Asiye TürkanManşet

Ahsen’el-Takvim, Ahsen’el-Hadis, Ahsen’el-Kıssa

Hikmet dolu kitabın hayatı özetleyen en anlamlı hikâyesi Yusuf Suresi’dir. Başlangıcı ve sonuyla bir bütünlük arz eden, roman gibi okuyup bitirebileceğimiz yaşanmış hikâyedir. Çocukluğundan ölümüne kadar başrol olan Yusuf; masumiyeti, iffeti ve iktidar gücüyle, hayatının her alanıyla bizlere örnek gösterilir.

İnsani zaafları da göz önüne alınan kahraman Yusuf, kendisine saygısını diri tutmayı isteyen, doğru hareket ederek kendine değer vermek isteyenler için mükemmel bir örnektir. Zira asrımızın en büyük imtihanı, insanın kendisine saygısını yitirmesi; kendini değersiz görmesidir. Aksi taktirde ne mutlu olacak ne de mutlu edebilecektir.

Yaşanmış hayatın bize sunduğu en büyük öğreti, gençliğin verdiği güçle her şeyi yapabileceğini düşündüğü, şehevi isteklerinin doruğunda olduğu bir anda, kendine teklif edilen çirkin eyleme karşı içinden gelen sesi duymasıdır.

Yusuf Suresi’nin 24. ayetinde anlatılan bu hakikat, Yusuf’u arzulayan bir kadının olması ve neredeyse arzularına kurban olacakken; Rabbinden gelen burhanı yani ihanet ve nankörlüğün çirkin bir hareket olduğunu düşünmesidir. Yusuf (AS)’a bu düşünce dürüst, samimi ve tertemiz ahlakından dolayı verilmiştir. Zira hidayet yani güzellikler, bu vasfı taşıyanlar içindir. İlgili ayet ise vahyin ilk sayfalarında yerini bulmuştur.

“Üzerinde hiçbir şüphe olmayan bu kitap; muttakiler (yani korunup sakınanlar), arınmak isteyenler için bir yol göstericidir.” (Bakara /2)

Dört duvar arasında yalnız olduğunu düşünen, duygularına hâkim olamayıp böylesi hayâsızlıkla karşı karşıya olan ve Kur’an’da Hak Teâlâ’nın “o kadın” diye anlattığı bu hadise, asırlar geçse de ahsen’ül-kasas olarak her daim gündemde olmalıdır. Bize hayattaki öncelikli konumuzu söylemektedir.

Utanma duygusu, kişiyi kötülük yapmaktan uzak tutar. Bundan dolayıdır ki; Peygamber Efendimiz (SAV): “Hayâ etmedikten sonra istediğini yap!” (Kütüb-ü Sitte) buyurmuştur.

İnsanın fıtratına yerleştirilen hayâ duygusu, bir otokontrol görevi görür. Allah’tan utanmayan, insanlara karşı da hayâ duymaz. Kendisine saygısını ve güvenini yitirir. Sınırlarını ihmal eder. Böylelikle kendine zulmetmeye başlar. Bu hal ise Âdem ve Havva kıssasında çok güzel sunulmuştur.

Hayat, ya Âdem olmak ya da şeytan olmak için iki yol seçmemiz üzerinedir. Kendi nefsine zulmedenler tıpkı Âdem gibi yaptıklarını kabullenip, hatalarını kendi üzerine alırsa, af dileyip nasuh bir tevbe yaparsa ve bir daha yapmama yolunda gayretli olursa insanlaşır. Aksi taktirde insanlıktan nasibi olmayan onca insan müsveddelerinin arasına girer.

Görmeyen, duymayan, nasihat dinlemeyen hayvanlardan da aşağı, şaşkın olanlardan olur. Bu hakikat, Araf Suresi 179. ayetinin konusudur.

İnsana sınır çizen hayâdır, utanma duygusudur. Utanmak, hayânın kökü ve meyvesidir. Her yerde ve her zaman gören, duyan, bilen Allah’tan utanan kişi, bu utanması sayesinde kullardan da hayâ duyacaktır.

Zira Hak Teâlâ şöyle buyurur: “…Nerede olsanız, O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.” ( Fatır /37)

Hayâ; öncelikle her şeyi yapabileceğini, gücünün yetebileceğini düşünen gence yakışır. Yaş ilerleyip de hayâsızlık yapanın arkasından söylenen “kırk yaşından sonra azanı teneşir paklar” olacaktır.

Bu sözün doğruluğu, Cenab-ı Allah’ın: “…Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi?” buyruğudur. Ayrıca bu yaşa kadar yaşayanlara çok fırsatlar tanındığının ispatıdır.

İnsan öncelikle sınırlarını bilmelidir. Ahsen’el-takvim olarak yaratılan insan, ahsen’el-hadis olan kitaba uyup ahsen’el-kıssa ile önceliklerini belirlerse hayatı anlamlı olur. Sınırlarını bilirler. Ve o sınırlar içinde kalır. Aksi taktirde Rahman olan Allah’ı unutur. Bu durum Mülk Suresi 19. ayetinde şöyledir:

“Allah’ı unutanlar gibi olmayın. Allah böylelerine kendilerini unutturur. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.”

Hâsıl-ı kelam, önceliğimiz iffetimiz olmalıdır. Din tamamen güzel ahlaktır. Ahlakı korumak ise hayâyladır. Utanma duygusuyladır. Öncelikli ve önemli konularımızı belirlemeli ve istikamet üzere hareket etmeliyiz. Vesselam…

Asiye Türkan | Aile Danışmanı | Nisanur Dergisi | Ekim 2020 | 107. Sayı

Yorum yap