Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de; “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız!” (Bakara Suresi, 183. Ayet) buyurarak oruç ibadetinin biz Müslümanlar için fıkhi bir zorunluluk aynı zamanda günahlardan sakınmanın vesilesi olduğunu haber verir. Madem ki Rabbimiz hem sakınmamızı hem de ona ibadet etmemizi istiyor öyleyle sorumluluğumuz altında bulunan çocuklarımıza da bu bağlamda bir eğitim vermemiz gerekir.
Çocuklara verilen eğitimlerin çeşitli şekilleri vardır. Bazı bilgi ve beceriler çocuklara anlatılarak öğretilir, öğüt verilerek davranış kazandırılmak istenir. Çocuklar Ramazan ayını daha doğrusu orucu bire bir yaşayarak öğrenir. Yaşına göre ya tam ya da kısa süreli aç kalmaya çalışır, iftar, sahur, teravih, mukabele gibi ibadetleri anne ve babasını taklit ederek öğrenmeye çalışır.
Normalde çocuk eğitiminde kurallar koyarak sınırlar çizmeye çalışırız ancak Ramazan, sadece kurallarla anlatılacak bir ay değildir. Ramazan’da ibadetler yaşatılarak öğretilir. Evdeki yetişkinler olarak bizler örnek teşkil ederek, evi Ramazan öncesi manevi atmosfere çekersek, çocuk İslami değerleri bizden görerek öğrenecektir.
“Ağaç yaş iken eğilir” atasözünde olduğu gibi, İslami eğitimin en sağlam temelleri çocukluk döneminde atılır. Bu durumu bir binanın yapımına benzetecek olursak, önce binanın temelleri atılır. Binanın temelinin de en sağlamından, en dirençli olan malzemelerle yapılmalıdır. Çünkü ileride örülecek duvarlar, o temelin üzerine bina edilecek, yükü çok fazla olacaktır. İlk yaşlardan itibaren verilecek İslami bir eğitim, çocukta direnç gücüne, dirayetine, sabrına büyük katkılar sağlayacaktır.
Ramazan gelmeden önce ailece yapılacak hazırlıklar çocuğun ruhunda derin izler bırakır. El işi kağıtlarıyla duvar süsleme, sadaka kutusu oluşturma veya bir “Ramazan köşesi” hazırlama gibi aktiviteler, çocuğun bu ayı heyecanla beklemesini sağlar. Böylece çocukta bir vakti yani Ramazan’ı beklemek, Ramazan’a kavuşmak heyecanı oluşur. Bu yönüyle düşündüğümüzde aslında Ramazan ayı, çocuğun sabrı öğrendiği bir aydır. İnsanoğlu arzuladığı bir şeye hemen kavuşmak ister, hırs yapar; bu hırs zaman zaman onu yanlış yönlere sevk eder. Ama ilk yaşlardan itibaren beklemeyi öğrenen, “her şeyin bir vakti, bir zamanı vardır” şiarını içselleştiren çocukta “sabır” erdemi kuvvetlenecektir.
11 ay boyunca belki düzenli olarak aynı anda sofraya oturmaya fırsat bulamayan aileler, Ramazan’da aynı sofrada buluşurlar. Hatta sahur ve iftar olmak üzere günde iki defa, çocuklar anne ve babaları ile belki iftara davet edilen komşu, akraba ve dostlarla daha da kalabalıklaşır sofralar. Paylaşmayı, ağırlamayı, saygıyı, ikramı ve daha nice güzel hasletleri bu sofrada kazanır çocuklar. Sahur vakitlerinin bir başka güzelliği ve heyecanı var. Ömrü boyunca unutamayacağı anılar biriktirir çocuklar sahur vakitlerinde.
Normalde ezan sesine pürdikkat kesilmeyen çocuk, bu ayda ezanı takip etmeyi ve bekleyerek sabretmeyi öğrenir. Sınırlandırılmış, dizginlenmiş arzu ve isteklerin belli bir müddet sonra sınırlar kalktığında yerine getirilmesi ile nefsi terbiyenin ilk idmanları yapılmış olacaktır.
Ailece gidilen teravihlerin tadı bambaşkadır. İlk günlerden itibaren başlayan “Camide teravih kılmak” arzusu ve heyecanı son günlere kadar diri tutulmalıdır. Elbette ki çocuklarda bu sürekliliği istikrarlı devam ettirmek kolay değildir ancak aralıklarla da olsa onları da teravih vakitlerinde camiye götürmemiz gerekir.
Gece uykusundan uyanmayan çocuk, Ramazan davulcusunu duymak ve görmek için can atar; o seslerle manevi bir iklime bürünür. İlk çocukluk dönemlerindeki çocuklar ilk etaplarda mantığa uydurmak için bu konuda sorular sorabilir. Sahur yemeğinin, gece uyanışının, davulcunun Ramazan ayının manevi atmosferinin birer parçası olduğunu ileriki dönemlerde daha iyi kavrayacaktır.
4-5 yaşından başlamak üzere çocuklar çevrelerinden etkilenerek oruç tutmak isteyecektir. Bu istek “Ben artık büyüdüm” ispatının bir yoludur aynı zamanda. Bu yaştaki çocuklara güzel bir gelenek olan “Tekne Orucu’, “Yarım Gün Oruç” gibi yollarla bu heyecan tattırılmalıdır. İlk orucunu tutan çocuk, küçük hediyelerle ödüllendirilmeli ve kalbi kazanılmalıdır.
Geçmişte sahabeler, çocuklarını oruca alıştırmak için onlara el örgüsü oyuncaklar yapar, çocuk acıktığında dikkatini bu oyuncaklarla dağıtırlardı. Bugün bizler de çocuklarımızın dikkatini Gazze gibi coğrafyalarda haftalarca aç kalan kardeşlerine çekerek empati kurmalarını sağlayabiliriz. Biz 16-17 saat sabrederken, orada gerçek açlığı yaşayanları düşünmek çocuğun otokontrol sistemini geliştirir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurmuştur ki, “Oruçlunun iki sevinci vardır; biri iftar ettiğinde, diğeri Rabbine kavuştuğundadır.” (Buhari, Savm, 9) Bizler bu sevinci evde ne kadar coşkulu yaşarsak, çocuğun manevi temeli o kadar sağlam olur.
Peygamberimizin “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz” (Buhari, Cuma, 11) hadisi uyarınca, ebeveynlerin hal ve hareketleri çok kritiktir. Oruç sadece mideyi değil; dili, gözü ve tüm azaları haramdan korumaktır. Eğer bir anne veya baba oruç tutarken sinirli olur, kırıp dökerse, oruç ibadetine zarar verecek davranışlarda bulunursa o oruçtan geriye sadece açlık ve susuzluk kalır. Çocuğun zihninde kötü anılar bırakmamak için bu ayı “El-Vedud (çok seven, çok sevilen)” ve “El-Halim (cezalandırmada acele etmeyen)” isimlerinin tecellisiyle, sevgi ve merhameti ön planda tutmalı, gazap ve öfkeyi kenara itmeliyiz.
Ramazan’ın sonu, tutulan oruçların ve gösterilen sabrın hediyesi olan Bayram’dır. Bayram hazırlıkları, arife gecesi başucuna konulan yeni kıyafetler ve yapılan ziyaretler, çocuğun özgüvenini ve sosyalleşmesini destekler. Ramazan vesilesiyle akrabalık bağlarımızı bir kez daha güçlü şekilde hatırlamış oluruz. El öpüp büyüklerle hemhal olan çocuk, saygıyı öğrenir, sevildiğini hisseder. Bu gelenekler sadece birer kutlama değil; ileride kendi çocuklarına ve torunlarına aktaracağı köklü birer manevi hatıradır. Ramazan, 11 ayın sultanı olarak ruhumuzu arındıran, aile bağlarımızı güçlendiren en büyük fırsattır.
Rabbim, Ramazan ayını ve Ramazan Bayramını hakkıyla ihya edenlerden eylesin.