Ömür; kimi zaman coşkun kimi zaman durgun fakat daima akıp duran bir nehir gibidir. Zaman ise adeta büyülü bir çark gibi dönmekte, dişleri arasında her şeyi öğütmektedir. Kimi zaman keskin bir kılıç gibi maziyi ve şimdiki zamanı birbirinden acımasızca ayırır. Günümüzde teknolojinin etkisiyle zaman algısı olağanüstü bir hızla değişmektedir. Değişimin, dönüşümün ve yeninin hızla eskidiği garip bir çağdayız. Hazcı hedonist ve narsist duyguların öne çıktığı bu modern çağda bir Müslüman fert, bu baş döndürücü hız karşısında kendisini nerede konumlandırmalıdır?
Teknolojik aletlerin sıfır yaşa kadar indiği; bilgisayarların yapay zekanın ve robotların hayatımıza hızla dahil olduğu bu zaman diliminde fikirlerimiz, duygularımız, düşüncelerimiz, hassasiyetlerimiz -kısaca maddi ve manevi varlığımız- farkına varmadan sürekli uyarılmakta, dağılmakta ve tükenmektedir. İnsanoğlu hiçbir çağda kâinatta var olan kanunlara vakıf olmamış; hiçbir dönemde varlığa bu ölçüde müdahale etmemiştir. Sömürü ve israfın bir yaşam felsefesine dönüştüğü bu çağda insan kendisini kâinata hükmeden bir tanrı (hâşa) konumuna yerleştirmektedir. Eşya üzerinde kurulan tahakküm bu sûni güç yanılsamasını derinleştirirken insanın aslında eşyaya ve modaya köle olduğunu fark etmesini de engellemektedir.
Elektriğin bulunmasıyla hızlanan zaman, teknolojinin ilerlemesine birlikte artık saniyeler ve saliseler içinde değişmektedir. Bu açıdan bakıldığında çok büyük bir imtihanla karşı karşıya olduğumuz açıktır. Bir Müslüman fert bu baş döndürücü değişim ve dönüşüm karşısında asli görevlerine nasıl adapte olabilir? Teknoloji hayatın gerisine atılıp yaşanılabilir mi? Ya da teknoloji en yararlı şekilde nasıl kullanılabilir? Bu inanılmaz metâlaşma ve mekanikleşmeye karşı itidalli ve istendik bir duruş sergilenebilir mi? Kendimizi bu çağın yaşam şartlarında nerede konumlandırmalı? Hem has bir Müslüman hem asrın değişim ve yeniliklerinden haberdar olan ve onlardan faydalanabilen bir Müslüman olmak mümkün mü? Allah bizim nerede olmamızı emrediyor? Seküler ideolojinin ürettiği insan tiplemesine ne kadar adapte olduk? Toplumun dayattığı algılar Müslümanlık anlayışımızla ne kadar örtüşüyor? Bu sorular çoğaltılabilir. Ve son karede vereceğimiz akli, vicdani ve imani cevaplarla inancımızı değer ve düşüncelerimizi yeniden inşa edebilirsek bu çarkın içerisinde öğütülmüş yok olmaktan kurtulabilir, hayatımızda yepyeni başlangıçlar yapabiliriz. İşte o zaman hayatın nesnesi değil öznesi olabiliriz.
Bir yılı daha geride bıraktığımız şu zaman diliminde geriye dönüp baktığımızda birçok fırsat ve imkânları elimizden kaçırdığımızı çok az hedefimizi de gerçekleştirdiğimizi görüyoruz. Çoğu zaman bir şeyleri değiştirmeye niyetlendik, karar verdik, kendimize sözler verdik fakat bir şekilde çoğunu da yerine getiremedik. Evet zaman hızlı geçiyor ve ömür kısa, uyaran çok, dikkatler her an dağılabiliyor. Ancak güçlü bir niyet ve Allah’tan yardım dileyerek yeni başlangıçlar yapanlara Allah yardım edecektir. Öncelikle kendimizi iyi tanıyarak işe başlamalı, yeteneklerimizi, ilgilerimizi, güçlü ve zayıf yönlerimizi iyi analiz etmeliyiz. Programlı bir hayat ile yapacağımız işleri küçük-büyük, yakın-uzak, kolay-zor hedefler şeklinde belirleyerek her bir işe ayıracağımız zamanı iyi hesap etmeliyiz. Bununla beraber içsel muhasebemizi yapmalı, niyetlerimizi her an sorgulamalıyız. Hiçbir zaman kendimizi ihmal etmemeliyiz. İmkân ve zamanımızın kısıtlı olduğunun bilincinde olarak her şeye yetişemeyeceğimizi bilmeli, enerjimizi nereye sarf edeceğimizi iyi hesaplamalıyız. Allah, eşyayı ve insanı belli gayelerle yaratmıştır ve ona göre donatmıştır. Sahip olduğumuz istidatları iyi bilmeli ve bunu kulluk bilinciyle kullanmalıyız. Enerjimizi ve zamanımızı düzenli kullandığımız vakit hayatımız dengeli ve istikrarlı olacaktır. Aksi halde değişken, kararsız, karışık ve faydasız işlerle ömür tüketeceğiz.
Bu çağın Müslümanı yeniliklerle donanmış, yeteneklerinin farkında, araçları amaçlaştırmadan kullanan ve popüler kültürün dayatmalarına karşı yüzlerce asırlık köklü inanç ve değerleriyle barışık, Allah’a kul ve ümmete faydalı bir fert olmayı amaçlamalıdır.