AileHacer Sara ArslanManşet

Aile Reisi Olarak Hz. Muhammed (AS)

“Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle” diye hayırla başlanan ailenin temellerinin sarsılmaya başladığını endişe ve üzüntüyle görmekteyiz. Belki de kız istemede söylenen bu sözü geleneksel bir şovun malzemesine dönüştürdüğümüz, asli manasını idrak edemediğimiz içindir ziyanımız.

Rabbimiz tüm yarattıklarına müdahale ederken elbette toplumun en önemli yapı taşı olan aileye de bir çeki düzen verdi. Evliliğe teşvikle başlayan öğretilerini, bir de yaşayan bir numune ile destekledi. Hayatın her alanında bir insanın insanca, mümince nasıl var olabileceğini; hedef ve gayesini hatırlatan merhamet ve dürüstlüğün en seçkin numunesiydi o.

Yüzümüzü, gönlümüzü, yönümüzü kendisinden ayırdığımız Sevgili Peygamberimiz (SAV)’in müthiş aile yaşantısı, insani bir takım sıkıntılarla nasıl baş ettiği, ailesine nasıl içtenlikle yaklaştığı, onları dünyevileşme tehlikesine karşı nasıl nazikçe koruduğu ve daha bir sürü hayati davranışlarını yavaş yavaş gündemimizden çıkardık. Gözün görmediğini, kulağın işitmediğini, gönül de kabul etmiyor. Böylece bulanık, kof, yüzeysel ve tatsız aile yaşantısı alıp başını gidiyor…

Gidiyor dediysek, öyle uzun uzadıya gitmiyor. Bazen -aynı yastığa baş koyduğun o kadın/adam değilmiş gibi- çirkinleşerek yaşanıyor ayrılıklar… Birinin gözü diğerinin servetinde, diğeri hırstan gözü dönmüş, öteki iftiralarla aklanma telaşında… Ve arada ezilen, duyguları hiçe sayılan çocuklar… Ve paramparça olmuş bir aile… Toplumdan bir taş daha, denizlere atılırken, temelden fokurtular gelmeye devam ediyor…

Hani dedik ya Rabbimiz tüm mahlûkata müdahale ederken haşa aileyi bir kenara atmadı. Ve onlara, diğer tüm alanlarda olduğu gibi, bu alanda da örneklik oluşturacak bir model sundu. Bu isim tabiî ki Allah’ın Rasulüydü…

Dinin, ahlakın, kültürün, huzurun ve güvenin tesis edileceği nihai ortam olan ailenin önemine vurgu yapan pek çok nasihati ve yaşantısı mevcuttur.

“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlakı en iyi olandır. En hayırlınız ise, kadınlarına karşı ahlaken en iyi olanınızdır.” Hadis-i şerifiyle en önemli kuralı zikrediyor; ahlak. Evet, güzel ahlak aile hayatının kaliteli, huzurlu ve güvenli olmasının birinci yoludur diyebiliriz. Merhamet duygusu kalpten çıkıp giderse; fertler birbirlerine karşı üstlendikleri eş/anne/baba vazifesini unuturlar ve bu, kargaşaya sebep olur. Sevgi azalırsa diğer bütün duygular azalmaya gider… Saygı biterse başıboşluk hâkim olur ve yıkılmaya ramak kalır…

Bir kadın için eve erzak alan eşine “Allah razı olsun, bizler için çalışıyor, yoruluyorsun. Evden bir şey eksik etmemeye çalışıyorsun. Allah seni başımızdan eksik etmesin.” demek çok zor olmamalı… Oysa eşlerimizin bu sözleri duymaya hakkı ve ihtiyacı vardır. Ve ne kadar mutlu olduklarını, tüm yorgunluklarını unuttuklarını deneyerek anlayabilirsiniz sevgili hanımlar…

Erkeklerin de eve geldikleri vakit bütün gün ev, çocuk, mutfak işlerinden bitap düştüğünü gördüklerinde “Bütün gün evde ne yapıyorsun?” demek yerine “Allah senden razı olsun hanım, çocuklarımıza çok güzel bakıyorsun, sorumluluklarını ihmal etmiyorsun, belki çok yoruluyorsun ama bolca sevap kazanıyorsun…” dese ne olur ki? Hafta sonları bazen beraberce koltukları çekip altını temizleme, perde asma, balkon yıkama gibi işlerde hanımına yardım etse ne olur ki? O kadının bir daha oflayacağını sanmıyorum…

Erkekler kaba-saba olmaktan kurtulup Efendimizin de tavsiye buyurduğu gibi hanımına daha nazik davransa, hanımlar da şikâyetleri azaltıp, eşine daha sevecen davransa; o evlilik bambaşka bir hale bürünecektir…

Peygamberimizin eşiyle yarış yaptığını, eğlendiğini, şakalaştığını…

Onlara faziletlerini bir bir söylemesi…

Sevgisini dile vurması…

Onlara yük olmak istememesi ve kendi işini kendisi görmesi…

Nasihat ve vaazlarını ihmal etmemesi…

Onlardan şiir talebinde bulunması…

Onlara hikâyeler anlatıp soru sorması, yani sohbet etmesi…

Birkaç anlaşmazlıkta sabırla ve dini hakikatleri telkin ederek orta yol bulması…

İstişare etmesi…

Çocuklarına karşı olan şefkati ve eğitimi…

Terbiye ve öğretme metotlarının orijinalliği…

Daha pek çok şey sayabilir, sayısız dersler çıkarabiliriz… Çok uzağa değil, ana haber bültenlerine baksak yukarıda saydığımız maddelerin, toplumumuzda çok az mekân bulduğunu acıyla anlarız… Hâlbuki bu tavırlar aile kurumunu kurtaracak, “insana” şiddeti sona erdirecek, erdemli nesiller yetişecek ortamı sağlayacak tavırlardır…

Peygambere benzemekten korkmayalım! “Haşa!” dediğinizi duyar gibiyim. Öyle değil mi? Erkekler şu tavırları sergilemekten korkmuyor mu? Hanımına “seni seviyorum” dese, bir işin ucundan tutsa otoritesini kaybetmekten korkuyor… Kadın eşine nazik davransa, onu övgülere ve sevgi sözcüklerine boğsa “aman şımarmasın!” diyor ve yüz vermekten korkuyor.

Efendimiz (SAV)’in rol modelliği tartışma konusu bile değilken, neyden korkuyoruz Allah aşkına?

Haydi! Öncelikle kendimiz için, aile huzurumuz için, artık yolumuza yoldaş, derdimize arkadaş, kalbimize yar olan eşimiz için, çocuklarımızın dünyası ve ahreti için, toplumun selameti için korkmayalım!

Arada anlaşmazlıklar olur elbet ama bunu sürdürmeyelim ve sevgimizin aşamayacağı hiçbir konu kalmayacak şekilde birbirimizi anlayalım ve konuşarak çözelim…

Yol belli, yaren belli, ışığımız belli…

Haydi, huzurla yürüyelim!

Hacer Sara Arslan | Nisanur Dergisi | Mayıs 2022 | 126. Sayı

Yorum yap