Hacer Sara ArslanYazarlar

Allah bizimle beraberdir

“Her nerede olursanız olun O sizinle beraberdir…” (Hadid / 4)

Kulların mabudundan duyacağı en dehşetli, en muazzam, en teselli verici hitaplardan biri bu olsa gerek… Öyle ya insanı kâmil olmanın en önemli yolu, bu hissiyatı taşımaktır. Gerisi bundan sonra gelir. İhlâslı olmak da buna bağlıdır. Amelleri; içine riya katmadan, küçük-büyük şirk karıştırmadan, tertemiz bir şekilde Rabbe gönderen muhlislerden olmanın yolu… Her daim Allah ile birlikte olma duygusu insanı çepeçevre kuşattığında, nefsimize ‘dur’ demek kolaylaşacak ve ihlâsımıza ihlâs katacaktır…

Evet, zamandan ve mekândan münezzeh olan Rabbimiz; biz O’nun aciz ve çaresiz kulları iken bizimle beraberdir. Bunu kendisi ifade buyuruyor… Bunda şüphe yok… “Genel olarak ilim ve kudretiyle, özel olarak lütuf ve rahmetiyle bizimledir.” (Nesefi) İlim ve kudretiyle zalimi/zulmünü, üzerimizde oynanan oyunları,  plan/projeleri, ezilenleri, tarumar olmuş coğrafyaları, çocukların gözyaşlarını, mazlumlarım çığlıklarını görüyor/görmekte…18

O unutmaz, yalnız koymaz, terk etmez… Gireceğimiz mekân, değiştireceğimiz adres, bizi O’nun görmesinden kurtarmaz… O, her nerede olursak olalım bizimle beraberdir… Kalbine, vicdanına ve aklına bak, oradadır… Dualarına, hislerine, gidişatına bak, beraber oluşun sana güç veren yegâne sestir. “Bu tamamen gerçek bir sözdür. Ne kinayedir ne de mecaz… Eğer insanın kalbi, somut bir biçimde bu gerçeği kavrarsa son derece müthiş bir gerçek olduğunu anlar… Bu gerçek bir yandan ürpertici ve ürpertiyi gidericidir.” (Seyyid Kutup)

“Murakabe” adı verilen geniş ve mühim bir meseledir bu… Aslında biz bu meseleyi meşhur Cibril hadisinde de görüyoruz… Uzun bir hadis olduğu için konumuzla alakalı kısmını alalım… Cebrail Aleyhisselam Resulullah (SAV) ‘a “İhsan nedir?” diye sorduğunda Efendimiz: “İhsan, Allah’ı görüyormuş gibi yaşamandır. Zira sen O’nu görmüyorsan da O seni görür.” demiştir.

Bu güzel tarifi şerh eden âlimlerimiz, ihsan ve murakabenin iki derecesinin olduğunu söylemişler. Birincisi: Kulun Allah’ı görüyor gibi yaşaması. İkincisi: Kendisini Allah’ın gördüğü şuuruna sahip olması…

Bu şuura sahip olmak için olanca gayretimizi sarf etmek zorundayız. Çünkü imanımız bunu gerektiriyor. Kaygan bir zeminde yürümekteyiz ve düşmemek için bu ipe tutunmak zorundayız… Hem ruhun ihtiyacını karşılamış hem de doğru istikamette yürüyor olacağız böylece…

Sıradan işlerimizde dahi bir çift gözün bizi izlediği hissine kapılmak nasıl ki bizi farklı bir gayrete sevk ediyor -hem bu faninin ceza kesme gücü yok- böyle de âlemlerin ve bedenimizin/ruhumuzun sahibi olan Allah-u Teâlâ’nın her dem bizimle olduğunu hissederek yaşamak, bizleri istenilen kulluk kalitesine ulaştıracaktır…

Bununla birlikte, O’nu görüyormuş gibi davranmanın da bir samimiyeti olmalıdır… Dar günde, mutsuz olduğumuzu hissettiğimiz bir demde, hastalandığımız, acılar içinde kıvrandığımız saatlerde Rabbimiz nasıl hatırımıza geliyorsa; bollukta, ferahlıkta, piknikte, tatilde, çeşit çeşit yemeklerin olduğu bir sofrada, yeni bir araç ya da ev aldığımızda vs. bu anlarda Allah hatırımıza gelmiyorsa samimiyetimizi ciddi şekilde sorgulamalı…

Hani yıllarca evlat sahibi olmak için adaklar adayan, dualar edip dualar isteyen, amellerini ziyadeleştiren çiftlerin, evlat sahibi olduklarında da ve o emaneti büyüttükleri zaman da Allah’ı hatırlamaları ve anmaları ne güzeldir!

Özellikle murakabeyi günah işleyeceğimiz vakit yapmalı… Allah’ı sık sık hatırlayan ve Allah’ın da kendini gördüğü şuuruyla yaşayan Müslüman, günahlardan da sakınır ve kendine çeki düzen verir…

Değerli okuyucular!

Mübarek Ramazan ayını yarıladık… Bu ayın bize öğrettiği hususlardan ve kattığı güzelliklerden birisi de, murakabe yapmayı bir nevi hayat tarzı haline getirmektir. Ramazan boyunca Rabbimize olan yakınlığımız nedeniyle günahlardan uzak kalışımız, bizlere birçok şey anlatıyor aslında…

Rabbimize yakınlığımız oranında salih amellere, iyiliklere, güzelliklere kapı aralayabiliriz. Ve O’na uzak olduğumuz sürece de günahlar gözümüzde küçülüyor; haddimizi bilmez işler yapıveriyoruz… İnsan en çok Rabbinden hayâ ederse hayâlıdır ve hayatı Rabbin istediğine göre ayarlıdır…

Son olarak demem odur ki, her zaman bizimle olan Rabbimizi görüyormuşçasına kulluk görevlerimizi ifa edelim ve bu hâl Ramazan’dan sonraki diğer aylara da sirayet etsin…

“Bizim uğrumuzda cihad edenlere gelince, elbette biz onlara yollarımızı gösteririz. Şüphesiz k, Allah muhsinlerle beraberdir.” (Ankebut /69)

Hacer Sara Arslan | Nisanur Dergisi | 79. Sayı | Haziran 2018

Yorum yap