsun.
İnsanoğlu, yaratılışı gereği bir bağa ihtiyaç duyar. Tek başına hayatını sürdürmeye uygun değildir ve her zaman bir bağa ihtiyaç hisseder. Sevgiye ve ilgiye muhtaçtır. İslam dini, Müslümanların bu yönüne dikkat çekmiş akrabalık bağlarını ve insan ilişkilerini önemsemiştir. Anne ve babaya iyilikte bulunmak, kardeşler arasını iyi tutmak, komşularla iyi geçinmek gibi birçok husus, İslam’ın tavsiyeleri arasındadır.
Ne yazık ki günümüzde bu ilişkiler tamamen değişmiş ve yara almıştır. Sosyal medyanın hayatımızın merkezine yerleşmiş olması ve insanların hayatlarının tamamını buna göre şekillendirmesi, bunun en büyük nedenlerindendir.
Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleşmesi, insanlarla uzaktan ilişki kurmaya imkân sağlamıştır. Uzaktaki akrabalarımız ve dostlarımızla konuşabilmek, görüntülü görüşebilmek ve onlardan haberdar olabilmek için büyük bir kolaylık sağlamıştır.
Teknolojinin aile hayatına sağladığı faydalar inkâr edilemez. Farklı şehirlerde ve farklı ülkelerde yaşayan aile fertlerinin birbiriyle görüntülü görüşebilmesi, önemli günlerde ve acil zamanlarda birbirlerinden haberdar olabilmesi, teknolojinin en önemli faydalarındandır. Ancak teknoloji, zaman zaman yüz yüze ilişkilerin yara almasına da sebep olmaktadır.
Bayramlarda öpülmeyen eller, misafir gelince hoş karşılamayan bireyler, en yakın komşusundan bihaber yaşayan insanlar, hasta akrabasını sadece bir mesajla geçiştirenler teknolojinin büyüsüne kapılmışlardır. Oysa bazen yaşlı bir akrabamızın kapısını çalmak, hasta akrabamızın duasını almak, aramızın bozuk olduğu akrabamıza iyilikle yaklaşmak gerekir. Bunlar, İslam dininin bizden istediği; fakat ne yazık ki teknolojinin gölgesinde unutulmaya başlayan değerlerdir.
Her şeyin aşırı kullanımının verdiği zarar ortadadır. Teknolojinin aşırı kullanımı, aynı evin içindeki bireyleri bile birbirinden uzaklaştırabilir. Aynı odayı paylaşmayan, aynı sofrada buluşmayan bireyler birbirleriyle iletişim kuramaz hâle gelmiş ve bu durum acı sonuçlar doğurmuştur. Fiziksel olarak aynı odada bulunan bireyler dahi zihinsel olarak birbirlerinden tamamen kopuk hâle gelmiştir.
Asıl mesele, teknolojinin kullanımı değil, onun hangi yönde kullanıldığı ve insanın karşısında kendi iradesini nasıl koruyabildiğidir. Sosyal medya ve teknoloji birer araçtır. Bu unsurlar insanın hizmetinde olduğu müddetçe faydalıdır. Ancak kontrol etmemiz gereken şey bizi kontrol altına alırsa denge bozulur. Böylece teknolojinin kölesi ve esiri hâline geliriz.
Bir insanın teknoloji ile kurduğu ilişki, Allah’ın ve insanların kendisi üzerindeki haklarını yerine getirmesine engel oluyorsa, o kullanım biçimi sorgulanmalıdır.
Sosyal medya ve teknoloji yalnızca zaman kaybına ya da aile ilişkilerinin kopmasına sebep olmaz. Aynı zamanda insanların kendi aile hayatlarını ve yaşadıkları ortamı başkalarının hayatlarıyla kıyaslamasına da sebep olur. Zamanla sosyal medyanın büyüsüne kapılan kişiler, “Onlar daha mutlu, onların evi daha güzel, onların çocukları daha başarılı, onun eşi daha iyi.” gibi düşüncelere kapılarak ellerindeki nimetlere karşı şükürsüzlük gösterebilirler.
İslam dini insana şükretmeyi ve elindekinin değerini bilmeyi öğütler. Başkalarının hayatlarına bakıp sürekli huzursuz olmak ise insanın kendi ailesindeki güzellikleri görmesini engeller.
Çözüm aslında basittir. Teknolojiyi hayatımızdan çıkarmak mümkün değildir. Çünkü teknolojinin faydaları azımsanmayacak derecede fazladır. Ancak onun hayatımızdaki yerini belirlememiz gerekmektedir.
Teknoloji; hayatımızdan, ibadetlerimizden, ailemizden ve bizden daha kıymetli değildir.
Kendimize şu soruyu sormamız gerekir:
"Ben bu aracı kullanarak ailemden ve yakın çevremden uzaklaşıyor muyum? Zamanımı iyi yönetebiliyor muyum?"
Bu sorular üzerinde düşünmek ve teknoloji kullanımımızı buna göre düzenlemek zorundayız.
İslam’da niyet çok önemlidir.
Bir insan ailesine zaman ayırırken bunu yalnızca bir mecburiyet olarak değil, Allah’ın kendisine verdiği aile emanetine karşı sorumluluğunun bir parçası olarak görmelidir.
Anne-babasını ziyaret eden bir evlat, çocuğunu dinleyen bir baba,
çocuğuyla ilgilenen bir anne, eşinin derdini dinleyen bir eş,
yaşlı akrabasını yalnız bırakmayan bir insan,
akrabasının ihtiyacına koşan bir Müslüman...
Bunların hepsini Allah rızası için yapıyorsa aile ilişkileri, sıradan günlük faaliyetlerin ötesinde bir anlam kazanır.
Bu bakış açısı, teknoloji kullanımını da düzene sokar. Çünkü insan, ailesine ayırdığı zamanı "boşa geçen zaman" olarak görmemeye başlar. Teknolojinin fazla kullanımın zamanı israf ettiği bilincine varır ve hayatı olumlu yönde değişir.
Senanur Gizli