Büyük Resme Doğru: Anlam Arayışındaki İnsanın Seyri
Evrenin muazzam çarkları arasında küçücük bir yer kaplayan insanoğlu, zamansız bir hakikat arayışının merkezinde durur.
İslam düşüncesinde dünya, yalnızca geçip gidilen bir konaklama yeri değil; bilakis ruhun olgunlaşma, kemale erme mekânıdır. Fani dünyanın aldatıcı ışıltıları karşısında kalbin pusulasını Yaratıcı’ya çevirmek, bu varoluş yolculuğunun temel gayesidir.
Hikmet, bu serüvende insanı aydınlatan en güçlü fenerdir. Günlük telaşların, hırsların ve geçici heveslerin ötesine geçebilen birey, nefsin sığ kıyılarını terk edip maneviyatın derin sularına yelken açar.
Şükürle yoğrulmuş bir kalp ve tezkiyeden geçmiş bir nefis, kişiyi yalnızca yaradana yaklaştırmakla kalmaz; aynı zamanda kainatla, doğayla ve diğer insanlarla kurulacak hakkaniyetli bir bağın zeminini hazırlar.
"Dünya bir gölgelikten ibarettir; asıl marifet, o gölgede dinlenirken güneşi yani hakikati unutmamaktır."
Sonuç olarak, İslam'ın vadettiği huzur; kulun kendi acziyetini kavrayıp Rahmân'ın sonsuz merhametine iltica etmesinde gizlidir. Kalbini riyadan, hasetten ve dünyevi kirden arındıran insan, hakiki hürriyeti ve ebedi saadeti tam da bu teslimiyette bulur.
Fatıma Zeynep BURTAŞKIRAY
"Dönüştürme Arzusu ve Kabulün Sükûneti"
Her insan, kendine has bir dünyaya ve özgün fikirlere sahiptir. Hayattaki en değerli olgunluklardan biri, insanı olduğu gibi kabul edebilmek ve onu dönüştürmeye çalışmamaktır. Bir başkasını değiştirme çabası, sadece insanı yoran ve yapıcı bir sonuç getirmeyen beyhude bir uğraştır. Çünkü sevgi ve saygının özü, bir insanı kendi doğasıyla, olduğu gibi kucaklayabilmekte saklıdır.
Ancak bazen ilişkilerde açık bir iletişim kurmak veya ortak bir paydada buluşmak zorlaşabilir. İletişimin tıkandığı bu tür anlarda, haklılık yarışlarına girmemek ve sınırları zorlamamak en yapıcı yaklaşımdır.
Gerçek olgunluk, başkalarının alanlarına ve kendi sınırlarına aynı saygıyı gösterebilmektir. Değişime veya paylaşıma hazır olunmayan durumlarda, olayları kendi akışına bırakmayı seçmek, insanın kendi iç huzuruna ve zihinsel dinginliğine verebileceği en güzel hediyedir. Zira hayat, başkalarını inşa etmek için değil; kendi iç dünyamızı güzelleştirmek için sunulmuş bir armağandır.
Eda Nur Teymur
Arayış
Kur'an-ı Kerim'de "arayış" kavramı; insanın hakikati, doğru yolu (hidayeti), hayatın anlamını, ilmi ve Allah'ın rızasını araması gibi farklı ve derin anlamlarda ele alınır.
Hayatta herkes bir arayış peşindedir. Ve bir şeyle doldurulmadığı takdirde ciddi bir boşluk oluşturur. Hayatta ki amaç yâda gelecek te olunmak istenen bir yer veya konum gibi şeylerle doldurmaya çalışır insan. Ancak arayış eğer islam temelinde oluşan bir şey değilse bir süre seni idare eder ancak bir süre sonra asla kişiyi rahatlatmayan bir boşluk halini alır. O halde ne yapmalı?
Kişi Dünyaya gelme amcanı hatırlamalı ve ondan istenen kulluk bilinciyle hareket etmelidir. Her yeni gün veya her yeni durum kişiliğine ve kendisine olumlu yönde katkılarda bulunmalı. Yoksa yolunu kaybetmiş bir yolcu gibi nereye gideceğini bilemeyecek bir duruma gelir.
Duha Suresi, 7. Ayet: "Seni yolunu kaybetmiş (ne yapacağını bilemez bir arayış içinde) bulup da doğru yola iletmedi mi?"
(Bu ayet peygamberimize peygamberlik öncesinde ki durumu için söylenmiştir.)
Aynı bu durum gibi bizlerinde yolumuzu kaybetmememiz için hayatlarımızı doğru amaçlar ile yönlendirmemiz gerekiyor.
Nesibe Yılmaz
Ahir Zamanda Bir Gençlik
On dört asır geçti üzerinden,
Karanlığı hakla aydınlatan Nebiden.
Batıl, koparmak ister imanı
Ahir zaman gençliğinden.
Türlü tuzaklar kurar “özgürlük” adında
Zelil etmektir isteği
Mümini Rabbi katında.
Kulağa bir fısıltıyla başlar İblis
Ardından daldı mı dünyaya nefis,
Kalır insan hem çaresiz hem nefessiz.
Nasıl vazgeçilir İslami izzetten,
Memnun kalınır düşülen zilletten?
Akıl ki en güzel zinettir,
İnsana bahşedilmiş bir nimettir.
Vardın mı evvelden,
Alemin doyumsuz seyrine?
Şahit olsun mu hiç,
Hakkın çarkında kusursuz işleyişine?
Malum olanı âyan etmeye nedir gerek,
Görmesi zor gelene de ikrarı zul gelene de
Binler nasihat ne gerek.
Çağrı yapıldığı vakit İslam'a
Mazeretler sıralanır artarda
Kiminin zamanı yok
Kimininse kalbi temizdir çok.
Namazsız zaman kula yarar mı,
Allah gafil geçen hayatın hesabını sormaz mı?
Kuran’dır sana rehber olan,
İnsanı esfellessafilinden eşrefimahlukat kılan
Yolunu tutup yürüdüğün her beşer,
Bak sadece dünyalığı seçer
Ahirden ise ebediyen vazgeçer
Mühim olan bil ki Rabbin ne der
Onun rızasıyla ne gam kalır ne de keder.
Ahir zamanda bir gençlik
Hem birlik ister hem de dirlik
Bu davayı omuzlarında taşıyan
Çağın ortasında hakkı haykıran.
Elbet bilir ki mümin
Çığ olup akın etse de zalim
Yaradandır her daim hâkim
Helen Acet
“İman varsa imkân da vardır.”
Şehit Şeyh Ahmet Yasin
Rantisilerin, Şikakilerin Babası
O, Hareketi'l-Mukavemeti'l-İslamiyye'nin lideri...
O; "Evladım şehit oldu!" diye sevinen anaların,
İslam'ın ilk kıblesi için vuruşan cengâverlerin atası...
O ki Siyonist zalimlerinin işkencelerine rağmen
ağzından tevhid davasını düşürmeyen,
felçli bedenini imanına engel etmeyen
~ Direniş Öncüsü ~
Yetim kaldı, imanına sarıldı.
Felçli kaldı, tevekkül etti.
İşkence gördü, sabretti.
Ömür boyu şükredip imanından taviz vermedi.
Bir yanda
felçli bedenine ümmetin yükünü sırtlayan Şehit,
bir yanda
Rabbine suskunluğuyla şikâyet edilen bizler...
Derdi ya:
"100 yıllar yatsam İslam'ımdan taviz vermem!"
Ondandı ya bu işkenceler, bu eziyetler...
Peki ne oldu bunca cefakârlığın karşılığı, ne oldu?
İsmailler, Sinvarlar, Aksa için çarpışan erler,
İslam uğruna medreselerde yetişen bacılar...
Daha kimler kimler...
En önemlisi, o tatlı şehadet şerbetini içmektir ya...
Bu hakiki imanın karşılığıdır Rabbe kavuşmak.
Daha 10 yaşlarındayken ümmetin sorunlarına çare arayan bir kul...
Biliyordu ki O Rabb, sevdiği kulu imtihan eder.
Ondandı ya bu sabır, bu iman.
Yetim kaldı, felç kaldı, işkenceler gördü, hapislerde yattı.
Ama arkasında öyle bir ümmet bıraktı ki...
Ömer b. Hattab'ın, Selahaddin-i Eyyubi'nin
emaneti uğruna canlarını feda eden,
Siyonist itlerine karşı göğüs geren
Analar, Babalar, Evlatlar bıraktı...
Onlar ki ne mallarından ne canlarından bu dava uğruna cimrilik etmezler.
Selam olsun O direniş öncüsüne!
Selam olsun O yiğitler diyarının liderine!
Selam olsun bu cihanın sebat örneğine!
Selam olsun Adil-i Mutlak Rabb'in kullarına!
Rabbim, onun ve tüm şehitlerin şehadetini kabul etsin.
Onlar ki alınlarında "Bizler ileri atıldık, kaçmadık!" yazan Şehitler...
Onlar ki şehadetin tatlı şerbetini kana kana içmiş Direnişçiler...
Ya bizler? Bizim alnımızda ne yazacak?
Bizler kavuşabilecek miyiz Rabbimize?
Elif Dua ATAK