Sultan DemirYazarlar

Camiler çocuklarla çiçek açsın!

Namaz günahlara karşı bir kalkandır. Bu yüzden çocuklara namazı ve camiyi sevdirmek, başta anne-babalar olmak üzere tüm toplumun sorumluluğudur. Bu sevgiyi çocuğa, küçük yaşta vermeyen anne-babanın sorumluluğu büyüktür. Çocuğa verilmeyen eğitimden dolayı yapacağı yanlışlara onlar da ortak olur. Aynı şekilde verdiği eğitim sayesinde yaptığı doğru davranışlardan dolayı sevap kazanır.

Özellikle yaz tatillerinde, çocuklarımızın sokaklarda olmadık arkadaşlar edinmelerini ve kötü alışkanlıklar kazanmalarını istemiyorsak, onları camiye alıştırıp, yaz Kur’an kurslarına göndermeliyiz. Çocuklarımızı sık sık camiye götürürsek, hem kötü alışkanlıklardan hem de kötü arkadaşlardan bir nebze olsun korumuş oluruz. Camiye sık giden çocuklar, cemaatle namaz kılarak maneviyatlarına takviye yaparlar. Cemaatin ruhu onlara tesir eder ve manevi duyguları güçlenir.

Çocuklar öncelikle evde namaza alıştırılmalıdır. Namaz kılmayı öğrendikten sonra ilk fırsatta onları camiye alıştırmalıyız.

Erkek çocuğun ilk defa babasıyla gitmesi daha uygundur. Çünkü erkek çocuklar için baba rol modeldir ve onu taklit etmeyi, ona benzemeyi severler.

Yedi yaş öncesi çocuklar için camiyle ilgili boyama kitapları alınabilir. Bu şekilde bilinçaltlarına cami ve namaz kavramı yerleştirilebilir.

Çocuklar ilk zamanlarda sık sık camiye götürülüp bıktırılmamalıdır. Azdan başlayarak git gide çoğaltılmalıdır. Camiyi seven çocuk zamanla kendi gitmek isteyecektir. Çocuğu camiye götürmeden önce imam, cami cemaatinden bazılarıyla anlaşarak sevgi göstermelerini istemelidir. Sevildiğini gören çocuk camiye gitmeyi daha çok isteyecektir.

Çocuk camiye geldiği için takdir edilmeli, cami dönüşünde sevdiği bir oyuncak verilmeli ya da istediği bir yere götürülerek ödüllendirmeli ki; camiye gitme şevki artsın.

Çocuğun camiye gidip gelmesi ev halkı, anne, baba, abi, abla vs. tarafından evde gündem yapılıp takdir edilmelidir.

Çocuğa arkadaş çevresi hazırlanıp arkadaşlarıyla camiye gitmesi teşvik edilmelidir. Çünkü çocuklar arkadaşlarıyla yaptıkları aktivitelerden daha çok haz alırlar.

“Ey Âdemoğulları! Mescide gidişinizde güzel elbisenizi giyin.” (A’raf / 31)

Çocuğu camiye götürürken temiz ve güzel elbiseler giydirilip caminin önemi vurgulanmalıdır.

İlk başlarda çocukları namaz vaktinden önce camiye götürüp cami cemaatiyle hasbihal edip sıcak bir ortam hazırlanmalıdır ki; samimi ortamı gören çocuk camiye daha çok gitmek isteyecektir.

Çocuk camiye gitmek istemeyince sebepleri araştırılmalı ve olumsuz sebepler ortadan kaldırılmalıdır.

Cami alışkanlığı kazandırmanın başka bir önemi de; çocukların edep eğitiminde cami adabının önemli yeri vardır. Camiler Allah-u Zul’celâl’in evi olduğu vurgusu yapılmalı, çocuğa mescide gittiği zaman Allah’ın misafiri olduğu bilinci verilmelidir. Çocuklarımız mescid eğitimini öğrenirken Allah’a karşı edebe dair de çok şey öğrenmiş olacaklardır.

Cami alışkanlığını kazandırdıktan sonra cami adabını çocuklara kazandırmak için:

  • Camiye abdestli gitmeleri gerektiğini öğretmek
  • Temiz ve düzgün elbiseyle gitmesini öğretmek
  • Camiye girerken sağ ayağıyla girmesi gerektiğini öğretmek
  • Camiye girerken cemaate selam vermesini öğretmek
  • Camiye girerken sakin ve vakarlı bir şekilde girmesini öğretmek
  • Yüksek sesle konuşmaması gerektiğini öğretmek
  • Cami içinde koşuşturmaması gerektiğini öğretmek
  • Büyüklerin önüne geçmeden arka sıralarda saf tutmasının daha uygun olacağını öğretmek gerekir.

Çocukların cami alışkanlığı kazanmaları için küçük yaştan itibaren ellerinden tutarak götürmek, onların cami cemaatine alışmasını kolaylaştıracaktır. Bu hususta örnek alacağımız kişi yine Peygamber Efendimiz (SAV)’dir. Her konuda olduğu gibi çocukları camiye alıştırma konusunda da Peygamber Efendimiz (SAV), söz ve davranışlarıyla bize en güzel şekilde örnek olmuştur.

Peygamber Efendimiz (SAV), çocukları sık sık camiye götürürdü. Orada gördüğü başka çocuklarla da ilgilenirdi. Küçük torunu Umame’yi omzuna alır, camiye gelirdi. Camideki cemaate namaz kıldırır, Umame orada beklerdi. (Buharî, Salât, 156)

Abdullah bin Şeddâd, babasından şöyle naklediyor:

Resulullah bir akşam (veya yatsı) namazında yanımıza gelmişti. Torunlarından birini omzuna almıştı. Öne geçip çocuğu yere bıraktı. Sonra tekbir getirip namaza durdu. Namaz sırasında secdeyi çok uzattı. Başımı kaldırıp baktım. Bir de ne göreyim! Secdede olan Resulullah’ın sırtına çocuk binmiş duruyor. Ben hemen secdeme geri döndüm. Namaz bitince cemaatten:

“Ey Allah’ın Resulü! Namaz sırasında öyle uzun bir secde yaptınız ki, bir hadise meydana geldi veya sana vahiy indi zannettik!” diye soranlar oldu. Resûlullah şöyle cevap verdi:

“Hayır! Bunlardan hiçbiri olmadı. Lakin torunum sırtıma bindi. Ben de, acele edip hevesi geçmeden sırtımdan indirmeyi uygun bulmadım.” (Nesâî, İftitah, 83)

Peygamber Efendimiz (SAV) rukû sırasında bacaklarının arasından geçmek isteyen çocuk için ayaklarını aralamış, müdahale ederek gönlünü kırmamıştır. (Suyutî, Tarihu’l-hulefâ, s.18)

İlerde camilerimizin cemaatsiz kalmalarını istemiyorsak; Peygamberimizin (SAV) hayat nizamını kendimize şiar edinmemiz gerekir. Camileri seven bir nesil yetiştirme temennisiyle…

Sultan Demir | Nisanur Dergisi | 80. Sayı | Temmuz 2018

Yorum yap