Bismillahirrahmanirrahim...
“Sahabenin önde gelenlerinden Ebû Zer el-Gıfârî (Radiyallahu Anh) ile Bilâl-i Habeşî (Radiyallahu Anh) bir mesele yüzünden tartışmaya başladılar. Tartışmanın harareti yükseldiği sırada Ebû Zer Bilâl’e:
“Siyah kadının oğlu! Sen de mi bana karşı çıkıyorsun?” dedi.
Bilâl-i Habeşî bu söze çok kırıldı, rengi attı ve “Vallahi bu durumu Allah Resulü’ne (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bildireceğim” diyerek oradan ayrıldı.
Durum Efendimiz’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iletildiğinde, Hazreti Peygamber Ebû Zer’i yanına çağırdı. Ebû Zer’in yüzüne bakarak oldukça net ve sarsıcı şu uyarıyı yaptı:
“Ey Ebû Zer! Onu annesinin renginden dolayı mı ayıplıyorsun? Demek ki sende hâlâ cahiliye kalıntıları var!”
Ebû Zer bu sözü duyduğu an adeta başından aşağı kaynar sular döküldü. Yaptığı hatanın büyüklüğünü ve karşısındakinin kalbinde açtığı derin yarayı fark etti. Pişmanlık içinde gözyaşlarına boğuldu ve “Benim için Allah’tan bağışlanma dile ya Resûlullah” dedi.
Ancak Ebû Zer orada durmadı. Sadece sözlü bir özürle yetinmek istemedi; özrünü derin bir eyleme ve samimi bir onarıma dönüştürdü. Doğrudan Bilâl’in yanına gitti, yanağını toprağa koydu ve Bilâl’e şöyle dedi:
“Ey Bilâl! Mübarek ayağınla bu yanağıma basmadıkça başımı topraktan kaldırmayacağım. Çünkü sen şereflisin, ben ise aşağıdayım!”
Bilâl-i Habeşî, bu muazzam alçakgönüllülük ve samimiyet karşısında gözyaşlarını tutamadı. Eğildi, Ebû Zer’i kucaklayarak kaldırdı, yanağından öptü ve “Bu yüz toprağa değil, öpülmeye layıktır” diyerek onu tamamen affetti.” (Müslim, Eyman 38; Buharı İman 22)
Sahabe efendilerimizin başından geçen bu olaydan sosyal ilişkilerimize dair pek çok mesaj öğreniyoruz. Öncelikle ilişkilerimizdeki önemli hususlardan biri “davranışlarımızın sorumluluğunu almak”tır. Gerçekleştirdiğimiz davranışlarda “ama bu yüzden, şu teşvik etti, bu azmettirdi” ve benzeri sorumluluğu almayı reddedici tutumlar ilişkilerimizin yıpranmasına ve bizim de yalnız kalmamıza sebep olmaktadır. Ayrıca bu durum kişisel gelişim açısından da güçlü bir kişilik ve karaktere sahip olmamanın bir göstergesidir.
Bir diğer mesele ise yaşam boyunca edindiğimiz önyargılardan, kalıp düşüncelerden sıyrılmanın, psikolojik esneklik ve sağlıklı ilişkiler geliştirebilmek adına önemli oluşudur.
Sağlıklı ilişkiler geliştirme noktasında öfke kontrolü de çok önemlidir. Bu kıssada Ebu Zer’in (Radiyallahu Anh) öfkesini kontrol edemeyerek ağzından istemediği bir cümle çıkmasını okumaktayız. Sonrasında Ebu Zer Efendimiz bu davranışın sorumluluğunu alarak, kimseye suçu atmaya çalışmadan telafi etmeye yönelmiş, kendini Bilali Habeşi Efendimize affettirmek için çaba sarf etmiştir.
Sağlıklı ve güçlü ilişkiler geliştirebilmek için kin tutmamak ve affetmenin ne kadar önemli olduğunu da yine bu kıssada görmekteyiz. Zira Bilali Habeşi (Radiyallahu Anh) hemen af yoluna yönelmiş, ters bir tutum takınmamıştır. Kişinin kindar olması ve kendine yapılan davranışları hiçbir surette affetmeyişi ilişkilerine zarar vermenin yanında en çok kişinin bizzat kendi psikolojisine zarar vermektedir.
Rabbimiz bizleri ders ve ibret alıp hayatına tatbik edenlerden eylesin. Velhamdulillahi Rabbi’l-alemin.
Psk. Dan. Sümeyye Özbay