Asıl adı Malcolm Little olan Malcolm X, 1925 yılında Earl Little isimli bir rahibin oğlu olarak dünyaya geldi. Amerika'da siyahilere karşı ırkçı saldırıların zirvede olduğu bir dönemde dünyaya gelen Malcolm X, daha 5 yaşındayken ırkçı saldırılar sonucu evleri yakıldı, babası katledildi. Yaşanan olayların ardından annesi de akıl hastanesine yatırıldı. Malcolm ise yetimhaneye verildi. Burada eğitim hayatına başlayan Malcolm X, 15 yaşında öğrenim hayatını yarıda bırakarak New York'un Harlem şehrine gitti. Harlem'de hırsızlık ve uyuşturucu satıcılığı işlerine karışan Malcolm X, 1946 yılında hırsızlık suçundan yakalanarak cezaevine konuldu.
Demir parmaklıklar ardındayken yarım bıraktığı eğitimi sürdürme kararı alan ve günlerini hapishanedeki kütüphanede geçirmeye başlayan Malcolm X, o yılları, "Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gidebileceği en iyi yer, bana sorulursa, üniversiteden sonra, hapishanedir." ifadeleriyle özetledi.
Malcolm X, kendisini hapishanede ziyarete gelen kardeşlerinin de etkisiyle, siyahi milliyetçiliği savunan Elijah Muhammed önderliğindeki “Nation of Islam” (İslam Milleti) hareketinin görüşlerini benimsedi ve İslamiyet’i seçti.
1952'de özgürlüğüne kavuşan Malcolm, İslam Milleti hareketine katıldı ve köleliği simgelediği gerekçesiyle Little soyadını bırakarak, davasının isimsiz bir kahramanı olduğunu simgelemesi için "X" soyadını aldı.
Malcolm, karizmatik duruşu, açık sözlülüğü ve güçlü hitabeti sayesinde kısa sürede İslam Milleti hareketinin ve siyahilerin haklarının güçlü bir sesi oldu.
İslam Milleti adına televizyon ve radyo programlarına katılan, köşe yazıları yazan, büyük kitlelere hitap eden Malcolm sayesinde hareketin, 1952'de 500 olan üye sayısı 1963'te 30 bine ulaştı.
Ancak, Malcolm'un bu kadar göz önünde olması hem basının hem de ABD yönetiminin dikkatini çekti ve FBI, hareketin peşine düştü.
Zamanla fikirleri nedeniyle Elijah Muhammed tarafından dışlanmaya başlayan Malcom X, 1964 yılının mart ayında "İslam Milleti" örgütünden ayrılarak "Müslüman Cami" adıyla yeni bir hareket kurdu. Daha sonra Afrika ülkeleriyle de temasa geçerek Afro-Amerikan birliği adında dini olmayan bir örgüt kurdu.
Aynı yılın nisan ayında Hac ziyareti için Arabistan'a giden Malcolm X, burada siyah, beyaz her renkten insanın bir arada Allah'a kulluk ettiğini ve İslam'da asıl üstünlüğün takvada olduğunu öğrenince eski fikirlerini bir tarafa bıraktı.
“Burada her renkten ve dünyanın her yerinden Müslümanlar var. Mekke'de geçirdiğim günlerde Hac ritüellerini anlamaya çalışırken krallarla vb. diğer yöneticilerle aynı tabaktan yedim, aynı bardaktan içtim ve aynı kilimin üzerinde uyudum. Ten rengi beyazlardan beyaz olan, gözleri en mavilerden mavi olan, saçları en sarışınlardan sarışın olan kardeşlerimle… Onların mavi gözlerinin içine bakabildim ve beni aynı gördüklerini gördüm. Çünkü onların “tek bir Tanrı'ya” olan inancı zihinlerinden “beyazı” silmişti ve bu otomatikman onların farklı renkteki insanlara olan tutum ve tavırlarını değiştiriyordu. Onların Tevhide (Birliğe) olan inancı onları Amerikalı beyazlardan farklı kılıyordu ki onların rengi kendileriyle olan diyaloğumda bir role sahip değildi. Tevhide duyduğu samimi inanç ve tüm insanları eşit kabul edişi onların beyaz olmayanları da İslam kardeşliği altında eşit görmesini sağlıyor.”
Hac dönüşü yeni bir hayatla beraber adını da el-Hac Malik el-Şahbaz olarak değiştiren Malcolm X, ABD'de Müslüman Camisi ve Afro-Amerikan Birliği örgütü tarafından düzenlenen toplantılara katılıp İslam'ı anlatarak ırkçılığın karşısında olduğunu vurguladı.
Artık her yerde İslam’ı anlatırken her türlü ırkçılığın karşısında olduğunu da vurguluyordu. Yaptığı çalışmalar dinsiz kesimi de rahatsız ediyordu. Malcolm X’e gelen tehditlerin şekli de sayısı da artmıştı. Aldığı tehditleri kamuoyu ile paylaşmıştı. “Ölümden konuşmak insanlara dokunur ama benim aldırdığım yok. Hayatımda kafama iyice girmişti, yatağımda öleceğime ihtimal vermiyordum. Babam ve dört amcam beyazlar tarafından öldürüldü. Nelere inanacağımı kesinlikle seçmişsem, inandığım şeylere de kendimi yüzde yüz adayacağımı da göz önünde bulundurursanız, buna bir de mizacımı ekleyip, topladığınızda karşınıza çıkan sonucun öldürülmek olduğunu göreceksiniz. Artık her sabah gözümü açtığımda bir başkasından bir gün daha ödünç aldığımı düşünüyorum.” demişti.
Malcolm X bütün bu olup bitenlere rağmen çalışmalarına ara vermeden devam ediyordu. Hiçbir programını iptal etmemiş, duyurusunu yaptıkları konferans için hazırlıklar yapmıştı. Evi yakıldığı için otelde kalıyordu. Bu sebeple, çocuklarını ve eşini görebilmek için konferansa gelmeleri yönünde haber göndermişti. Aldığı tehditlerden dolayı arkadaşlarının ısrarına rağmen programını iptal etmemişti. Salonda hazırlıklar sürerken erkenden birkaç siyahi genç gelip ön sıralarda oturmuşlardı. Siyahi gençler arasında Malcolm X’in fanatikleri oldukça fazlaydı. Bunlar her konferansa erkenden gelir ve salonun ön sıralarına otururlardı. Malcolm X, Elijah Muhammed’in yaptığı gibi salon girişlerinde güvenlik araması yaptırmıyordu. Bu gençler de onlardan sanıldığı için görevliler şüphelenmemişti. İkiz kızlarına hamile hanımı Bety ve en büyüğü altı yaşında dört kızı salonun ön sırasında yerlerini almışlardı.
21 Şubat 1965 tarihiydi, evinin yakılmasının üzerinden henüz altı gün geçmişti. Konferans tarihi gelip çatmıştı. Salona geldikten sonra bile aldığı tehditlerden dolayı yakın arkadaşları kürsüye çıkmaması için ısrar etmişlerdi. Ancak Malcolm X bu teklifi kabul etmemişti. Salon tamamen dolmuş, boş yer kalmamıştı. Açılış konuşmasından sonra nihayet Malcom X kürsüde görünmüştü. Kısa bir beklemeden sonra mikrofonu alan Malcolm X, her zamanki gibi “Selamun Aleykum” diye söze başlamıştı. Henüz başka bir şey konuşmamıştı ki, salonun ön sıralarında, izleyiciler arasında tartışma çıkmıştı. Macolm X gençleri ve salonu sakinleştirmeye çalışmıştı. Fakat kargaşanın büyümesiyle, silahlar patlamıştı. Herkes bir tarafa kaçışırken hedefte Malcolm X’in olduğunu fark edememişlerdi. Oysa saldırganlar kürsünün önüne kadar gelmiş ve ateş etmişlerdi. En önde oturan eşi Betty çığlık atarak üzerine doğru koşmuştu. Silahlar susmuş, dinleyiciler ve arkadaşları o kargaşa da saldırganları yakalamaya çalışmışlardı. Silahlardan çıkan kurşunların on üçü göğsüne olmak üzere, on altı kurşun Malcolm X’in vücuduna isabet etmişti.
Malcolm X, henüz kırk yaşını doldurmamışken karısı ve çocuklarının gözü önünde şehit edildi. Onun cesedinden bile korkan katiller cansız bedenini onlarca kurşun sıkarak ölümünü garantiye aldılar. Katillerin bilmedikleri bir şey vardı. “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Hayır onlar diridirler. Ancak siz bunu anlayamazsınız.” (Bakara Suresi, 154. Ayet)
O bir çığır açmıştı, İslam'ın siyah incisi olarak tarihe adını altın harflerle yazdı. şimdi binlercesi var onu örnek almış, sözleriyle harekete geçmiş binlercesi..
“Ölümden konuşmak insanlara dokunur ama benim aldırdığım yok” diyecek kadar adanmışlık ruhuna sahip bir liderin, şehadetinin sene-i devriyesinde, bizden biri olan El Hacc Malik El Şahbaz’ı veya meşhur adıyla Malcom X’e rahmet olsun.
Mümine Balca Koca